Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Halkın adayı…”

Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için yarış biraz erken başladı. Önce Akıncı ve Özersay, ardından CTP adayı Sibel Siber adaylıklarını açıkladılar ve seçim çalışmalarına gayri resmi bile olsa başladılar. Eroğlu’da baktı gördü ki, adaylar meydanlarda sesini duyurmaya başlamış. O da haklı olarak, biraz da geride kalmamak adına adaylığını açıkladı ve seçim startını verdi…
Bu arada, sol cenahtan yeni bir adayın çıkabileceği de, bugünlerde sıkça konuşulmaya başladı… Sonuçta her KKTC vatandaşının, aranan kriterle sahip olmak şartıyla aday olma hakkı var. Öyle görünüyor ki, Nisan ayına kadar başka adaylar da görebileceğiz…
Her neyse, şimdi yazacaklarım için kimse kusura bakmasın ama, yarışa, arkasına bir partiyi alıp giren adayların şansının, diğerlerine göre, biraz daha fazla olduğuna inanıyorum. Ancak, arkasında bir veya birkaç parti desteğinin bulunduğu adayların çıkıp da, “ben bağımsızım, halkın adayıyım” demesine anlam veremiyorum. Halk derken neyi kastediyorlar dersiniz acaba..?   
Konuyu biraz daha açarsak, örneğin Sibel hanım CTP’nin adayı ve belli bir kesimi temsil ederek yola çıkıyor. Bağımsızım diyen Derviş bey UBP ve DPUG’nin, Akıncı TDP ve BKP’nin adayı. Ama yine de halk adaylığından bahsediyorlar. Bu bir çelişki değil mi?  Herhangi bir partiden aday çıkanlar, halkın adayı olmuyorlar mı yani…
Aslına bakarsanız, bu seçimlerde bu bağımsızlık hikayeleri sökmeyecek. İnsanların kriterleri şimdiden belli.

MİNİBÜSTEN CANAVAR..!
Aylardır bu köşeden dile getirdiğim bir sıkıntıydı Girne-Lapta-Karşıyaka dolmuşları…
Türkiye’den gelen turistlerin sürücülerin sigara içmesinden şikayet ettiklerini de yazmıştım, sürücülerin trafiğe aldırmadan istediği yerde durup hareket etmelerini de…
Dün baktım, Detay gazetesi de bu konuda geniş bir haber yayınlamış…
Bizim kimsenin ekmeğinde gözümüz yok. Ancak son duraktan boş kalkan bir minibüsün, yoldan yolcu toplayacak diye köşe başlarını mekan tutmasından, keyfi yolcu indirip bindirmesinden, sürücülerin asla kabul edilemez davranışlarından hepimiz yıldık artık…
Yıldık, bıktık, şikayet ettik, yazdık çizdik de değişen bir şey yok.
Çünkü denetim yok…
Allah bilir hangi seçim zamanlarında kafaya göre dağıtılan aşırı sayıda izinle, yollarda canavarlar dolaşır olmuş, kimsenin umuru değil…
Hazır yeniden gündeme gelmişken bir kez daha yazalım dedik, belki daha büyük tatsızlıklar çıkmadan birileri kıpırdanır…

YERİN KULAĞI VAR
İHTİYAÇTAN:
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik açıklamasında, “Eroğlu’na  asıl şimdi ihtiyaç var… Anastasiadis’in ne kadar kurt bir politikacı olduğunu ve olayı nerelere  götüreceğini görebiliyoruz.  Bu yüzden Sayın Derviş Eroğlu’nun o güçlü duruşuna ve liderlik vasfına ihtiyacımız var” değerlendirmesinde bulunmuş. Ne yapsın, iş başa düştü. Hazır bir aday bulmuşken, ver gazı da korkma Hüseyin bey. Bu saatten sonra aday bulmak öyle kolay olmasa gerek… Bu arada anlaşılan, Eroğlu bu kez sadece sağın oylarına talip. Geçen defaki gibi, tüm kesimlere yönelik esnek söylemler yok.

HERKESİN DERDİ BAŞKA:
Masanın dağılmasıyla birlikte biten toplumlararası görüşmeler kimsenin umurunda değil. Her iki toplum liderinin de bugünlerde müzakere masasını düşünecek zamanı yok. Anastasiadis can derdine düşmüş, ameliyat için gün sayarken, Eoğlu ise, nisan ayında yapılacak seçimleri nasıl kazanırım derdinde. Onun için kimse Mayıs ayına kadar masanın yeniden toplanmasını beklemesin.

NE OLACAK BU GENÇLER:
Kaşif grubunun istifalarının hemen ardından, “UBP’de başkanlık hayali kuranların bu geri dönüşe sıcak bakmayacaklarını” yazmıştım.  Ahmet Kaşif her ne kadar ,”hiçbir sorunum yok” dese de, UBP’deki bazı isimler, bu geri dönüşe pek sıcak bakmadıklarını söylemeye başladılar. Nazım Çavuşoğlu, kendisinin bu kişilerle hiçbir sorunu olmadığını ancak, UBP saflarında aday olmak isteyen birçok gencin, önünün tıkanacağını savundu…

KENDİM İÇİN DEĞİL:
Bağımsız milletvekili Ahmet Kaşif UBP’ye dönmek için her türlü yolu deniyor. Partiyi çok iyi biliyor olmalı ki, geri dönüş bileti için UBP’nin zayıf karnını öne sürdü. Hani bir laf var, “kendim için bir şey istiyorsam namertim” diye. Ahmet Bey de UBP’ye geçme isteğini, “kendi için değil, partinin para kazanması için” olduğunu söylüyor. Varın yorumunu siz yapın…  

SOLDA YENİ BİR ADAY:
Ülkedeki sol gurupların, mevcut Cumhurbaşkanı adaylarının hepsinin de “halkın adayı” oldukları yönündeki açıklamalara tepki gösterdiği ve “gerçek anlamda solun adayı” olabilecek bir ismi, Nisan seçimlerinde aday göstermek için çalışma başlattıkları iddia ediliyor. Solu temsil edecek adaylar arasında, Alpay Durduran isminin öne çıktığı konuşuluyor…

NE DEMEK İSTEDİ:
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu yeni Askerlik Yasası’yla ilgili Meclis’te yaptığı konuşmada, sorunu kaynak yaratarak çözmeye çalıştıklarını ancak bunun yapılamadığını, bütçenin ortada olduğunu söyledi. Yani Sayın Başbakan, “bu yasayı şimdilik buzdolabına kaldırdık” mı demek istiyor, yoksa “kaynak arayışımız devam edecek” mi diyor. Vallahi ben anlamadım. Anlayan varsa, anlamayanlara anlatsın bir zahmet… 

ZİRVEDEKİLER
Teneke Çocuk: Yeşil Barış Hareketi, atık teneke kutuların belirlenen merkezlerde toplanıp, geri dönüşüme kazandırılması ve elde kazancın da hastanelerin çocuk bölümlerinin iyileştirilmesinde kullanılması projesi başlattı. Aynen mavi kapak tekerlekli sandalye kampanyası gibi. Hem  çevreye, hem çocuklara yönelik bu sorumluluk projesi takdire ve desteğe değer…

DİPTEKİLER
Ahmet Kaşif: Bağımsız milletvekili Ahmet Kaşif, ülkedeki “milletvekili pazarı”nın nereden nereye geldiğinin en son ve en somut örneği oldu. Havadis gazetesine yaptığı açıklamada, milletvekillerinin partilere aktardığı devlet katkısının göz önünde tutulursa, yeni mali yıl öncesinde, yani Aralık ayının 20’sine kadar dönüşü netleştirmek zorunda olduklarını ifade etti. Yani bizi alırlarsa daha çok para alacaklar demek istiyor Sayın Kaşif… UBP’nin kapısında, elinde çeklerle bekler gibi…