Güney KıbrısManşet

Güney Kıbrıs’ta Maraş alarmı: BM Güvenlik Konseyi’ne başvuru






Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, bu yıl Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı 20 Temmuz Barış Harekâtı’nın 47’nci yıldönümü kutlamaları çerçevesinde kapalı Maraş’ın yüzde 3,5’lik bölümünün askerî statüsünün Bakanlar Kurulu kararı ile kaldırıldığını açıklaması Rum tarafını alarma soktu.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in direktifi ile Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis dün, Genel Sekreter’in Barış Gücü raporunun bugün ele alınacak olması nedeniyle BM Güvenlik Konseyi başkan ve üyelerine, AB yüksek Komiseri’ne, Güvenlik Konseyi daimi üyesi ülkelerin ve AB üyesi 26 üyenin Güney’deki büyükelçilerine “bilgi” verdi.

Dün düğmeye basarak Rum Ulusal Konseyin önceki toplantısında kararlaştırdığı bu eylemleri hayata geçiren Anastasiadis, daha ileri kararların belirlenmesi için Konsey’i bugün saat 11.00’de acil toplantıya çağırdı.

Fileleftheros’un “Bölünme Yaratma Girişimi… Anastasiadis’ten Maraşlılara, Türk Planlamalarına Alet Olmayın Mesajı” başlıklı haberine göre Anastasiadis, Barış Harekâtı’nın yıldönümü nedeniyle dün akşam düzenlenen “kınama” etkinliğinde de Maraş kökenli Rumlara “dolaylı öğüt” verdi.

Konuşmasında “Türkiye’nin eylem ve taleplerinin kabul edilmesi söz konusu değil” diyen Anastasiadis KKTC’de dün yapılan açıklamaları “insani acının kullanılma çabası” diye niteledi ve şunları söyledi:

“Bu, insani acıyı kullanma ve Kıbrıslı Rumlar arasında bölünme yaratma girişimidir. Kuşkusuz ki başarılı olmayacak çünkü inanıyorum ki hiçbir Maraşlının, Türkiye’nin Maraş’taki projelerine ve hedeflerine alet olması söz konusu değil” dedi. Gazete Anastasiadis’in bu ifadesinin “Maraşlılara, TMK’ya başvurmamaları için dolaylı nasihat demek olduğunu” yazdı.

Anastasiadis devamla Maraş’ın “yasal sakinlerine ait olduğunu ve olacağını” söyledi “Sayın Erdoğan’a ve buradaki temsilcilerine en güçlü şekilde şu mesajı vermek istiyorum:  Türkiye’nin kabul edilemez eylemleri ve taleplerinin kabul edilmesi söz konusu değildir” diye ekledi.

Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis tarafından dün acil olarak: BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin büyükelçileri ile yüz yüze görüşme, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi’ne Fransa ve Rusya Dışişleri bakanlarına, AB üyesi ülkelerin Dışişleri bakanlarına yazılı ve telefonla bilgilendirme girişimlerinde bulunulduğunu anlattı. Anastasiadis, Rum Ulusal Konseyi’ni de bu sabah (saat 11.00’de) acil toplantıya çağırdığını söyledi.

Anastasiadis Türk tarafının iki devlet tezi için “Kıbrıs sorununa uluslararası hukuka ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyeliği statüsüne uygun, sürdürülebilir ve işleyebilir bir çözüm veya hal çaresi bulunmasını gündeme getirmeyen fikirleri yorumlamak istemiyorum” ifadelerini kullandı, şunları ekledi:

“Türk Cumhurbaşkanı’nın veya Kıbrıs Türk liderliğinin gerçek maksadı, iddia ettikleri gibi, yasal sakinlerin, Maraşlıların geri dönmesi olsaydı, mal sahiplerinin mülklerine güvenlik şartları altında dönmesine olanak tanıyacak olan, kentin Birleşmiş Milletlere verilmesiyle 550 ve 789 sayılı kararlar uygulanmış olurdu.

Yinelemek isterim ki isteğimiz, işleyebilir ve sürdürülebilir devlete, insan haklarına saygılı bir Avrupa devletine götürecek bir çözüm bulmak olmaya devam ediyor. Kıbrıslı Türkler tehdit altında olanın sadece Kıbrıslı Rumlar ve onların hakları olmadığını anlamalıdır.”

