Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre manşet TÜFE Nisan ayında son 3 senenin en düşük seviyesi olan % 6,57’ye geriledi
Ancak, Ankara kaynaklı gelişmeler ve gelişmiş ekonomilerden gelen negatif sinyaller Türk Mali piyasalarında olumlu enflasyon verisini gölgeledi
AKP’nin olağanüstü kongre / erken seçim hazırlığında olduğu yönünde iddialar ve Davutoğlu – Erdoğan gerginliği piyasalara yansımaya başladı
Şubat ortası ile Nisan sonu arası ciddi karların biriktiği Türk Mali piyasalarında kar alma isteği yada “Mayıs’ta sat ve git” trendi dün etkili oldu
Tabir caizse kapı gıcırtısı ile USD/TL kuru 2,79’dan 2,8550’e seviyesine yükselirken, Borsa İstanbul % 3’ün üzerinde gerileyerek en çok değer kaybeden borsa oldu
Açıklanan verilerin işaret ettiği üzere bu kadar parasal genişlemeye rağmen gelişmiş ekonomilerden gelen büyüyememe sinyalleri de piyalasaların genelini etkiliyor
EUR/USD paritesi dün 1,16 seviyesini aşmasına rağmen yeniden hareketin tetiklendiği 1,1470 seviyesine döndü
Bügün Avrupa cephesinde açıklanacak bir çok veri paritenin yönünü tayin edecektir. 1,1470 altına geçilmesi EUR açısından negatif
Piyasa Özeti ve Yorumu
Dün de bültenimizde yer verdiğimiz üzere, son yılların en sert satışı ile seneye başlayana ancak akabinde gelişmiş ülke merkez bankalarının bir kez daha piyasa dostu kimliklerine bürünerek faizleri daha da negatife çektiği, parasal genişlemeyi artırdığı hatta FED’in bile kredibilitesini sorgulatacak kadar 4 faiz artışından çark etmesi ile Şubat ortasından itibaren başlayan iyimser hava, son günlerde gelen sinyaller ile yerini satışlara terk etti. Türkiye özelinde bakarasak, Borsa Istanbul’un nerdeyse geçen haftalara kadar en çok kazandıran borsa olduğu düşünülürse (68binden 86bin seviyesi varan yükseliş), hacmin azaldığı ve yeni alım hevesinin durulması ardından biriken bu kadar kısa zamanda bu kadar büyük karın (% 25-30) realize edilme isteği de piyasalarda satış baskısını bir yere kadar anlatmaya başladı. Takdir edersiniz ki, 23 Haziran tarihinde gerek Avrupa Birliğinin geleceğini, gerekse küresek ekonomi açısında önemli bir sınav niteliği taşıyan İngiltere halkının AB içinde kalıp kalmayacağı oylaması öncesinde 17 Haziran tarihinde toplanacak FED’in her hangi bir faiz artırım sinyali vermeyeceği, mevcut güvercin görünümünü koruyacağı beklentisi ile son aylarda ciddi seviyelere ulaşan risk iştahı başta getiri avantajı anlamında ilk iki sırada yer alan Rus ve Türkiye varlıklarına alım getirmişti. Ancak, son yılların ana teması olan Mayıs ayında sat ve tatile git yarattığı psikolojik baskıya ilavete basından da takip ettiğimiz kadar ile Erdoğan ve Davutoğlu arasında gerilen ilişkilerin yarattığı siyasi risk dün itibarı ile piyasalarda kendisini gösterdi. AKP’de aylık olarak yapılan ve kongreden sonra partinin en üst karar alma organı olan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Cuma günü yaptığı toplantıda partideki atama/görevden alma yetkisini Genel Başkan Davutoğlu’ndan alarak tekrar MKYK’ya verdi. Öte yandan dün Reuters’da yayımlanan bir analizde Başbakan Davutoğlu ile başkanlık sisteminin yolunu açacak anayasa başta olmak üzere bazı konularda fikir ayrılığına düşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir erken seçim kararı aldırabileceği, bundan önce AKP’de olağanüstü kongre için harekete geçebileceğine de dikkat çekildi.
