Ülkemizde, son günlerde yaşanan zehirli cennet hurmaları olayıyla, yeniden tartışılmaya başlanan Gıda güvenliği konusu, insan sağlığı açısından olmazsa olmazdır. Toplumun çok büyük hassasiyet gösterdiği bir olgudur. Bu yüzden, gıda sağlığı ve güvenliği ile ilgili başta Gıda, Yem ve Hal Yasaları olmak üzere ilgili tüm yasalar, tüzükler bir an önce yasallaşmalıdır. Hayvancılık, veterinerlik ve bitki sağlığı konularında da mevzuat çalışmaları tamamlanmalı, kurumlar arasındaki yetki karmaşası da giderilmelidir.
AB’ne uyumlu, gıda güvenliği mevzuatı ile halkımıza, sağlıklı, yüksek kaliteli ürünler sunmak en önemli adımlardan biri olmalıdır. Halkımız da, bu konuda devamlı talepkar olmalı ve konuya aşırı titizlik göstermelidir.
Gıda Güvenliği kavramı, yaşamın devamını sağlayan gıdaların, temiz, sağlıklı ve güvenli olmasını sağlamak için oluşturulmuştur. Bu çerçevede, üreticiler, toptancılar, perakendeciler ve devlet yetkilileri, tüketicilere bu imkanı sağlamalıdırlar.
Çiftlikten ve ağıldan sofraya kadar geçen bir süreci ve zinciri kapsayan gıda güvenliği kavramı, fiziksel, kimyasal ve biyolojik riskleri taşımayan gıdaları, tüketicilere ulaştırmayı temel amaç olarak görmektedir.
Gıda güvenliği, sağlıklı yaşamın ve toplumun hayat kalitesinin artırılmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Gelişmiş ülkelerde Gıda güvenliği konusunda ne yapılıyorsa KKTC’de de aynısı yapılmalıdır. Ayrıca Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar(GDO) ile ilgili gerekli yasal çalışmalar ve düzenlemeler de mutlaka yapılmalı, analiz imkanları yaratılmalıdır.
Devlet Laboratuvarı’nda GDO’lar konusunda gerekli ekipman olmadığı için, analiz ve testler henüz yapılamamaktadır.
Ülkemizde, gıda güvenliği ile ilgili olarak da mutlaka bağımsız, şeffaf çalışan ve uzmanlardan oluşan güvenilir bir kurulun oluşması elzemdir. Oluşacak bu kurul, uluslar arası otoritelerle iş birliğini geliştirmelidir. Kurul, hükümetleri ve tüketicileri her an bilgilendirmeli, tedbir almalarını sağlamalıdır.
Halk, gıda güvenliği konusunda güven bunalımı yaşamaktadır. Bu konuda güven sağlamak için yetkili kurumlar hızlı hareket etmelidir. Bu sağlanamazsa, kur artışından dolayı Güney pahalı olsa bile, alışverişlerin yoğun bir şekilde güneye kayma tehlikesi vardır. Bu bağlamda, bunun önüne geçilmesi için denetim ve analiz makamlarının geliştirilerek, üretilen veya ithal edilen tüm gıdalar düzenli olarak denetlenmelidir. Tarım ve Sağlık Bakanlıklarının yetkili birimleri, koordineli bir şekilde denetimlerini sıklaştırmalı ve gelişmeler halkla paylaşılmalıdır.
Son dönemlerde, Veteriner Dairesi ile Devlet Laboratuvarları teçhizat ve analiz bakımından oldukça kendilerini yenilemiş ve geliştirmişler ve önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Teknik uzman eksikliği de varsa süratle tamamlanmalıdır. Yapılacak analizler ve sonuçlarının toplumla paylaşılması, vatandaşların bu kurumlara ve ülkede üretilen veya ithal edilen gıda ürünlerine güvenini artıracaktır.
Hayvansal gıda, meyve, sebze, işlenmiş gıda ürünleri analizleri ülkemizde başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Burada önemli olan, alınacak numunelerin, tarlalarda, bahçelerde, tesislerde veya nakliye araçlarında farklı farklı yerlerden, fazla sayılarda alınması, hassas ve titiz davranılmasıdır.
Ülkemizde, gıda güvenliği ve diğer insan sağlığını olumsuz etkileyen çevresel faktörlerde sorunlar yaşanırken, kanser vakaları da günden güne artmaktadır. CMC atıkları, elektrik santrallerinin filtresiz olması, baz istasyonları, kirlenen denizler, sigara ve stres, kanserojen gıdalarla birlikte, kanser vakalarını tetiklemektedir.
Sadece devlet hastanelerinde 4 binden fazla kanser hastasının tedavi gördüğü ve her ay yeni 35 kanser vakasının eklendiğini Tabipler Birliği’nin açıklamalarından öğrenmiş bulunuyoruz.
Toplumda, kanser konusunda büyük bir endişe ve bunalım vardır. Hemen hemen herkesin ailesinde, komşusunda, arkadaşları arasında, bir kanser vakası görülmeye başlamıştır. Devletin, kanser hastaları için, ilaç ve diğer tedavi harcamaları günden güne artmakta, milyonlarca TL’yi bulmaktadır.
Bütün bu gelişmeler ışığında, devlet, kansere davetiye çıkaran, gerek gıda gerekse de çevresel tüm olumsuzluklara, başlangıçtan itibaren müdahale edip ortadan kaldırmalıdır.
Sadece daha fazla para kazanmak amacıyla, piyasaya, sağlıksız, kanserojen gıdalar sürerek, halkın sağlığına kasteden kişilere yönelik cezaların artırılması ve süratle uygulanması caydırıcılık ve kamu vicdanında büyük önem arz etmektedir. Yapanın yanına kalmamalıdır. Bu kişilerin, bahse konu ürünlerin üretimini veya ithalatını yapmaları yasaklanmalıdır.
