Aynı gazete “Maraş Üzerinden Emrivaki… Tatar, ‘Başka Çözüm’ Hedefleyerek Erdoğan’ın Huzurunda Ankara’nın Kararlarını Açıkladı… Güvenlik Konseyi’ni Dört Gözle Bekleyen Lefkoşa’nın Diplomatik Hareketliliği” başlık ve spotlarıyla manşete çektiği haberinde Rum Dışişleri Bakanı’nın dünkü diplomasi trafiğine yer verdi.

Türkiye’nin, “kapalı Maraş’ın açılması konusunda salam taktiği uygulayarak, özellikle Maraş aracılığıyla toprağa dair emrivakiler yapmaya çalıştığını” öne süren gazete “Türk tarafının çifte hedefi var. Bunlardan biri Kıbrıslı Rumları zaman geçtikçe daha kötü gelişmeler oluyor diye zorla ikileme sokmak, ötekisi de Kıbrıs prosedürünü, bütün çabasının ana hedefi olan, iki eşit devlet arasında müzakereye itelemektir” yorumunda bulundu.

ULUSAL KONSEY’DEN GÜVENLİK KONSEYİ’NE BAŞVURU KARARI ÇIKABİLİR

Alithia “Maraş da Kaybediliyor… Erdoğan: Yabancı Ülkelerin Tepkileri Boş Teneke Gürültüsü Gibi… Erdoğan: KKTC’nin Azerbaycan Tarafından Tanınması Bekleniyor” başlık ve spotlarıyla manşete çektiği haberinde “Türkler kapalı Maraş’ın tamamının yerleşime açılmasının ilk adımını dün attı, yabancı ülkelerin (ABD, AB vb) tepkilerine kulak asmadan, kapalı kentin bir bölümünün askerî bölge statüsünü kaldırdı” ifadesini kullandı.

Kapalı Maraş’ın bir bölümünün askerî statünün kaldırılmasını “Güvenlik Konseyi kararları ve Avrupa Konseyi kararlarının ihlali” diye niteleyen gazete yeni tepki kararları almak üzere bugün toplanacak Rum Ulusal Konseyi’nden, “Güvenlik Konseyi’ne başvuru” kararı çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğuna işaret etti.

Haberi iç sayfasında “Maraş’ta Üçüncü İstila… Erdoğan-Tatar Kapalı Bölgeyi Açıyor” başlığı altında detaylandıran gazete Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, askerî statüyü kaldırma kararını KKTC aldı, biz destekliyoruz sözünü “baskıdan kaçmak” maksatlı söylediğini öne sürdü.

NİKOS DENDİAS’IN ANİ ZİYARETİ

Devamla Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşlarını aktaran gazete, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis ve Dışişleri Bakanı Hristodulidis’ ile yapılacak eylemleri koordine etmek amacıyla bugün Rum tarafına gideceği bilgisini verdi.

Gazete “İşgal Rejiminin Açacağı Bölge Bu” başlıklı haberinde de Başbakan Ersan Saner’in, kapalı Maraş’ın askerî statüsü kaldırılan 174 bin 643 metrekarelik bölümüyle ilgili açıklamasını ve bölgeyi gösteren fotoğrafı yayımladı.

Politis haberini “Tayyip Erdoğan Maraş’ı Sığ Suda Boğdu” başlığıyla manşetten, “‘Maytapları’ Attılar ve Adım Attılar ve Maraş’ı Açtılar… Türkiye Tehditlerini Gerçekleştirdi, Yüzde 3,5 İle Oyun Yapıyor… Erdoğan Deniz Üssünü, İHA’ları, Tanınmayı Geçici Olarak Bıraktı Ama Maraş’ı Bırakmadı” başlığıyla da iç sayfasından aktardı.

Gazete Rum mal sahiplerinin Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurmaya çağrılacağı veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurma olanağını kaybedebilecekleri, Rum yönetiminin ise çaresizce gelişmeleri izlediği yorumunu aktardı.







Başa dön tuşu