Şehir Planlama Dairesi, gazetelere verdiği küçücük bir ilanla, Girne 2’nci Bölge’de Emirname değişikliğine gitme kararı aldığını, konuyla ilgili olarak, İyi İdare Yasası çerçevesinde, halkla Danışma Toplantısı yapılacağını duyurdu.
Açık yazalım, Karşıyaka, Lapta, Alsancak, Malatya, İncesu, Yeşiltepe, Ilgaz, Karaoğlanoğlu, Erdemit, Karaman, Zeytinlik, Girne, Koğanköy, Karakum, Ozanköy, Beylerbeyi, Çatalköy, Arapköy, Beşparmak, Karaağaç, Esentepe, Bahçeli’yi içine alacak şekilde, neredeyse tüm Kuzey sahili…
Bir kere daha tekrar edelim, mesele, Karaoğlanoğlu bölgesinde Zeyko Yağ Fabrikası arazisine dikilen, izni 4 kat olmasına rağmen 7 kata kadar yükselen otel binasından çıktı. Şimdi bu yasa dışılığa kılıf uyduruluyor.
Hükümetin UBP kanadı, bir önceki ortaklığında “olmazsa olmazımız” dediği inşaatın çok katlı olması için ısrarını sürdürdü ve iş bu noktaya geldi. Bir siyasi böyle bir olaya nasıl baş koyar onu da anlamak zor ya, neyse…

Toplantı dündü. Onlar sandılar ki, o küçücük ilanı kimse görmeyecek, daha önceki değişikliklerde olduğu gibi bunu da kazasız belasız geçirecekler.
Oysa haber sosyal medyada büyük ilgi gördü. İlan elden ele geçti. Beklemedikleri bir kalabalıkla karşılaştılar. Sivil toplum örgütleri, siyasi partiler yanında, çok sayıda bölge insanı, küçücük salona sığmadı.
Vatandaş atılacak her adımın olumlu ya da olumsuz kendini etkileyeceğini biliyor ve tedirginliğini açığa vuruyor.
Şehir Planlama Dairesi Müdür Vekili Türkmen Yiğitcan konuşmaya çalışırken, beklenmedik bir şey oldu ve canı burnunda halk öfkesini ortaya koydu. Yapılanın doğru olmadığını hep bir ağızdan haykırdı.
Halka doğru dürüst ulaştırılmayan ilanda, Emirname’nin nasıl değiştirileceğinin belirtilmemiş olması,salonun küçük oluşu, toplantı saatinin mesai saatine denk getirilmesi protesto edildi.
Müdür Vekili Yiğitcan’ın “paramız yoktu” sözü kıyametin kopmasına neden oldu. Katılımcılardan biri “Bir günde müşavir ordusu yaratmaya paranız var ama” derken, bir diğeri, çok katlı binaların kanser gibi metastas yaptığını, Girne’nin yaşanmaz hale geldiğini söyledi.
Sonuçta, halka ulaşacak yeni bir ilan verilmesi, daha uygun bir zamanda ve daha geniş bir mekanda yapılması kararıyla, toplantı ertelendi.
Burada benim için önemli olan, sade vatandaşın gösterdiği büyük tepkidir. Umarım bu ranta yol verenler de bu büyük tepkiyi görmüştür. Toplantı sonrası konuştuğum insanların bir çoğu, herhangi bir parti yandaşı falan da değildiler. Hatta bir çok ev kadını, emekli de vardı aralarında. Şimdi internet üzerinden imza kampanyaları hazırlıyorlar. Eğer bu karar onaylanırsa, iktidar partilerinden hiç bir vekile bir daha oy vermeyeceklerini söylüyorlar…Yani bir reddediyoruz da buradan çıktı.
Halk, demokrasiye, katılımcılığa ve bölgesine sahip çıktı, rantın karşısında durdu. Bence dün toplantının yapılamamış olması bile, büyük bir olaydı…
Ama demokrasinin gereği yerine geldi mi? Henüz değil. Katılımcı demokrasiden söz edebilmek için, alınan kararların da halkın tutumuna uygun olması gerekir.
Sorun, CTP’nin bildirisinde belirttiği gibi, tek bir yapının veya birkaç yapının yarattığı sorunlar değildir. Sorun, ülkenin günü birlik alınan kararlarla kaosa sürüklenmesi, sahillerin parsellenmesi, doğanın tahrip edilmesi, ticari ve siyasi rant için yasaların ellenmesidir.
Düşünsenize, Lapta’dan, Esentepe’ye kadar çok katlı inşaat izni verilmek isteniyor. Yakında Kuzey sahillerinde denizi görmek mümkün olmayacak.
Yıllarca emek verilen bir Ülke Fiziki Planı var. Buna bağlı İmar Planları çıkacak. Şeker suya mı düştü?
Demek ki düşmüş.
