Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GÜNEY’DEKİ SESLER: (KUZEY’E DÖNECEKLERİNİN UMUTLARINI ŞİŞİRİYORLAR!)

Eide müzakerelerde kritik aşamaya  girildiğini söylüyor. Ve müzakerecilere dönerek “bugüne kadar uzlaştığınız konuları kayda geçirin”  diyor. Belli ki Eide’yi de şüpheler yiyor!
Çünkü Güney Kıbrıs Rum halkı  ve siyasi parti yetkililerinin medyada ayazlanan  konuşmaları  hayra alamet olmuyor! Masadaki pazarlık  kuzey Kıbrıs üzerine yıkılalı beridir, Rum tarafı 42 yıl sonra yeniden Kuzey’e sahip olacağının iştahlarda kabaran umutlarını şişiriyor! Nitekim:
GÜNEYDEKİ SESLER: Geçtiğimiz 25 Mart günü 1821’de Yunanistan’ın  Osmanlı egemenliğinden kurtuluşunun yıldönümü kutlamalarının gerçekleştirildiği gündü. Güney’de de  kutlandı. Bu kutlamalar sırasında konuşan DİSİ’nin Meclis Grup sözcüsü Tornaridis “Türkiye’ye  bir karış toprak vermek söz konusu değildir” diyordu. Ve tabi şaşırtıyordu! Çünkü toprak isteyen Türkiye yoktu! Güney’den toprak isteyen Kıbrıs Türk’ü de  yoktu!  Fakat Kuzey’den toprak isteyen Rum vardı! O zaman “bir karış toprak vermeyiz” deyişi kime yönelik mesajdı! Tabi ki Kuzey’deki Rum mülkünü elinde tutan Türk halkı ile liderliğine! Yaratılan imaj, TC’nin işgali altında olduğu için şu anda ulaşamadıkları Rum topraklarına çözümle birlikte yeniden sahiplik koymaktı!
Tutun ki öylesi ulusal bayramlarda konuşmalar hamaset kokuludurlar! Kaldı ki hangi politikacı karşısındaki  binlerce insana nutuk atarken bol keseden atmaz.. Fakat unutmayın, Dervişin fikri neyse zikri de odur!
Nitekim Tornaridis devamla “Bunun için taksimi engellemekle yükümlüyüz” de diyordu! (Eh bu konuda çok da itiraz hakkımız olamaz çünkü “bizimkiler “ de ayni fikirdedir!)
DİKO BAŞKANI: Öte yandan DİKO başkanı da 1821’de Yunanistan’ın Osmanlı’dan kurtulması Kıbrıs Helenizmi için ilham kaynağıdır diyor ve garantilerin kaldırılması için mücadelelerini sürdüreceklerini  söylüyordu!..
NE ANLIYORUZ? Rum tarafı Sağcısı Solcusu ile Kıbrıs siyasi sorununda şu ortak görüşte birleşiyor: “Kıbrıs bizim için bir ulusal davadır. Tümden  sahibi olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Ve Kıbrıs’ı Helenizmin bir parçası yapmak idealini gerçekleştireceğiz…” 
BU NEDENLE: Eide haklı olarak kuşku duyuyor,  “kritik aşamaya” geldik derken biliyor ki Rum tarafı Kuzey’e bakıp bakıp iştahından salyalar koyuveriyor, tesbih tanelerini çeker gibi Kuzey’deki mülküne ne zaman geri döneceğinin günlerini sayıyor! 
     **********  

