Hala Sultan’da baskılar ciddi sonuçlar doğuruyor

28 Şubat 2018 Çarşamba | 16:46
Kemal Akkan Batman

Yeniden bu köşede birlikteyiz, kaldığımız yerden devam. Hala Sultan İlahiyat Koleji (HSİK)’nde baskılar kötü olaylara neden oluyor. Basına da yansıdı; bir çocuğumuz kendini jiletledi. Öncesini de ben aktarayım. Aynı öğrenci iddiaya göre baskılar yüzünden daha önce de bu denli olaylar yaşamış. Baskılar artarak devam ediyor. Çocuklarımız üzerindeki bu baskı, hoşgörünün kişilik özeliği olduğu KKTC yaşanıyor. Daha ne bekliyorsunuz? Birinin canına kıymasını mı? Yürütmeyi durdurma kararı mı alırsınız, okulu mu kapatırsınız, ne yaparsanız yapın ama yapın; bir önlem alın.

Kimse ‘ses’ çıkaramıyor ve emin olun, okuldaki bu durum önlenemeyecek; çünkü okul teslim olmuştur. TC’den gelen 22 ‘meslek’ dersi öğretmeni okulu teslim almıştır. Aileler, öğrenciler ve onlarca öğretmen baskılardan şikayetçi. Okulun ‘kanton’ bir okul olduğu anlaşılıyor. Okula giden öğrencilerin hem anne hem babası Kıbrıslıtürk olan öğrenci yok. Öğretmenler bunu belirtiyorlar.

‘Milli’ eğitim açısından problem şu; Atatürk ve Cumhuriyet temilinde laik eğitim ile Kıbır Türk Kültürü zedeleniyor. TC’den gelen öğretmenler, Atatürk düşmanlığı yapıyor. Hem öğrenciler hem de öğretmenler bunu sıklıkla anlattı. Öğretmenler sınıfta ‘Atatürk devlet işlerini yaparken sarhoş idi, Lider Atatürk için ‘Ataput’ terimini kullanıyorlar. Atatürk yüzünden Arapça dilini kaybettiklerinden ve Atatürk’ün İngilizlere teslim olduğundan bahsediyorlar. ‘Atatürk vatan haini ve diktatördü’ diyorlar. ‘Keşke Kurtuluş Savaşı’nı Yunan kazansaydı, bu … (buradaki üç harflik kelimeyi yazamıyorum) kazandı  diyorlar. Derslerde sürekli AKP’den bahsediyorlar. Ayrıca Kıbrıs Türk kültürü diye bir kültür yok, kültür uzun sürede oluşur, Kıbrıslıtürkler batılıları örnek alır diye sınıflarda anlatıyorlar. Çocuklar rahatsız, diğer öğretmenler rahatsızlıklarını dile getiriyorlar.

Bir öğretmen, okulda iş barışının bozulduğunu ve mesleğinden soğuduğunu hatta nefret eder duruma geldiğini söyledi. TC’den gelen öğretmenler diğer öğretmenlere selam vermiyor, konuşmuyor. Öğretmenler okulda ‘öğretim’in aksadığını hatta bittiğini iddia ediyorlar. TC’den gelen öğretmenler derslere geç girip erken çıkıyorlar. Okulda hergün on civarı öğretmen eksik. Okul Cuma gün açıldı 16 öğretmen eksikti; bir sonraki Salı gün okula geldiler. Dersler sürekli boş geçiyor. Örneğin okuldan çocuğunu alan bir veli, çocuğunun kendisine ‘birgün 3 birgün 2 dersin sürekli olarak boş geçtiğini’; hatta pazartesi 10 saat ders olan günde 4 dersin boş geçtiğini söyleyince, babası onu okuldan alıp, özel bir okula yazdırmış.

Öğretimin bu şekilde niteliğinin düşmesi nedeniyle, okulun LYS’deki başarısı çok düştü. Öğrenciler başarısızlığın farkında; haftada 2 saat matematik 3 saat Arapça ve Kuran dersi gördüklerini ve elbette başaramız düşücek diyorlar. Mezunlar TC’deki kalite sıralamasında üstlerde olan üniversiteleri kazanamıyorlar. Mezunların çoğu KKTC üniversitelerine en çok da İlahiyat Fakültesine gidiyorlar; çünkü orada tam burslu okuyorlar.

