Bugün Lefkoşa içindeki yol güvenliğine değinmek istedim. Özellikle gerekli veya gereksiz yerlere konan kasis veya tümseklerin gece hatta gündüz bile araçlara verdiği zarar ve insan güvenliğine verdiği tehdit ve kazalar ortadadır. Okullar çevresinde bu tür yol engelleri konurken haklı gerekçeleri vardır. Ancak şehir içi ve bazı ara sokaklara kadar konan engelleri anlamak güçtür. Herhalde o sokakta oturan bir veya birkaç kişinin arzusu için olmuştur. Çünkü başka anlamı yoktur. Trafiği çok az olan bu ara sokaklardaki tümsek ve kasisleri sadece Lefkoşa’da değil her il veya ilçede görmek mümkündür. Bu engelleri hangi makamlar koyar, hangi gerekçelerle bilmiyorum. Çünkü konan yollarda, belirlenmiş bir kriter olmadığı ortadadır. Aynı kapasitedeki birçok ana yol ve sokakta olmadığı halde, bazılarında vardır.
Ancak her şeye rağmen, standart kriterleri olmayan böyle bir tedbir alınmışsa, behemehal bunun bakımını da devam ettirmek, bunları koyan makamın sorumluluğu olmalıdır. Bu tümseklerin ilk yapımda boyanan renkleri kaybolmuştur. Bu tümsekler konmuşsa en azından birkaç ayda bir sürekli ve araba ışıklarına yansıyacak fosforlu boyalarla boyanması ve takibi şarttır. Yerine göre Belediyeler, karayolları, trafikten sorumlu makamların bunları sürekli takip etmesi zorunluluğu vardır. Aksi halde özellikle geceleri görünmeyen tümsekler ve kasisler resmen insanlara kurulmuş “tuzak”lar durumundadır. Hele Lefkoşa sokaklarının çoğu yerleri, yer yer ışıksızdır. Gece karanlığında hem çukurlar hem de gelişigüzel kazılıp bırakılmış çamur içinde ve içi su dolu derin çukur banketler ve de boyaları dökülmüş, silinmiş tümsekler insan hayatını tehdit etmektedir. İnsan hayatı bu kadar mı ucuzdur? Sorumlular bu kadar basit ve rutin, cüzi para isteyen hizmetleri de mi yaptıramayacak duruma geldi? Ana yollara konan engeller hız yapılmaması için ise ve bakımı yapılamayacaksa o zaman hızı kısıtlayan levhalar veya kameralar konabilir. Önemli olan sadece bir şeyi yapmak değil idamesini de sağlamaktır. Geçenlerde Karayolları sorumluları, basın kanalıyla, şikâyet edilen yollar ve açılan çukurlar için gayet serin bir şekilde zaman dahi belirtmek ihtiyacını duymadan alay edercesine, “sırası geldikçe yapılacaktır”, cevabı doğrusu hissedilen duyarlılık ölçüsünü göstermektedir. Belediyenin de şehir içinde yeni yol, tamir veya asfaltlama yapımlarından ümit kesildi de hiç olmazsa eksik kaldırımların, çukurların tamiri gibi hizmetleri yapması en asgari görevlerindendir. Gönyeli kavşağından Lefkoşa’ya ayrılan ana yola girerken, aylardan beri kazılan ve toprak ve çakılla kapatılan, çukurlanmış bir şerit bile, asfaltlanmamıştır. Kaza olması mı beklenmektedir? Hangi belediye veya karayolları dairesi sorumlu ise görevini yapmıyor maalesef.
Tertemiz bakımlı bir ortam istemek ve beklemek çok bir şey değildir. Temiz ve bakımlı bir çevre insanın ruhunu dinlendirir. En azından halka bu asgari ihtiyaç sağlanmalıdır. Çocuklara temiz ve bakımlı ve yeşil oyun alanları, spor, yürüyüş alanları istemek, sosyal hayata renk katacak, boş zamanlarını değerlendirecek, geliştirici, eğitici imkânlar sağlamak ve sunmak, başta belediye olmak üzere, hem Gençlik ve Spor Bakanlığının ve hem de Çevre Bakanlığının asgari görevlerindendir. Koskoca Lefkoşa’da, temiz ve herkesin çoluk çocuğuyla gidip oturup bir çay içeceği, dolaşıp hava alabileceği ve birkaç saat geçirebileceği bir yeşil alanı bile maalesef yoktur. Halka hizmet açısından çok zafiyetler vardır. Vergiler toplanır ancak hizmet, sadece bir çöp poşetlerini toplama ile çöp bidonlarını boşaltma olmamalıdır.
2-Bu hafta gündemi en çok dolduran ve herkesi Türkiye’de ve KKTC’de yürekten sarsarak toplumu ayağa kaldıran Özgecan olayı şiddetin ve özellikle kadınlara ve çocuklara karşı şiddetin artarak devam ettiğinin isyanıdır. Her gün kadına karşı işlenen tecavüz, eziyet ve şiddet artarak devam ediyor. Daha bu cinayetin ardından aynı hafta içinde tekrarlanan tecavüz ve kadın katliamı devam etmiştir. Çocukların ve kadınların katliamı ve işkence haline gelen her türlü şiddetin durdurulması ve önlenmesi bir devlet politikası olmalıdır. Eğitimle birlikte ceza mekanizması da çalışmazsa sonuç caydırıcı olmaz. Esas olan hem çocuklara verilen veya aşılanan kültür, terbiye ve eğitimdir. Çevre baskısı ve anlayışıdır. Bunu değiştirmek hem annelerin, babaların verdiği terbiye ile birlikte çevre inançlarının, baskılarının, kadına ve çocuğa bakış açısının değiştirilmesine bağlıdır. Bu da adeta genel seferberlikle devlet öncülüğünde etkin projelerle yaygınlaştırılarak sivil toplum örgütleri ve halkla birlikte gerçekleştirilebilir. Cezai müeyyideler de tamamlayıcısıdır. Toplumumuzda alışık olmadığımız, şiddet, uyuşturucu, katillikler ve hırsızlıklar vb her türlü gayrı ahlâki olaylar, her gün basınımızda verilen haberlere göre endişe verici boyutlara ulaşmaktadır. Bunu önleyecek her yönden, eğitici, caydırıcı ve suç kaynaklarının kurutulması önlemlerinin alınması, devletin gücünü ortaya koymakla azaltılabilir.
































