Şimdi şu seyrüsefer affı yasalaştı ya, eskilerin deyimiyle tevatür muhtelif…
En çok sevinenler, araç ithalatçıları oldu. Hemen açıkladılar, “Bu son olacak, çipli sisteme geçilecek, muayene yaptırmayan akaryakıt alamayacak” falan…
Şimdilik öyle bir şey yok…
Ha, eğer ikisi bir arada geçseydi, amenna.
Ama değil…
Bu af, yeni sisteme geçilecek gerekçesiyle çıkmamış mıydı..?
Hani artık seyrüsefer harcı ödenmeyecektik de, akaryakıt üzerinden alınacaktı.
Onunla ilgili şüpheler de vardı aslında. Zaten dünyanın en pahalı akaryatını satın alıyorduk, ödediğimiz her litre fiyatının dörtte birinden fazlası devlete gidiyordu, yeni durumda bir o kadar daha pahalılanacaktı…
Hepsine verilecek cevapları vardı ama, seyrüsefer uygulamasının kaldırılması için gerekli hazırlık yoktu…
Affın süresi 3 ay…
Ya sonra..?
Çipli sistem deniyor, bunun teknik bir hazırlığı olması gerekmez mi..?
Hadi 3 ay içinde herkes ödedi diyelim. Eğer 3 ayın sonunda akaryakıta bağlı yeni sistem, yasasıyla, teknik koşullarıyla hazır değilse ne olacak..?
Üç aydan sonra yeniden ödemeyen ne olacak..?
Bir af daha mı çıkartacaklar..?
Öyle ya, millet nasıl olsa aflara alıştı, ödemez, bekler, karlı da çıkar…
Maliye Bakanı Serdar Denktaş bütçe görüşmeleri sırasında, yeni uygulamayı sağlayacak olan Yol Kullanım ve Emisyon Hizmetleri Vergisi Yasa Tasarısı’nın hazır olduğunu söylemişti.
Madem hazırdı, niye aynı anda çıkarılmadı..?
Yok hazır falan değildi. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst önceki gün açıkladı zaten; “Belki bunu tamamen ortadan kaldıracağız, belki farklı bir düzenlemeye gideceğiz. Şu an bunun üzerinde çalışıyoruz”…
Demek ki, akaryakıta bağlı sistem de garanti değil…
Bazı internet sitelerinde, seyrüsefer borcu bulunmayanların harçlarının yüzde 20 faiziyle geri ödeneceğine dair haberler çıktı…
Döndüm, Meclis’ten geçen yasa değişikliğine baktım, böyle bir madde göremedim.
Daha önce siyasiler yaptıklarının adaletsizlik olduğu, borcunu ödemeyenin ödüllendirildiği, ödeyenin cezalandırıldığı şeklindeki tepkilere karşılık, ödeyenler için de bir ödül düşündüklerini söylemişlerdi. Özellikle de Serdar Denktaş.
Seyrüsefer affı konusu ilk ortaya çıktığında, uygulamanın hayata geçmesinden önce seyrüsefer ödeme durumunda olan araç sahiplerinin mağdur olmaması için uğraş içerisinde olduklarını, çalışmaların gelecek hafta net bir şekil alabileceğini söylüyordu.
Tarih geçen yılın Mayıs ayıydı…
Karanemayle af çıkarıldı, olmadı, beklendi, yasası geçti, o gelecek hafta hiç gelmedi….
Şimdi ödeyenler tam anlamıyla enayi oldu mu..?
Oldu…
Yani böyle bir ödül beklemek de akıl işi değildi zaten.
Yanında çalıştırdığı işçinin tüm yatırımlarını yapan da enayi olmadı mı defalarca..?
Ya da vergisini bir tamam ödeyen..?
