Vergi verenlerin listeleri açıklandı ya.
Ve bizim yetkililer “vergi toplamak lazım” dedikçe hani bilinen deyim ile “fes başımdan fırlıyor.”
Yetkililerin tek tek isimlerini burada sıralayarak konuyu “bakanları eleştiriyor” sığlığına çevirmeyeceğim.
Çünkü bizde maalesef öyle bir algı oluşturuldu.
Başbakana, Başbakan Yardımcısına, bakanlara veya örneğin belediye başkanlarına yönelik bir eleştiri mi yaptınız konu derhal kişiselleştiriliyor ve sanki de bu köşenin yazarının onlarla şahsi bir sorunu varmış gibi yansıtılıyor.
İşin kötü ve son derece garip tarafı da o yetkililer de eleştirileri böyle algılıyor.
Ne kadar yanlış.
Yanlış olduğu kadar iptidai de.
Şimdi ben “kardeşim, pırıl pırıl ve kasası dolu bir belediye devraldın, koskoca şehir batmak üzeredir” diye yazarsam belediye başkanı ile şahsi bir sorunum mu var demektir?
Adamcağızı nerdeyse bir yıl oldu görmedim ve sesini duymadım.
Tabii kumar ya da yasa dışı bet parasıyla yayınlanan tetikçi gazetelerin ve internet sitelerinin de etkisi vardır böylesi yanlış algıların oluşmasında.
Tetikçilik yapmak için yayınlandıklarından dolayı kötü haber-iyi haber gerçeği altüst oldu.
Neyse, bu yazının konusu medyanın içine düşürüldüğü durum değildir.
Medyanın hali bir başka fecaat.
***
Vergi toplayamamaktan şikayet eden yetkililer var ya, şimdi onlara bir dizi sorular soracağım;
Sık sık kumar baronlarıyla bir araya gelip de onlardan her türlü desteği talep eden üst düzey bir yetkilimiz çok zengin olduğuyla övünen kumar baronuna şöyle diyor mudur?
- Beyefendi, isminizi vergi ödeyen şahıslar listesinde görmedim, niye vergi ödemiyorsunuz?
Veya kumarhanelerin eğlence gecelerinde boy gösterip de mesela Türkiye’den gelen ünlü sanatçıların konserinde felekten bir gece çalıp mest olan malum bakan kumarhane yetkililerine şunu diyor mudur?
- Birader her şey çok güzel de sahibiniz beyefendiye selam söyleyiniz biraz da vergi ödesin. Bakın biz size sınırsız hem de ömür boyu teşvikler veriyoruz. Siz de biraz elinizi cebinize atınız artık.
Veya, bazı gazetecileri satın alıp da onların üzerinden siyasilerle toplaşıp sık sık yemek yiyen otel sahibine şöyle söyleniyor mu?
- Uzun yıllardır vergi listelerinde adınız yoktur, yoksa ben mi göremedim?
Ünü ve zenginliği bizi de aşıp uluslararası olan ve reklam maksatlı düzenlediği etkinliklere yetkililerin koşa koşa gittiği işadamına şöyle bir espri yapılıyor mu?
- Dünya seni tanıyor, sen de bizi tanı da birkaç kuruş verdi ver?
***
Şimdi bu örnekler böyle uzar gider.
Peki yetkililer bu örnekleri bilmiyorlar mı?
İlla ki bizim söylememiz mi gerekir?
Biliyorlar, hem de çok iyi biliyorlar.
Ama tek bir kuruş vergi bile talep edemezler.
Niye mi?
Çünkü Kıbrıs Türkünün değil onların hizmetindedirler.
Baronların…
































