Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslı Türk ahalinin ne kadar aciz olduğu herhalde ekonomik buhran dönemlerinde anlaşılır!
Yoksa Kıbrıs meselesinin siyasi yönü artık kanıksanmış durumda; buhran olması için “dış mihraklar”ın yeniden plan yapması gerekiyor!
…
Kıbrıs yönetimi Osmanlı’dan İngilizlere geçtiğinde, dönemin gazetelerine bakıldığı zaman meselenin çoğunu eğitim ve ticaret oluşturuyordu.
1890’lı yıllarda yayınlanan Zaman ve Kıbrıs gazeteleri bu meseleleri dile getiren yazılarla doludur…
…
Osmanlı döneminde Türkler dünyadan oldukça geride kalmışlardı.
Matbaa 200 yılı aşkın bir zaman sonra girebilmişti Türk toplumunun içine.
Haliyle treni gördüğünde öküz gibi bakacaktı insanlar söylemesi ayıp!
…
Sözünü ettiğimiz “Kıbrıs” gazetesinin 24 Nisan 1893 tarihli sayısında yer alan bir yazıda şöyle denilmektedir:
“…Bir memlekette ticaret ve ziraatın ne derece önemi varsa, sanayi dahi en az onlar kadar önemlidir…” (Ahmet An, Kıbrıs Türk Toplumunun Geri Kalmışlığı, s2.)
…
Aydın insanlar gidişatın farkındaydı.
Geri kalmışlığın da.
Adaya İngiliz gelmiş ve yeni bir dünya önlerine serilmişti.
Buna ayak uydurmak gerekiyordu ama durum pek vahimdi.
Eğitim neredeyse sıfır derece seviyelerindeydi; çocuklar sübyan mekteplerinde Kuran okumakla meşguldü.
Bu bakımdan eğitim meselesi ekonominin de önünde duran en acil mesele olarak görülüyordu.
Aynı gazetenin aynı tarih ve 27 Kasım günü yayınlanan sayısında şunlar yazılıdır:
“Dini bilgileri elbette öğrenilecektir, ancak eğitim yalnızca dini bilgiler ve bunların tahsili için vasıta olmayıp, insanlara lazım olan okuma, yazma, tarih, fen gibi bilimlerin öğretilmesi gerektiği aşikardır. İşte, Hıristiyan mekteplerinin Müslüman mekteplerine nisbetle ileri olması işte bu yüzdendir… (Aynı eser, s5.)
…
Bugün içinde bulunulan durum o dönemlerle kıyaslanamaz.
Yine de iç açıcı olduğu söylenemez ama…
…
1976 yılı olmalıydı, dönemin yönetimi Kıbrıs Liralarını 36 TL’den bağlamış, ahalinin paralarını sıfırlamıştı!
Ne kadar şikayetler falan olsa da ganimet dönemiydi ve o sarhoşluk içinde o buhran atlatılmıştı!
…
Sonra muhterem ahalimiz sanayi Holdinge bağlı fabrikaları çalıştırmaya başlayım derken yüzüne gözüne bulaştırmış,
Hepsini kapatmış,
Ve kendisine önerilen bavulculuğu yapmıştı!
Halbuki bavul falan dendi mi “Aydın Çantaevi” akla gelirdi!
Özal dönemiydi ve meğer bavul ekonominin ta kendisiydi!
Hatırlayın,
Çarşı pazar bavulculardan geçilmezdi…
…
Diyeceğim dünle bugün arasında büyük farklar vardır.
Bunu teslim etmek lazım.
Bugün dünden daha iyi ama her defasında bir kriz bir buhran bir acizlik!
…
Ne diyordu o gazetede?
Okuma, yazma, fen bilimleri öğretilmesi lazım.
Peki, günümüzde bunlar da yapıldığına göre sorun nerede?
Hangi bilimlere gereksinim var?
































