Köşe Yazarları

Göstere göstere


Beklenen oldu… Mağusa Belediyesi, sıfırı tüketti.

İsmail Arter, ilk seçildiği günden itibaren, başta sorumsuzca istihdamlar olmak üzere sürekli eleştirildi.

Devraldığı belediyenin güçlü yapısı, yanlış ve kötü yönetime ancak bir dönem dayanabildi.

Göreve gelir gelmez ilk 4 ayda 36 istihdam yapmıştı. O hızla da devam etti. 2018 itibarıyla devraldığında 340 olan toplam personel sayısı, 600’e ulaşmıştı.

Ben buradan defalarca, “İsmail Arter Mağusa için talihsizliktir” diye yazdım.

“Yapma, gitme üstüne” diyenler oldu. Sanki benim kendisiyle şahsi meselem varmış gibi, araya aracılar girdi.

Ne gördüm, ne tanırım.

Ancak hakkında bildiklerim, duyduklarım, daha ilk günden basına yansıyanlar, yeni bir Lefkoşa faciasını işaret ediyordu.

2016’da 6 milyon kredi almıştı. “Ödemelerini düzenli yapsın diye” demişti zamanın Bakanlar Kurulu temlik verirken.

2017’de bir defada 10 milyon kredi daha çekti.

Daha o zaman bile ayda 10 milyon açığı vardı zaten.

Geçen yılın sonunda bir 15 milyon daha borçlandı. Ayda 550 bin liralık yeni bir külfete daha imza atıldı. Bunlar basına yansıyanlar. Yansımayanları bilmiyoruz.

Arada cumhurbaşkanlığı, genel, yerel seçimler oldu. “Aman dikkat dedik. Belediye seçime kurban ediliyor” dedik, olmadı. Bu sürede, içinde UBP’nin olmadığı hükümetler de geldi ama, “dur” demediler. Görmezden geldiler. Destek üstüne destek verdiler.

O da hiç durmadı. Danışmanlar istihdam etti, çalışanların yatırımlarını yapmadı, “onlar zaten geçiciydiler” falan dedi.

Belediyenin mali durumundan hiç korkmadı, emeklileri bile hizmet alımı adı altında istihdam etti.

Belediye’nin iş yaptığı firmalara olan borçları ödenemedi. İşler yarım kaldı.

Yemekli toplantılar, izaz ikramlar, kiralık araçlar konusunda şikayetler ayyuka çıktı.

Mağusa halkının ödediği paralardan, 1 milyon liranın üstünde bir kaynak “katkı” olarak, çoğu Mağusa Belediye sınırları dışında faaliyet gösteren dernek ve kurumlara dağıtıldı.

Son günlerde, Belediye’nin verdiği hizmetlere, başta su olmak üzere, okkalı zamlar yapıldığı duyumları geliyor. Mağusa halkına hiçbir duyuru yapılmadığı halde…

Belediye Meclisi defalarca uyarı yayınladı. Sendika ha keza.

Daha Mayıs ayında, dün greve giden Genel İş Sendikası kendisini uyarmak amacıyla ziyaret ettiğinde, “bunları aramızda halledelim, kamuoyu önünde  tartışmayalım” falan diyebildi.

5 yıl önce 11 olan çöp toplama aracının, bugün 3’e düşmüş olması bile durumun vahametini ortaya koymaya yeter.

Benim kızdığım, benzer tecrübeleri yaşadığımız halde, merkezi idarenin bundan ders almamasıdır.

Belediye Yasası’na rağmen, beceriksizliğe, adam kayırmacılığa, kötü yönetime devlet eliyle prim verilmesidir.

Şimdi hep birlikte dertlerine yansınlar, ne diyeyim.

 

TEK BİR CÜMLE, BÜTÜN İDDİALARINI ÇÜRÜTÜYOR

Yok, “Guterres’in bıraktığı yerden devam edelim”, yok “BM parametrelerine bağlıyız”, yok “federasyon , siyasi eşitlik” falan…

Söyledikleri bu.

Ama ya gerçek?

Rum sözcü Prodromos Prodromu diyor ki; “Türkiye, her federasyon için geçerli olan genel siyasi eşitlik ilkesini çarpıtarak, devletin her kararı için bir Kıbrıs Türk olumlu oyunun gerekli olduğuna ilişkin istek aracılığıyla federal yönetim biçiminin kontrolünü istiyor”…

Bu söz tek başına yukarıdaki iddialarının tümünü yok etmeye yeter.

Siyasi eşitlik için gerekli olan Kıbrıs Türk onayını reddettiğin zaman, BM parametrelerini de, Guterres belgesini de, federasyonu da toptan reddetmiş oluyorsun zaten.

Gerisi fasa fiso…

Guterres de bunu görecek mi, ben onu merak ederim.

Zaten herhangi bir BM yetkilisi bunu görse, iş bitecek.

Aslında görüyorlar görmesine de, söyleyemiyorlar bir türlü.

Sorun orada.

YERİN KULAĞI VAR

 TARİHİ BİR KOMİTE OLACAK:

Özgürgün’ün dokunulmazlığıyla ilgili Komite, nihayet kuruldu. Anlaşılan, UBP’nin ortağıyla arasındaki “başkan kim olacak” tartışması, uzlaşıyla sonuçlanmış. UBP’nin, Komite’nin çalışmaya başlamasını ertelemek istediği, ‘Meclis tatilinin sonrasını bekleyelim’ dediği biliniyordu.  O çekişmenin de bir oyalama taktiği olduğu iddia edilmişti. Meclis 1 Ekim’de açılacak. Daha çok zaman var. Demek ki,

UBP o ısrarından da vazgeçmiş. Her neyse, bu Komite, tarihi bir görev yapacak. Aslında tüm partiler, kısaca KKTC siyaseti bir sınav verecek. Görelim bakalım.

