GİDERİ AZLATMAK TEK ÇARE MİDİR?
YA GELİRİ ARTIRMAK?
ÇOK MU ZOR?
“Geçen hükümet size fazla para verdiydi, biz kesiyoruz, kusura bakmayın”… Açıklama özetle bu. Kıyamet koptu tabii…
Baktım, tepki gösteren sendikalar arasında kendilerini destekleyenler de var.
Bu pahalılıkta, bu krizde mali disiplini sağlamanın başka yolu yok muydu.
Tasarruf yapmanın tek çaresi, çalışanın cebine elini atmak mıdır?
Büyük çoğunluğu asgari ücreti zar zor alan emeklinin boğazına basmak mıdır?
Niye ellemiyorsunuz teşvikleri?
Niye ellemiyorsunuz vergi muafiyetlerini?
Maliye Bakanı bir zahmet bunun da sebeplerini aynı cesurlukla açıklar mı?
Onu da söylesin, “Kusura bakmayın, bunu yapamayız, şu sebepten” desin.
Belki de son 4-5 hükümete yönelik sorduk bu soruları.
“Devlet de artık bu paradan gerçek kazancını alacak” diye niye diyemiyorsunuz?
Hiç birinden bu konuda ses çıkmadı, çıkmaz da…
Kaçacaklar diye mi korkuyorsunuz?
Kaçmazlar, kaçamazlar, bu adamlar buralarda kökleştiler. Gelirlerinde bir azalma yok, hatta paraları nereye koyacaklarını şaşırdılar. Başka başka işlere girdiler. Parayı ülkeden çıkartmak için yapmadıkları cambazlık yok.
Çok çok “Bu yaptığınız emekle sermayeyi birbirine düşman etmektir” derler. Sanki devletin gelirinden vaz geçmesinin haklı bir tarafı varmış gibi….
Bir tanesine yüz yüze görüşmemizde ısrar ettim de, “onlara dokunursak, ekonominin dengeleri bozulur” falan diye geçiştirdi.
Bir başkasına Monaco örneğini verdiğimde, “Casinoların yıllık fiks ücretlerine –ki çok komiktir- istediğim zammı yapabileceğimi, ama cirolarına dokunmamamı söylemişlerdi. Ben de yıllık ücretleri iki katına çıkartmıştım” demişti.
Biçare esnafın muafiyeti yok ama para basanların var.
Onların karşısında el pençe divan bir devlet görüntüsü, sonra da vur abalıya.
Aklıma Ersin Tatar’ın Maliye Bakanlığı döneminde emekli maaşlarından yaptığı kesinti geliyor doğal olarak. Mahkemeden dönmüştü de, yıllar sonra iadesi yapılmıştı.
Bu muydu kalkınma? Bu muydu vaad ettikleri refah?
Şimdi yanlış dedikleri HP oranı belirlendiğinde niye eleştirmemişlerdi acaba? Vatandaşın tepkisine maruz kalmasınlar diye değil mi?
Aksine bugünün Başbakanı Ersin Tatar, “Ben olsam dar gelirlinin korunması adına, adaletli paylaşım yapardım… Maaşlar dışındaki ödeneklerde kesintiye gidileceğini duydum. Muhalefet olarak bu konunun üzerine gideceğiz, peşini bırakmayacağız” diyordu. Bunları mı hatırlatalım?
Yoksa, 2018’de gerçek Hayat Pahalılığının yüzde 40,5 olduğunu ama sadece yüzde 34,2’sinin verilebildiğini mi hatırlatalım. Yani yüksek görünse de, gerçek HP’nin altındaydı verilen.
Bitmedi; 2018’de 3 aylık HP de donduruldu, çalışanın yüzde 6 da oradan alacağı vardı. Onlar ne olacak?
Hiçbir gerekçe inandırıcı değil. Vatandaşın refahı pahasına, başkalarının haksız gelirlerine müdahale etmeyen devletin haklı bir tarafı olamaz.
Bu dün de böyleydi, bugün de böyle. Değişen bir şey yok!…
HER KAFADAN BİR SES VAR, RESMİ AÇIKLAMA YOK…
Bizden hala resmi bir açıklama çıkmayınca, yine ortalık haber kirliliğine boğuldu.
Duyduğumuz, “Önemli olmadığı, abartmamamız gerektiği, Suriye’nin savaşırken dikkatli olması için uyarıldığı”…
Koca füze düştü kafamıza, izahlara bakın.
Rumca gazeteler, kendi kaynaklarına dayanarak, kuzey ve güneyde füze savunma sistemleri bulunduğunu, ancak bunların yalnızca savaş ortamında faal duruma geçtiklerini, o nedenle tespit ve imha edilemediklerini iddia ediyorlar.
Rus basını “S-400’ler KKTC’ye yerleştirilebilir” haberi yapıyor, kimse de çıkıp, “Yahu kardeşim benim kimseyle savaşım yok. Düşen füzenin bir yanlışlık sonucu olduğu açık. Niye gireyim bu tartışmaların içine, niye hedef olayım” demiyor…
Egemen KKTC’nin yetkililerinden tıs yok.
