Köşe Yazarları

GÜÇ SAVAŞI VE BİZ







Öncelikle önemli bir gerçeğin altını çizmeliyim ki Havadis bu haberi daha önce duyurmuştu.




Havadis okuyanlar zaten bilgi sahibiydi.



Geçitkale Havaalanı’nın İnsansız Hava Aracı (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) merkezi olacağını, İskele Boğazı’na (Monarga) deniz üssü yapılacağını Havadis detaylarıyla paylaşmıştı.

Nitekim Havadis’in yazdığı oldu.

Havadis Haber Merkezi’ne övgü düzmek değildir bu satırların amacı.

Bilakis geleneksel medyaya dikkat çekmek içindir.

Hani ortadan kaldırmak için bazıları ellerinden geleni yapıyor ya.

Gerçi son gelişmelerde bir miktar rezil oldular.

“SİHA’lar şimdi gelmeyecek” denilmesinin üzerinden saatler geçmeden Geçitkale’ye indiler, üstelik de canlı yayınla.

Demek ki “gönüllü emir erliğinin” de pek bir itibarı yokmuş.

Emir verenler paşa gönüllerince davranıyorlar.

Emir erleri de gelişmeleri de Havadis gibi gazetelerden öğreniyorlar.

Patlatıyorlar destek açıklamasını, tak diye selamı çakıyorlar ve görevlerini yerine getiriyorlar.

Arada bir sağa-sola çemkirip “sen niye destek açıklaması yapmıyorsun” diye kışkırtıyorlar ve görev tamam.

Böyle yapıp da “seçilme” hayali kuruyorlar.

***

Havadis’in Geçitkale haberi gerçek oldu.

Bugünkü manşette okuyacaksınız Havadis’in İskele haberi de gerçek oldu.

Gerçi, turizm gelişme alanında yeşil alan olarak planlanmış yere yapılması bence tartışılması lazım ama İskele Boğazına askeri üs yapılıyor.

Havadis’in bu konudaki yayınını CTP Milletvekili Asım Akansoy yazılı soru olarak meclise sordu.

Meclis Başkanlığı da Turizm Bakanlığı ve Başbakanlıktan izaha istedi.

Turizm Bakanlığı “haberim yok” diyor.

Başbakanlık ise soruları Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığına gönderdi.

Komutanlık da yanıt verdi.

Konuyu farklı boyutlara taşımamak için yanıtın veriliş şekline değinmeyeceğim ama Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı “evet, İskele Boğazı’na askeri tesis yapacağız” diyor.

Yanıtta Havadis gazetesinin yayınına da atıfta bulunuyor.

Yani, “Havadis gazetesi bu konuyu yazmıştı” anlamında.

 

***

 

Gelelim meselenin özüne.

Akdeniz’in doğusunda merkez üssü Kıbrıs olan müthiş bir güç savaşı yaşanmaktadır.

Bu güç savaşının içinde İsrail, Mısır, Yunanistan, Fransa ve kısmen İtalya da vardır.

Türkiye, tek başına bu saydıklarımla mücadele etmeye çalışmaktadır.

Güç savaşı şimdilik tıpkı satrançta olduğu gibi karşılıklı hamleler şeklinde devam etmektedir.

“Sıcak çatışma olmaz” diyenler olmamasını  temenni ettikleri için öyle konuşuyorlar ama tarih bize göstermiştir ki bir krizde askeri unsurlar sahaya sürüldüğünde ardından silahlı çatışma da gelir.

Silahlı çatışmanın bir adım öncesindeyiz.

Savaş gemilerine dayalı ittifaklar, SİHA’lar, deniz üsleri falan hepsi tarafların yaptığı hazırlıklardır.

Mesele bir kurşun sıkımlık tahrike bakar.

 

***

 

Anastasiadis yönetiminin “uluslararası alanda tanınan yasal devlet benim, benim dediğim olacak” tavrıyla önüne gelenle ittifak kurması fayda etmeyecek.

“Zurnanın zırt deliği” muamelesi gören bu zavallı Kıbrıslı Türklerle oturup anlaşmazsa o hidrokarbonun keyfini süremeyecek.

Ankara’da “yedi düvelle” kavga etmeye hazır bir yönetim vardır.

“Yedi düvele” karşı adımlarını da bir bir atıyor.

Makarios’un anlamadığını 50 yıl sonra Anastasiadis de anlamayacaksa başlarına geleni çekecekler.

Türk ordusu Suriye’ye girdi ama Antalya ve İstanbul turist patlaması yaşadı.

Sıkılacak ilk kurşunda tepetakla gidecek olan Anastasiadis’tir.

Hem de gaz hayali kurarken…









Başa dön tuşu