Bu telaşın başka izahı yok.
YERİN KULAĞI VAR
GEÇMİŞİ DE UNUTMADAN: Dünkü Emirname toplantısında halkın gösterdiği tepkiyi heyecanla karşıladık. Ama aklıma yıllar önce Girne’ye gökdelen dikilecek diye yapılan eylem geldi. En önde yürüyenlerden bazılarının, şimdi o protesto edilen “gökdelen” yüksekliğinde binaları var. Daha sonra çıkarılan ve çok katlı binalara izin veren Emirname’yi kullanarak kendi binalarını diktiler. Bunu da düşününce insanın umudu kırılıyor. İnşallah bu kez böyle olmaz ve demokrasi, sağduyu galip gelir…
İÇİNE ETTİNİZ: Yıllardır çıkarttıkları emirnamelerle memleketin içine ettiler. Gelen iktidarlar, kendi yandaşlarına rant sağlamak adına, emirnamelerle şehirçiliği yap boz tahtasına çevirdiler. Zaman içinde, 3-5-10 katlı apartman izinleri ile, özellikle de turizm kenti Girne’nin içine ettiler. Ve ne yazık ki, daha da etmek için çareler arıyorlar. İyi de bu kadar çok bina için alt yapınız, yollarınız, yeterli elektriğiniz, hatta oto parkınız var mı..? Cevap; YOK… !
HESAP SORULMAYINCA: Yenierenköy Belediye Başkanı Mesut Yıkıcı istifa etti. İstifa gerekçesi, kendisinden önceki dönemden gelen borçlar. Devletin katkı payından kestiği avans, bankalardan borçlanma durumu olmaması. Yani batırılmış olması. O yokluğa rağmen yaptıkları da ortada. Ama çıkış yolu yok. Ne acı. Tüm bunlar belediyeyi batıranlardan hesap sorulmadığı, cezalandırılmadığı, devlete verdiği zarar ödetilmediği için oluyor. Suçlular da ellerini kollarını sallayarak geziyor. Hem de her bölgede. Böyle bir demokrasi, böyle bir hukuk devleti olabilir mi..?
ASLAN PAYI MAAŞLARA: Bugüne kadar verdiğimiz vergilerin vatandaşa, “yol, su ve elektrik” olarak geri döndüğü söylendi hep. Meğer gerçekler hiç de öyle değilmiş. Fecebook’ta, Sosyal Ekonomi isimli site yapmış olduğu araştırmaya göre, ödenen 100 TL’lik verginin 62 TL’si maaş ve ücretlere giderken, sadece 1.40 TL’si yatırımlara ayrılıyormuş. Zaten çökmüş alt yapımıza, tarlaya dönen yollarımıza baktığımızda verdiğimiz vergilerin bize dönmediği çok açık…
ŞİMDİ NE OLACAK: Türkiye’den gelen suyun fiyatıyla ilgili tartışmalar süredursun, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, “4 TL’nin üzerindeki fiyatlar gerçekçi değil” değerlendirmesini yaptı. Çavuşoğlu, belediyelerin %50 kaçaktan bahsetmelerinin de gerçek olmadığını savundu. Bakanlık belediyelere “kaçağınız hakkında bilgi verin” demiş, cevap bile vermemişler. Çavuşoğlu’nun iddiaları doğruysa, o zaman bazı belediyeler su fiyatıyla ilgili vatandaşı iyi kazıklıyor…
SADECE BACASI KALMIŞ: Eski Zeyko Yağ Fabrikası’nın mevcut yapısının korunarak yanına da butik otel yapılacağı şeklinde başlayan ancak, şu an 7. katı çıkılan otel fabrikayı da sildi süpürdü. Şimdilik sadece bacası kalan fabrikanın bacayı ne yapacağı ise merak konusu. Bence son kalan o bacayı da, otel inşaatı için izin veren herkese hediye edelim, onlar koyacak bir yer bulurlar…
ZİRVEDEKİLER: Tufan Erhürman: “Tek bir yapı, tek bir kişi için böyle işlem yapılamaz” diyen CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman, “Emirnameler yasak yapılara yasallık kazandırmak için kullanılıyor. Bu, hukuk devletindeki mantığı baş aşağı çeviren bir mantıktır” değerlendirmesinde bulundu…
DİPTEKİLER: Hasan Songur: Daha 3-4 gün önce, “74 öncesi Kıbrıslı Rumlara ait ev satın almayın” diyen Emlakçılar Birliği Başkanı Hasan Sungur, bu söylediklerinin daha mürekkebi kurumadan, 180 derecelik bir dönüş yaparak, bu kez de, “KKTC’nin verdiği bütün tapular geçerlidir” dedi. Şimdi biz Sungur’un, hangi açıklamasına inanalım…
































