Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Güzel yıllara

1815 yılında adaya gelen İngiliz diplomat William Turner Kıbrıs’taki izlenimlerini kayda geçirmişti.

Bu izlenimler arasında Mağusa da var.

Osmanlılar adaya geldiğinde, kale içinde Hıristiyanların ikamet etmelerine izin vermedikleri gibi,
Girişlerine de yasak koymuşlardı.

Turner adaya geldiğinde bu yasağa değinir ve yasağın üç yıl önce kalktığından söz eder.
Anlaşılıyor ki, 1571’den 1812’ye kadar bu yasak çeşitli aşamaları ile sürmüş.

Kıbrıs, bu kentler arasındaki yasağı hep yaşadı galiba.
Gün geldi, ortaya yeşil bir çizgi çekildi.
Çizgi ötesinde kalan kentlere gidilemedi.

Turner’in geldiği yıllarda Mağusa’da 100 Türk, üç de Rum aile yaşarmış.
Her taraf viran ve yıkıntılar altındaymış.
Savaşın bile izleri varmış.

Eski Lefkoşa’nın bugünkü haline bakıldığında,
Viran haldedir,
Sakinleri tarafından terk edilmiştir,
Tekmil Türkler yaşamaktadır,
Ne bir Rum ne bir Ermeni ailesi vardır.
Bir taşa bir taş eklenmiş değildir,
Surları dökülmektedir…

Lefkoşa’nın, Turner’ın anlattığı 1815’lerin Mağusa’sından pek bir farkı yok…
Aradan yüzyıllar geçmiş…

O viran Mağusa’yı da Türkler harap etmişti,
Bugünkü Lefkoşa’yı da Türkler harap etti…

1571’de Osmanlı zafer elde etmişti.
Oturduğu yeri virana çevirdi.
1974’te Türkler zafer elde etmişti,
Oturdukları yerleri terk edip viraneye döndürdüler.

Nedir bu?

Neticede 2015’e giriyoruz.

Narenciye bahçeleri göz alabildiği yerlere kadar uzanıyordu.
Mahvedildi.
Sanayi Holding’e bağlı onlarca fabrika vardı.
Viraneye çevrildi.
Olan üretim de terk edilip, ithal mallarla tüketim ekonomisine hız verildi.
Umut masadaydı, o da viraneye çevrildi…

Osmanlıyı aratmıyoruz…

İşçi sınıfı ile burjuvazinin havasını cep telefonları ve bilgisayarlar bozarken,
Dünya nereye gidiyordu?
Biz bunun neresindeydik?

Bunu kestirmek de,
2015’te nereye gideceğimizi kestirmek de zor…
Bilinen bir cumhurbaşkanı seçeceğimiz.

Üniversitelerde en fazla yatırım yemekhanelerle yatakhanelere yapıldığına göre, gelecek için elde herhangi bir veri yok demektir…

Yine de gönüller viran olmasın.
Güzel yıllara…