Köşe Yazarları

GÜNEYDEN BİR HABER: “Yıllık hellim ihracatı 250 milyon Euro imiş. En büyük pazarı da İngiltere imiş..”







Hiç şaşmadım çünkü Kıbrıs’taki Türk Rum nüfusları kadarı da İngiltere’de yaşar. Hellim dediğinizse her iki toplumun ulusal gıdası!




Yani ne fevkalade bir olağanüstülük var haberde ne de üzerinde durulacak önemi! Bir tek şu şikâyetimizden gayrı?



“YA bizim Londra’lara ne kadardır hellim ihracatımız? Ki az biraz sıkılıp efor sarf edip seksen milyonluk Türkiye’ye bile doğru dürüst tanıtamadık hellimimizi! Ki ihraç edelim!

BUNA BENZER sorunlar ve açmazlarımız ne zaman gündeme gelse “hadi canım derler, TC gibi devasa bir pazara biz hellim yetiştirebilir miyiz?  Ki Avrupa Birliğine Güney’le ihraç edileceği kararına varılan hellimimizin  ne alemde olduğunu da  bilemiyoruz. Bildiğimiz kesinlikle kaymağını yine Güney’deki Rum’un yediğidir!

Bizse avucumuzun içinde kaybolan bir parça hellimi artık otuz kırk liraya satın alıyoruz!                                          ELBETTE sadece hellim olayı değildir sorunumuz. Tümden “üretimdir!” Bir süre öncesine kadar kampanya başlatıldıydı: “Üretim de üretim”  nakaratında!                        Bazen oluyor işte! Ateşi çıkan  hastalar misali bir iki sorunu ortalara atıp üzerinde dövünüyor sonra usanıp mesela Belediyelerin Birleştirilmesi gibi abuk olayların peşine takılıyoruz. Kısaca günü birlik yaşıyoruz!                                                                             ***

…GEÇTİĞİMİZ günlerde, henüz ateşi düşmedi, 2. Barış Harekâtını idrak ettikti.. Şehitlerimizi andık, bir kez daha acı çektikti. Hatıralarımızı anlattıktı.. Rum  mezaliminden soykırımından söz ettikdi.. Destansı savaşları anlattıktı biri birlerimize. Camilerde evlerde şehitlerimiz için mevlitler okuttuktu..Her şey bu vatan içindi dedikti bir kez daha..

SONUÇTA “Kuzey”i kurtarmakla kalmadık, tarihi ve siyasi zorunluğun emrettiği bir tecellide  “işte ebedi vatanımız” dedikti.                                                                        Fakat artık ne bu vatandan bir karış öteye adım atacak yerimiz toprağımız  vardır “bizimdir” diyeceğimiz,  ne de şansımız! Çocuklarımıza sülalelerimize bırakacağımız “yurt” dediğimiz işte bu Kuzey’den ötesi değil!

Ki aradan kırk sekiz yıl geçti! Dantela gibi örmemiz, cicim bicim bir belde bir Kıbrıs Türk vatanı yaratmamız gerekirdi! (Gene zırlanmaya başlamayalım ama) imarı iskânı topraklandırması ve ötesi türlü çeşitleriyle dört başı mamur bir ülke yaratamadık!

Kİ daha dün “Belediyelerin Birleştirilip birleştirilmemesine” yönelik toplumsal tartışmalarını  yapıyorduk, aradan geçen 48. Yıl dönümünü  kutlarken!

KISACA hâlâ 1974 de  kaldığımız yerdeyiz! Ki hâlâ soruyoruz: Şimdi ne olacağız?                                                                                                    ***

BAŞA DÖNEYİM: Pahalılığın canlarımızı yaktığı dönemleri yaşıyoruz! Bazen akaryakıtın  pahasına, bazen girdi maliyetlerindeki  artışlara sığınılıyor! Aslında bu ülkede üretimin pahalı olması için yüzlerce neden vardır ama “ucuzluk” için söylenecek tek neden bulmak mümkün değildir!

Zincirin bir ucunda “üretici” öteki ucunda toptancı parakenteci vardır..

FAKAT toptancı ile parakente satıcısı arasında fiyatları dengeleyici ne “kooperatifler” vardır ne de “ilgili denetim mekanizmaları” vardır..

KISACA Devletin fiyatları istikrara kavuşturacağı  ne kurumsal  tedbirleri vardır dolayısıyla ne de fiyatlara müdahale edebilecek sistemleri!

Kaldı ki “üretimi” artıracak dolayısı ile “teşvik” yanında üretimi pazarlayacak potansiyeli de yoktur ki Rum İngiltere’ye yılda 200 milyon avroluk hellim gönderirken biz Kıbrıs Türk yurttaşları bırakın hellim ihracatından ilgili devlet kurumları ile  üreticilerin gelir elde etmesini;  yurttaşlar olarak  avuç içi kadar hellimi baskın pahaya satın almak zorunda kalmak  kadersizliğini yaşıyoruz!

***

GAM değil ama! Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açarmış! Nitekim Sn. Cumhurbaşkanı Maraş’ı açtı ya! Yapılan resmi açıklamalardan öğreniyoruz 48 yıldır kapalı kalan bu kentin  bir mahallesi turizme açılmış, Maraş’taki yıkık ve bakımsızlıktan harap olmuş evleri görmek için her gün Maraşı yüzlerce, hafta sonları binlerce insan  ziyaret edermiş!

Kİ NE DİYOR Sn. Cumhurbaşkanı Tatar: Maraş para kırıyor!.. Ey Allahım büyüksün. Kıbrıs Türk halkının aklına mukayyet ol!

***

HÜSNÜ FERUDUN’U RAHMET VE SAYGI İLE ANARIM: Belki kendileri ile yeterince konuşmak sohbet etmek olanağı bulamadımdı.

Fakat Eğitim camiasının iki çalışan insanı olarak birbirimizi göz ucuyla izlediğimiz muhakkaktır.. Nitekim rastgele buluştuğumuz o kısacık anlarda olagelen ayak üstü sohbetlerimizde  birbirimizle kırk yıllık ahbaplar gibi konuşurduk..

HÜSNÜ FERUDUN Eğitim Öğrenimin duayeniydi.. İngiliz döneminden teverrüs etmiş “Maarifi” çok iyi bilen bir eğitimciydi.. Kimya ve Fizik öğretmeniydi. Orta öğretim müfettişliği yanı sıra 1950’lerden sonra Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonunda Eğitim ve Kültür Kolu Başkanlığı yaptıydı.  1959’da İngiliz Yönetiminden  “Kıbrıs Türk Eğitiminin topluma devredilmesi” söz konusu olduğunda önce Maarif Encümeni, sonra da Maarif Müdürü olmuştu.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kurulduktan sonra da görevine devam etmiş Kıbrıs Cumhuriyetinin yıkılmasından sonra da Eğitim Öğrenimin kurumlaşması için çok çaba sarf etmişti.

1969-99 yılları arasında UNESKO’da Ortadoğu’nun Genel ve Mesleki Eğitim Programlarını yönetmiştir.

Sonraları ülkedeki üniversitelerde de şu veya bu görevlerle fakat hep “eğitimle” ilgili görevlerde bulundu..

***

HÜSNÜ FERUDUN’un kısaca hayatını, Eğitimle dolu dolu olan görevlerini en önemlisi toplumdaki yerini ve hizmetlerini tanıtma nedeniyle bile anlatırken, inanın heyecan duyuyorum.                                                            Çünkü Kıbrıs Türk toplum bünyesinden çok değerli insanlarımız yetişti. Çok değerli hatta dünyasal nitelikli insanlarımız çıktı. İşte Hüsnü Feridun diyorum. Unesko’larda Ortadoğu görevlisi olarak çalıştı…                          …“Kıbrıs Türk Eğitim Tarihinden Bir Ömür” adlı, alabildiğine hacimli ve çok detaylı kitabını gerektiğinde zaman zaman   okurum bilgilerimi tazelerim. Tutun ki hâlâ başucu kitaplarımdan biridir.

…VE ŞİMDİ şu içinde olduğumuz durum vaziyetlerimize bakın!.. Hüsnü Ferudun gibi nice değerli insanlar yetiştiren bu toplumun durum vaziyetlerine bakıp bakıp üzülmez misiniz?..  Hüsnü Ferudun’a Allahtan rahmet ailesine baş sağlığı dilerim.









Başa dön tuşu