Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hacamat

Alayköy camisinde “Hacamat” yapılıyormuş. Bu işlem vatandaştan yetmiş türk lirası ücret alarak gerçekleştiriliyor muş. İlle “polemik” yapacağım ya. Aklıma hemen şu hınzır soru takıldı: Katma değer  vergisini de alıp  fatura da kesiyorlar mı acep?

Hadi gelin şakayı bir kenara bırakıp şu olayı ciddi ciddi bir irdeleyelim. Peki ama Hacamat nedir?

Hacamat özellikle sırt bölgesine ( vücudun başka yerleri de olabilir) kesici aletlerle açılan çizik tarzındaki yaralardan kan boşaltılması işlemidir. Ateşli pamuk gezdirilerek  vakumlanan fincanlar bölgeye tatbik edilerek  cilt altında kaldığı iddia edilen toksik kanın boşaltılması hedeflenir.

hacamatDinen caiz midir ? Bilemem. Kimileri, peygamberimizin hadislerinde bunu buyurduğunu ve bir sünnet olduğunu söyler, kimi de bunun dinle peygamberle hiç ilgisi olmadığını. Doğrusunu din bilimcileri ya da İslam tarihçileri yanıtlasın. Yaşadığımız çağa uygun değil diyesim geliyor ama yine de bilemediğim konuda ahkam kesmek istemem.

Tıp’ta yeri  var mı ?  Tarihte var. Hekimliğin ilk kitabelerinde dahi tansiyonun kan akıtılarak düşürülebileceğine dair yazılımlar vardır. Yine kan volümünün yüksek olduğu durumlarda da uygulamanın yapıldığı bir çok tıp tarihi dergisinde belirtilmiştir. Kan volümü yüksek olan hastalara alternatif tıpta sülük uygulamasına benzer bir durumdur bu. Muhtemeldir ki Peygamberimiz de zamanının tıp bilgisi içinde olduğu için Hacamat uygulanmasına izin vermiştir.

Ne var ki yıllar içinde yapılan çalışmalar ve araştırmalarla, Hacamatın modern tıpta çokta etkisinin olamadığı kanıtlanmıştır. Bu nedenle tıp  fakültelerinde , hekim yetiştirirken tedavi amaçlı konu bile edinilmez.  Hekimler bu konuyu ancak tıp tarihi kitaplarında görürler ve okurlar. Ve belki modern tıp koşullarının olmadığı yerlerde bir şey yapmak için uygularlar…

O zaman nedendir bu itiraz ?

hacamat 01Üstelikte yapılan işlemin steril şartlar sağlanarak (!) ve ehil kişilerce (!) yapıldığı iddiası ortadayken bu isyan nedendir?

Bir kere yukarıda da izah ettiğim gibi modern tedavi yöntemlerinin ülkemizdeki tüm hastanelerde aktif olarak uygulandığı bir dönemde Hacamat uygulamak, kabul edilir değildir.

 Bir başka abuk durum da Hacamatın uygulandığı mekan ile ilgilidir. Gerçekten de kullanılan alet edevat en sıhhi şekilde steril edilmiş olabilir. İşlemi yapanlar sağlık fakültelerinden eğitimli olabilir. Ama ne olursa olsun günümüzde  böyle bir işlem Cami içinde yapılamaz. Kaldı ki ülke yasalarımıza göre Tabipler birliğine kayıtlı olmayan bir hekimin bile tedavi uygulaması yasakken, doktor olmayan birilerinin böyle bir işleme girişmesi suçtur.

Yüzlerce yıl önce belki insanoğlu ibadet yerlerini aynı zamanda sağıtım yerleri olarak da kullanmış ,camilerin kiliselerin sinegogların yanına Şifahaneler kurmuşlardır. Ancak onlar bile ibadethanelerin içinde  değil yanındaki mekanlar olarak komplekse  dahil olmuşlardır.

Zamanımızda ise böyle bir ihtiyaç söz  konusu değildir. Hastalar için modern hastaneler inşa edilmiş, devlet ve özel sektörlerinde hasta tedavisine yönelik dev adımlar atılmıştır. Hâl böyleyken bir cami odasında yapılmaya kalkışılan bu işin adı ne olursa olsun  tabiri caizse tek kelimeyle “GÜNAHTIR”…

VE ŞİİR…

Bu haftaki şiirimiz, şiirlerine köşemde yer vermekten her zaman mutluluk ve onur duyduğum değerli üstat Bülent Fevzioğlu’na ait :

SUÇ ORTAĞIM…
Hiç kimseye ah’ım yok bir kendimden başkaya

Her yaşadığım benim… günahım sevabımla…
Eğer varsa bir Tanrı! anlayacaktır beni;
Hepsi O’nun izniyle yaşadığım ne varsa…

Varsa bir suç ortağım… O da yalnız, Tanrı’mdır
Çokça kışkırttı beni… büyük suç ortağımdır…

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ANLAYAMADIKLARIN: Milyonlarca dolar harcanarak Türkiye’den su getiren “Asrın Projesi’nin”  bir vana olayına takılmasını anlayamıyorum. Yoksa para bitti de  son dakka “Çakma bir vana” mı kullanıldı. Anlayamıyorum…[/quote]