Aslında hiçbir şeyin şokunu yaşamadığımızı ne yaşıyorsak Kıbrıs Türk toplumunun başına ne geliyorsa kendi verdiği kararlardan dolayı geldiğini önce kendiniz kabul etmeliyiz.
Memleket memleket olalı böyle durum görmedi, demokrasi, bilim, gelenekçilik, içtihat nede ritüel bırakmadılar, tüm bu yaşadıklarımız halkın gözünün önünde yaşanırken halka hizmet etmek için seçilenlerin görev talep edip görev aldıktan sonra kendi aralarındaki tüm anlaşmazlıklarına, Kıbrıs Türk halkının yaşamını geleceğini etkileyecek şekilde umursamadan ”Halkın Devletini temsil etmek için kurulan hükümetin’’ hükümet kurma işlerini canlarının istediği zaman bozabilecekleri istediği zamanda kurabileceklerini kendilerine hak gören bu zihniyetin başımıza daha neler getireceğini hep beraber göreceğiz.
Yaşadığımız bu zor günlerin kaygılarımızın sıkıntılarımızın Ekonomimizin en önemlisi demokratik haklarımızın göz ardı edilmeyeceği bir zamana doğru ilerlemediğimizi bilmeliyiz.
Ülkede hayat pahalılığı hiç hız kesmeden devam ederken, enerji maliyetleri tavan yapmışken günlük elektrik kesintileri alışagelmiş bir hale gelmişken, Toplum yararına politika üretmesi gerekenler kendi anlaşmazlıklarının, toplumsal hakların üzerinde tuttukları tüm bu yaşananlarla kamuoyu önünde yaşanmaktadır.
Ülkemizi demokrasi gereği halkının oyları ile seçilerek gelen Cumhurbaşkanlığı ve parlamento bu yaşananlar noktasında izahı olmayan bir yöntemle hükümetlerin bozulup kurulmasını bu durumu da meşruymuş gibi göstermeye çalışılması, halkın aklı ile oynamaktan başka bir anlam ifade etmemektedir.
Evet bunlar oluyor da bu ülkenin Anayasası, yasaları herkesin gözü önünde çiğnenirken, tüm sorunların çözümünü siyaseten çözüleceği noktadan biraz daha geniş bir çerçeveye geçerek toplumun demokratik haklarımızın savunması gereken devletin bürokrasisi ve sivil toplumun içindeki temsilciler öne çıkarak bu duruma halkla beraber dur demedikçe bu yapılanları kabul ve meşhur olduğunu kabul etmiş sayıldığımızı biliyormuyuz .?
İşin özü kendi haklarımızı demokrasimize,toplumsal sözleşmemiz olan anayasamızı, sahiplenip bu çerçevede haklarımızı arayabileceğimiz yeni mücadele alanlarına ihtiyaç görüldüğü bir gerçektir.
Halk varsa Devlet ve hükümetler vardır, Kıbrıs Türk halkı bunu anlamalı seçtikleri temsilcilerin görev ve yetkilerininin kötüye kulanılmasına izin vermemeldir.
