İçerde yeniden ısınan siyasete ilavete, dışarda sa zayıf verilerin yarattığı satış baskısı piyasalardaki bahar havasını aniden dağılmasına neden oldu. Çin’de açıklanan ve büyümeye öncü gösterge olarak görülen özel sektör PMI (satın alma müdürleri endeksi) bir kez daha kritik eşik olan 50’nin altına düşmesi; öte yandan Brent cinsi petrolün de OPEC’in yükselen arzı ile 45 doların altını gerilemesi ile son iki aylık zaman diliminde elde edilen ciddi karın üzerinde oturan piyasalarda sert bir satış dalgası ile karşılık buldu. Çin’de açıkalanan zayıf veriye dün sabah saatlerinde eşlik eden İngiltere imalat verileri ve devamında Avrupa Komisyonu’ndan hem ekonomik büyüme hem de enflasyona yönelik aşağı yönlü revizyonlar küresel ekonomik endişelerin artmasına neden oldu. Satır aralarında kaybolsa da, Avustralya Merkez Bankası’nın bir yıl aradan sonra ilk defa faiz indirimine gitmesi de, deflasyonun küresel çapta endişe kaynağı olduğuna işaret ediyor. Bu kadar içsel ve dışsal faktörlerin biriktiği bir günde, sabah saatlerinde açıklanan ve son 3 yılın en düşük seviyesine gerileyen TÜFE enflasyonun yarattığı iyimserk dahi gölgeledi. Sabah saatlerinde TÜFE’nin gıda fiyatları ve olumu baz etkisi ile % 6,57 seviyesine gerilmesi ile USD/TL kuru bir kez daha 2,79 seviyesini test etse de, günün ilerleyen saatlerinde küresel borsalarda görlen satışlar ve devamında borsa istanbulda artan satışların da yardım ile moraller bozuldu ve USD/TL kuru da 2,85 seviyesinin üzerine yükseldi.
Elbette, büyük resimde sıkıntıların ne olduğu çok açık bir şekilde biliniyor. Küresel talebin bir türlü canlanmadığı, yapısal reformlardan eksik para politikası ekseninde çözüm arayışının getirdiği sanal mutluluk bir dönem sermaye piyasalarına mutluluk getirirken, reel ekonomideki tüm sıkıntılar devam ediyor. Ekonomik aktivitenin cansız olamsına rağmen bol paranın getirdiği iyimser hava dönem dönem tökezlese de, bir müddet daha korunabilir. Ne de olmasa, FED’in faiz artışına daha zaman var. Bu nedenle kısa vadede topyekün karamsar bir yatırım davarnışı içinde olunması gerekmiyor. Ancak, her geçen gün biriken orta vadeli risklerden karşı, fiyat seviyelerinin gelmiş olduğu mantıklı seviyelerden faydalanılması gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim, son dönemlerde teknik bir bakış açısı ile USD/TL kurunda 2,82 seviyesinin altında 2,75 – 2,80 yeni bandının önünü açılacağı ve görülmesi durumunda alım fırsatı yaratacağına dem vuruyorduk.
Bugüne dönersek, piyasaların gündemi oldukça yoğun görünüyor. Sabah saatlerinde Fransa’da açıklanacak cari denge, İtalya, Fransa, Almanya ve Euro Bölgesi PMI verileri, İngiltere İnşaat PMI, Euro Bölgesi perakende satışlar ve günün ikinci yarsında ABD’de açıklanacak PMI, dayanıklı tüketim mal siparişleri takip edilecektir. Asya piyasaların gösterge endeksi Japonya borsası Nikkei’nin güne % 3 düşüşle başlaması ve Asya genelinde hakim rengin kırmızı olması Avrupa seansının da sancılı geçeceğine işaret ediyor.
USD/TL kurunda 2,87 seviyesinin üzerinde piyasa alıcıların kontrolüne geçecektir
USD/TL cephesinde dün gerek içsel gerekse dışsal faktörlerin tetiklediği kar alma isteği ile kurun hızlı bir şekilde 2,79 seviyesinden 2,8550 seviyesine varan bir yükseliş kaydettiğini görüyoruz. Yükseliş eğiliminde devamının gelebilmesi için ilk etapta 2,87 seviyesinin üzerinde gecelik kapanış görmemiz gerekiyor. 2,87 seviyesinin aşılamaması durumunda piyasada yön arayışı devam edebilir hatta hareket tepki sınırında bile kalabilir. İçerde ısınan siyasetten gelecek haberler ve devamında Cuma günü ABD’den gelecek tarım dışı istihdam verisini izlemekte fayda görüyoruz
