YERİN KULAĞI VAR
NİYET YOK:
Başbakan Özgürgün’ün son açıklamasıyla erken seçim yeniden gündeme geldi. Herkes birbirine hodri meydan çekiyor ama, kimse elini taşın altına koymaya yanaşmıyor. UBP ve CTP erken seçim konusunda ciddiyseler giderler Meclis başkanlığına önerge verip süreci başlatırlar. Bu işler öyle karşılıklı hodri meydan çekmekle olmuyor…
NE YAPMAK İSTİYORLAR:
Ülke hem ekonomik hem de sosyal olarak, patlayama hazır bir bomba gibi. Müzakere masası darmadağın, içeride hükümet var mı yok mu belli değil. Vatandaş perişanları oynuyor, iflaslar kapının eşiğinde, döviz herkesi yaktı kavurdu ama, hükümetten tıs yok. Günü, daha doğrusu gelecek seçimi kurtarmak adına yapılan birkaç açıklamanın dışında tek icraat yok. Toplumun dayanacak gücü kalmadı o başka mesele…
FAZLA NAZ AŞIK USANDIRIR:
Anastasadis’in durumu aynen böyle. Rum liderin bu tutumu herkesin canını sıkmış olacak ki TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Rum lider Nikos Anastasiadis çözüm istemiyorum diyorsa, söylesin. Bu işi bitiririz” diyerek tepkisini dile getirdi. Ver, ver de nereye kadar. Ya oturun her iki tarafın da kabul edeceği bir plan üzerinde anlaşın, ya da herkes kendi yoluna deyip noktayı koyalım… Sonuçta kimsenin karlı çıkmayacağını da bilin…
SADECE İKİ VEKİL Mİ:
Sayıştay üyeliği konusu hükümeti sıkıştırdı. Dedik ya, tam bir siyasi rüşvet girişimiydi. Gelen tepkilerden mi bilinmez, dün yine toplanamadılar. Yalnız Ahmet Kaşif ve Mustafa Arabacıoğlu salondaydı. Bu durumda sadece bu iki vekil mi bu siyasi rüşvete tavır koymuştu, yoksa ne olur ne olmaz diye nöbetçi vazifesi mi yapıyorlardı…..
NE DEMEK LAZIM:
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Rum Yönetimi ille de Yunanistan’a bağlanmak istiyorsa adayı terk edip Atina’ya göçmesi, bir daha da geri gelmemesi en samimi tavsiyemizdir” demiş. İyi de bizdeki Türkiye’ye bağlanmak isteyenlere de, o zaman Ankara’ya gidin ve bir daha geri gelmeyin” dememiz mi lazım…
BOŞ AÇIKLAMALAR BUNLAR:
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı telefonla arayarak, Trump yönetiminin çözüm için her türlü desteği vermeye hazır olduğunu söylemiş…. Nicelerini duydu bu kulaklar… KKTC Cumhurbaşkanlığını ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı’nı bile gördük. Ne oldu? Suçluya, suçlusun diyemedikten sonra…
ZİRVEDEKİLER
Başaran Düzgün: “Adam, Meclis tarafından Sayıştay üyeliğine seçilecek. Emekliliğine 3 ay kaldı. Böylesine operasyonlar devlete olan inancı yerle bir etmektedir. Zaten, inanç konusunda ciddi zafiyetler yaşayan bu devlet yapısını nepotizm kokan hareketlerle daha zaafiyete uğratmak çokça yanlıştır. Hele de bunu yapan Rum’a karşı, ‘devletim da devletim’ diyen UBP ise, zaafiyet katlanarak büyür…”.
DİPTEKİLER
Ercan Otopark: Eskiden neyse o… Ercan üzerinden yılda on milyonlarca lira kazanan, vergi rekortmeni olan Taşyapı’nın işlettiği otopark alanında, çıkış kapıları bozuk. Gecenin ikisinde gidiyorsunuz, paranızı ödüyorsunuz, bekliyorsunuz, kapılar bozuk. Geri dönüyorsunuz, sizi uzaktan takip ediyor, kapıyı kendileri açıyorlar. Ha bu arada, Taşyapı’nın devlete ciro ödemesi için verilen tarih 17 Şubat’tı. Kimseden ses çıktığı yok… Ödemenin üç aylık periyodlarla yapılacağı söyleniyordu. Nisan’a kadar bekleyelim bakalım…
