Öğretmen ve veliler eğitim kalitesinin düşüklüğü nedeniyle okulda ‘dershane’ açıldığını belirtiyorlar. Milli Eğitim Yasası’na göre okullarda ticari faaliyetin olmayacağı açıkken nasıl olur da dershane açılabiliyor? Bakanlık bunu soruşturmalıdır. Öğrencilerden 2800 – 3000 TL civarında ücret alıyorlar. Hani ortaöğretim Anayasa’ya göre parasızdı? Ayrıca bu para nereye gidiyor? Dershane’yi kurduğu iddia edilen kişi okulda öğretmen değil ama okulda dershanenin kurucusu. Öğretmen olmayan bir takım kişilerin sürekli okulda dolaştığı ve önemli işleri yaptıkları söyleniyor. AKP’nin KKTC temsilcileri de aralarında. Okuldaki öğretmenler bundan da rahatsız. Müdür hiçbir önlem almıyor, alamıyor diyorlar.

Dershane, okuldaki öğretmenleri yandaş olarak çekmek için kullanılıyor. Okulda yaratılan baskı taraftarı olan öğretmenler, dershanede ders başına 60 TL ücretle ders veriyorlar. Eğer onlara karşı durulursa hemen işine son veriliyor.

Öğrencilere değişik baskılar var. Okulların yurtları devreye girince öğrenciler arasında ayrım yapılmaya başlandı. Bir kız öğrenciye ‘sen saçını boyuyursun ve çok özgürsün burada kalamazsın çünkü bizim şartlarımıza uymazsın’ diyerek onu yurda almadılar. Müdür ise bu olayda sessiz. İddia ise müdürün teslim olduğudur. Yurtta kalan öğrenciler, ablalar ve abiler tarafından sabah saat 05:00’te uyandırılarak namaz kıldırılıyor ve çizelge tutuluyor. Namaz kılmayan öğrencileri ailelere söylüyorlar. Öğretmenler, çocukların ailelerinden baskı gördükleri hatta dayak yedikleri için korktuklarını ve çaresizce boyun eğdiklerini belirtiyorlar. Baskıya dayanamayan öğrencinin tepkisi ise, jiletle bileklerini keserek intihara teşebbüs etmek oldu? Siyasiler ne bekliyor bir öğrencinin canına kıymasını mı?

Okulda kız-erkek arkdaşlığına karşı duruş var. Sevgilisi olan öğrenciler azarlanıyor; ‘sevgilierinden ayırtıyorlar hocam, diyen öğrenciler var. Örneğin bir din adamının kızı sevgilisiyle yakalanınca ‘ailene söyleriz’ diye tehdit ettiler. Öğrencilerin özel hayatları sürekli sorgulanıyor. Öğrencilere sürekli ‘günah, yanarsınız diyorlar ve Tanrı korkusu salıyorlar. Örneğin ‘müzik dinlemek ve eğlenmek günah, yanarsınız diyorlar. Futsol oynayan bir kız öğrenci din hocası tarafından sınıfta tüm arkadaşları önünde azarlandı. Daha neler neler var, ne baskılar var. Öğrenciler de aşırı dercede baskı hissettiklerini söylüyorlar.

Okulda siyasi baskı da var ve en kötüsü da bu. 7 ocak seçimlerinde öğretmenler ve veliler TC’den aranarak YDP ve Erhan Arıklı’ya oy istediklerini, oradaki öğretmen ve veliler aktarıyorlar.

Tüm bu örnekler Milli Eğitim Yasası’ndaki amaç ve ilkelere aykırıdır. Okulda siyaset yapılıyor, Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı milli eğitim katlediliyor. Milli Eğitim Yasasının Amaçlarından birincisi; ‘Atatürk ilke ve devrimleri ile yurttaşları arasında fikir ve duygu ortaklığını amaçlayan, çağdaşlaşmayı hedefleyen ve Türk milletini milli bilince vardıran Atatürk miliyetçiliğine, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı, bunları koruyan ve geliştiren yurttaşlar olarak yetiştirme’, yok sayılıyor. İkinci madde Kıbrıs Türk Toplumu’nun manevi ve kültürel değerlerini aktarma amacı da yok ediliyor. Bakanlık tüm bunlara seyirci mi kalacak? Hep birlikte göreceğiz… (Not: HSİK ile ilgili yazacak daha çok şikayet var ama yerimiz bitti; konuyu yazmaya devam edeceğiz).