Ne çaresiziz bakar mısınız…
YERİN KULAĞI VAR

TATAR “AYAR” KONUSUNDA GERİ ADIM ATMADI: Başbakan Tatar’ın, “Kimileri Maraş konusunun hükümetimizce ele alınmasından rahatsız… Maraş açılımı hükümet tarafından ortaya atıldı ve hükümet tarafından yürütülecek” açıklaması kafalarda soru işaretlerine neden oldu. Bana göre bu konuşmadan “Maraş konusu bizim meselemiz ve Akıncı’nın bu konuyla ilgisi olamaz” anlamı çıkıyor… Eğer doğru anlamışsam bu açıklama ile yine en başa döndük. Belli ki Tatar, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya “ayar” verme konusunda kararlıymış.
BU ADA KALDIRMAZ: Füze olayının ardından özellikle milliyetçi kesim koro halinde Türkiye’nin Rusya’dan alacağı ve ABD ile sorun yaşadığı S-400’lerin KKTC’ye getirileceği dedikodusu yayarak, adeta adres gösteriyorlar. Sen al, onlar alsın da nereye kadar. Yahu bu küçük adanın daha fazla silaha değil, barış ve huzura ihityacı olduğunu ne zaman anlayacaksınız…
İÇİNDE NE VAR ACABA: Türkiye ile imzalanacak olan mali protokolün önümüzdeki günlerde imzaya açılacağını açıkladı Maliye Bakanı Amcaoğlu. İyi de geçmiş hükümet döneminde aylarca tartışılan ve bir türlü imza aşamasına gelmeyen o protokol ile sizin protokol arasında ne fark var ki, Türkiye’yi imza için ikna ettiniz. Onu da imzalar atılınca göreceğiz…
TASARRUFU BAŞKA YERDE YAP: O fazla verdiydi, bu eksik verdiydiyi bir yana bırakın. “Tasarruf” bahenesine ise hiç sığınmayın. Maaşlardan yapılacak yüzde 2’lik kesinti ile ilgili olarak ne diyor Maliye Bakanı, “geçmiş hükümet döneminde yapılan bir yanlışı düzelttik”. Bu ülkede düzeltilmesi gereken o kadar çok yanlış varken, çalışana yapılan iki kuruşluk zam mı gözünüze battı. Muhalefette avaz avaz bağırırken bunu mu demek istiyordunuz? Biz anlamamışız.
NEREDEN NEREYE: Yılmaz Özdil, Sözcü’de bir hatırlatma yapıyor; 76’da Hora gemisi Ege’de petrol ararken, Amerikalı petrol şirketlerinin temsilcileri Denktaş’a gelmişler, rezerv tespit ettiklerini, talip olduklarını, çıkan petrolü yüzde 50-50 paylaşmak istediklerini söylemişler. Denktaş, “Ankara’yla konuşmam lazım” deyince çekip gitmişler, bir daha da gelmemişler. O şirketler 79’da bu kez Rum tarafına gitmişler. Kiprianu, Mısır’la birlikte bu işe girmek istemiş. Türk tarafı “savaş sebebi olur” çıkışı yapmış, BM araya girmiş Rumlar geri adım atmışlar. Nereden nereye…

SERTOĞLU-TATAR TARTIŞMASI: Hükümeti, Spor Dairesi Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu için yapılan atamalar konusunda eleştiren ve UBP Lefkoşa Belediye Başkan adayı da olan KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu’na yönelik eleştiriler, UBP içinde atamalar konusunda yaşanan kavgaların gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Aniden türeyen bazı internet sitelerinde, Federasyon Başkanının “ilkesiz tavırları ve siyasi açıklamaları”ndan bahsediliyor, haddini aşan konuşmalar yaptığı, Sertoğlu’nun yapılan atamayla ilgili bu derece feveran etmesinin arkasından çok da hoş kokular gelmediği iddia ediliyor, “kime güvendiği” sorgulanıyor. Belli ki parti içi bazı hesaplaşamalar olacak…
ZİRVEDEKİLER
Cenk Uzunoğlu: “Federasyona karşı çıkarken ortaya gelen ama içi boş olan öneriyi de ucu nereye varabileceğini düşünmeden körü körüne savunacak halimiz yok.Bir sonraki nihai hedefe ulaşmak için ara hamleler mi bunlar sorusunu federasyonun hayal olduğunu düşünenlere düşündürtmemek lazım. ‘Bunlar’ diye atıfta bulunulan da altı boş bırakılan iki devletli çözüm önerisinin gölgesinde o iki ayrı devletin birinin Cumhurbaşkanlığı makamının devre dışı bırakılarak Rum lider ile görüşülmesini kastediyorum. Cumhurbaşkanı makamının ekarte edilmesine yönelik Türkiye’den de destek göreceği bilinerek motive olup atılan doğru adımlar değildir bunlar”…
DİPTEKİLER
Arşiv Unutmaz: 2018 yılında hayat pahalılığının milletvekili maaşlarına yansıtılmaması kararını protesto eden bugünün Maliye Bakanı Amcaoğlu, o dönemin Maliye Bakanı Denktaş’a, “Ayda 85 bin TL ile bu krizi nasıl atlatacaksınız? Milletvekilliğinden yapılan kesintiler yasaya aykırıdır… Maliye Bakanlığı’ndaki bürokratlar bunu kabul ederse bugün milletvekilliğinden istifa edeceğim” demişti…
