    BÜYÜK ÜLKE OLMAK? (İŞTE HAYALLERDE YAŞATILANI!) 
Nedir büyük ülke:  “Dün Başbakan (filan) Lefkoşa’daki  Fabrikanın açılış töreninde konuşurken, yakın gelecekte yeni sanayi tesislerinin kurulacağı müjdesini  verdi…”
Nedir büyük ülke? “AB tarafından yapılan açıklamada Kuzey Kıbrıs’tan ihracat edilen hellimin kalite ve ambalaj yönünden tam not aldığı vurgulandı…”
Nedir büyük ülke? Yapılan araştırmada Kuzey Kıbrıs’taki (Işık üniversitesi) bu yıl ilk 150 üniversite arasına girmeyi başardı!
Nedir büyük ülke: Turizm patlaması yaşamakta olan Kuzey Kıbrıs bu yıl 3 milyona yakın turist beklemektedir.
Nedir büyük ülke? Türkiye’de  yapılan bir araştırmada Kuzey Kıbrıs’ın kalp damar cerrahisi ile organ naklinde çok ileri bir aşamaya gelirken   “genel sağlık sigortası” konusunda da en başarılı ülkeler arasında olduğu açıklandı..  
Nedir büyük ülke: Kuzey Kıbrıs trafik sorununu çözen nadir ülkelerden biri olurken, ölümcül kazaların iyice azaldığı açıklandı.
Nedir büyük ülke: Geçtiğimiz hafta Atina’da yapılan AB ülkeleri gençler basketbol turnuvasında KKTC takımı üçüncülük elde ederek büyük başarı sağladı.
Nedir büyük ülke? Dünya Çevre Gününde yapılan açıklamada en temiz ülke Kuzey Kıbrıs seçildi!.. Falan..
DEMEK Kİ NEYMİŞ BÜYÜK ÜLKE? Türlü çeşitli başarıları ile özelleşen, çağdaşlık vurgulanırken işaret edilen, sanat söz konusu olduğunda öne çıkan, uluslar arası spor karşılamalarında dereceler elde eden, insanları mutlu, memleketi huzurlu, ekonomisi istikrarlı… Ülkeymiş…
YA ÜLKEMİZ? Zaten her sabah size nanik çekerler! Trafikten sağlığa, uyuşturucudan pisliğe,  tarımdan sanayiye kadar… Ki “ceplerinde kimlikleri ile  pasaportları taşırlarken yurttaşları bile ülkelerini sevmezler!..
Belki 42 yılda “büyük” olmak kolay değildir! O zaman merak edersiniz ama: “Neden büyüklük taslıyorsunuz ?”
     **********    

  KISACA TAKILDIĞIM: (ŞU UYUŞTURUCU EĞİTİMİ KONUSU!)
Dün bu “köşede”  “Eğitim Bakanlığı Ne Yapıyor? Uyuşturucuyu Okullara Sokuyor”  diyordum. Benzer “yakınmayı” ayni zamanda “feyisbuk”ta da  ayazlatıyordum. Maruzatım ise şuydu:  Çoktandır moda haline getirildi: Ülkede  sorunları çözmekle sorumlu “yetkililer”  sorumluluklarından kaçarken “bu tip sorunları” da “eğitime” havale ediyorlar! Haliyle bundan eğitim müesseseleri de olumsuz etkileniyorlar!  Mesela geçen gün şöyle bir vurgulama yapıyordum:  “Müfredata sokulacak uyuşturucu dersi ile olsa olsa uyuşturucuyla hiç ilgisi olmayan öğrencilerin de merakını uyandıracak, üstelik verilen bilgilerle olumsuz yönde bilinçlendireceksiniz…” Ve ekliyordum. “Uyuşturucu ile mücadele satıcılarının, aracılarının, kaynaklarının, mekânlarının kurutulması ile mümkündür!”
TEPKİLER. Değerlendirmemle ilgili bir iki  tepki aldım. İlki kızımdandı.  (Bilge Digeş.) Kendisi Psikolojik danışman, rehber öğretmen. Bana,  bir iki yıldır    “sorunlu olan çalıştığı okulda” zaten uyuşturucu ve her türlü kötü alışkanlıklarla “eğitsel” olarak mücadele ettiklerini ve bu konuda olumlu sonuçlara ulaştıklarını söyledikten sonra şunu ekledi: “Haber medyaya yanlış  yansıtıldı. Evet okullarda uyuşturucu ile mücadele olacak ama öyle öğrencileri bire bir “uyuşturucu ile tanıştıracak, ders olarak okutulacak falan gibi bir durum yok…”
ANLIYORUM. Zaten sorunla  ilgili çalışmalar yapanların isimlerini gördüğümde hemen tümünün de  konuyu iyi bilen insanlar olduklarını gördümdü. Yine de  tepki gösterdim çünkü bu konuda devlet görevini yapmıyor sorunu okulların boynuna asıyor!      Dolayısıyle yollarda bellerde uyuşturucu satılırken, hadi bu işi “eğitimle halledelim” demek, sivrisineğin kökünü kurutmak yerine her yaz akşamı insanları kanserojen ilaçlarla yıkamaktan farksızdır…