TAZMİNAT İSTİYORLAR:

Müteahhitler, 1985’teki imar politikasına göre aldıkları yerlere, yeni planda değişiklik yapılması halinde, devletin bu zararlarını tazmin etmesini istiyor. Bu nasıl bir taleptir? İmar Planları ne için yapılır? Eğer geçmişte yapılan yanlışlar düzelmeyecekse, plan yapmanın ne anlamı var ki? Milyonlarca lira para ve emek ortaya koyup bir Ülkesel Fiziksel Plan’ı niye çıkarttık o zaman? Ülkeyi ileri taşımak mı, geriye götürmek mi? İçişleri Bakanlığı’nın tutumunu heyecanla bekliyor olacağız.

İNANALIM MI:

Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, turizmde 10 yıllık bir kalkınma planı yapacaklarını söylemiş. Sözlerinde, bunun bir ilk olduğu iması var. Gelecek iktidarlar için de önemli olacakmış. Oysa Üstel’in, yine aynı görevde olduğu 2012 yılında, master planına bağlı olarak, benzer bir planlama yaıldığı açıklanmıştı.  Adı da “Turizm Stratejik Planı”ydı. Turist sayısı artacaktı, içinde alternatif modeller, pansiyonculuk falan da olacaktı. Geldiğimiz noktada, var olan turist sayısı hızla düşüyor. Geçen 45 yılın boşa gittiğini söylemeye bile gerek yok. Ya aynı ağızlardan verilen vaatler? “İstikrar şart” diyor Sayın Bakan. İstikrar var, ama sadece o hiç bitmeyen vaatlerde…

BU RAHATLIK NEYİN NESİ?:

Sanayi Odası Başkanı Candan Avunduk, hükümetten hiç olmazsa bu defa Türkiye ile imzalanan protokola sadık kalmasını bekliyor. Ekonominin fotoğrafını çekiyor ve yapılacak işleri sıralıyor. Sadece son protokoldan bu yana 1 ay geçti. Yapılacak takvimli işler dağ gibi. Peki bir hareket gören var mı? Başbakan’ın kişisel yetenekleri, iyi niyeti tartışılmaz. Ama işler yürümüyor. İnsan dile getirmek istemiyor ama, sanki bilerek bir rehavet durumu gözleniyor. Paranın ilk dilimi bile gelmemişken, bu rahatlık neyin nesi?

GOYGOYCULUK, İKİYÜZLÜLÜK:

Kent güvenliği kameralarından şikayetleri anlayamıyorum. Kimi açık açık, kimi, yarım ağız. Takılsın kardeşim. Eğer sen yamuk iş yapmıyorsan, devletin güvenlik kamerasıyla derdin ne? Havaalanında, hastanede, gittiğin cafede, bet ofiste, otelde, bankada zaten izlenmiyor musun? Hem de ondan sonra çıkıp, asayişten şikayet ediyorsun ki canım kardeşim, yaptığın ikiyüzlülüktür, goygoyculuktur, başka bir şey değil. Suç oranı bu kadar arttıysa, bu devlet de dünya ne yapıyorsa, onu yapacak.

İHA’YA VER, KENDİ KAMUOYUNA VERME:

Tiyatro-sansür ilişkisi memleketi yerinden oynattı. Yine kamplaşmalar, yine bölünmeler, yine rayından çıkan tartışmalar. Senaryonun ne olduğunu öğrenmeden yorum yapmamaya kararlıydım. Ancak bir de baktım, İhlas Haber Ajansı, oyunun içeriğini yazmış. Kendince yorumlamış da. Madem İHA’ya sızdırıyorsunuz, neden kendi kamuoyunuza da duyurmuyorsunuz? Bari tartışma adam gibi bir zeminde olsun.

Zirvedekiler:

Barış Burcu (Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü): “Siyasi eşitlik ve kararlara etkin katılım ilkesi öncelikle Kıbrıs Türk halkının temel talebidir…. Bu haklı talep, gerçekte talep olmanın ötesinde yerleşmiş bir Birleşmiş Milletler parametresidir…. bunun da ötesinde taraflar arasında varılmış mutabakatlardan biridir. Rum liderliği bir yandan mutabakatlara bağlılığını ifade ederken, diğer yandan Hükümet Sözcüsü aracılığı ile bunu inkar eden bir pozisyondadır. Bu çelişkili durumlarından Türkiye’nin adını karıştırarak kaçış yolu bulmaları mümkün değildir”.

Diptekiler:

Mağusa Belediyesi: Her türlü uyarıya, “yapmayın, etmeyin” çağrılarına rağmen, Belediye akıl koymadı. Borç üstüne borç yaptığı gibi, partizanlığa, adam kayırmacılığa, hovardalığa devam etti. Sonunda batma noktasına geldi. Vatandaşın faturalarına şimdilik, gizli zamlar yansıdı. Yakında onlar da Lefkoşa’nın bir zaman yaşadığı gibi, pisliğin içinde boğulmaya başlayacaklar. Belediyenin mali durumu bugün kurtarılsa, 25 yıl daha belini doğrultamayacağı hesapları yapılıyor. Suç sadece batıranda değil,  ondan sorumlu merkezi yönetim de aynı oranda suçludur.

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı