Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gerginlik ve Kutuplaşmayla Politika Olmaz Buralarda…

GERGİNLİK VE KUTUPLAŞMAYLA POLİTİKA OLMAZ BURALARDA…

Erhan Arıklı tanıdığım biridir. Yarım yüzyıla yakın bir süredir bu topraklarda yaşayan biri…

Şu son parti kurma hikayesinden önce, ılımlı, asla bölücü olmayan, Kıbrıs’ta yaşayan tüm insanların ortak dertlerini paylaşan, buna kendince çözümler üreten biri…

Kendisiyle konuşulur, tartışılır bir kişilik.

Ancak partisini kurduktan sonra izlediği yol, yol değil.

Yeniden Doğuş Partisi’nin çıkışı, Türkiye’den gelip, buralarda yerleşen insanların sözde “ezilmişlik”lerini,  sözde ayırımcılığa maruz kaldıklarını iddia ederek, onların haklarını savunma şeklinde oldu…

Bölücülüğe, ayırımcılığa, ötekileştirmeye maruz kaldıklarını söylerken, bizzat kendisi bölücülük, ayırımcılık, ötekileştirme yapmaya başladı…

Konu yine vatandaşlıklar konusu…

Geçen gün de yazmıştım. “Vatandaşlık verilmesine karşı çıkmak ırkçılıktır” söylemi, bir yerden düğmeye basılmış gibi yayılmaya başladı…

Tam bir çarpıtma, tam bir ötekileştirme, tam bir ayrıştırma gayreti.

Bugün burada kitleler halinde vatandaşlık dağıtılmasına karşı çıkılıyorsa, bu, ülkeye getireceği sorunlar düşünülerek, bundan endişe duyularak yapılıyor…

Karşı görüşte olan bir çok genç de sosyal medya üzerinden bunu çok güzel izah ettiler.

Sorun vatandaş yapılanların Türk olması falan değil. Sorun, bu küçücük toprak parçasının bu yükü kaldıramayacak olması…

Eğitimden sağlığa, trafikten işsizliğe bir kaosa doğru gidiliyor olması.

Bir arkadaş çok güzel bir saptama yaptı. “Bununla uğraşacağınıza, Türkiye’den getirilen insanların emeklerinin sömürülmesine karşı çıkın… Trafikte hayatını kaybeden paketçi çocuklar için, inşaatlarda güvenlik sağlanmadığı için düşüp ölen işçiler için mücadele edin” diyor…

Tam da bu tartışma yaşanırken, gaflarıyla meşhur Özgürgün “Kıbrıslı yoktur, Türk ve Yunanlı vardır” deyiverdi…

Birbirine bağlantılı bir şekilde, “Kıbrıslı Türk-Türkiyeli” düşmanlığı hortlatıldı. Sanki burada Türk olduğunu reddeden varmış gibi…

Ne için, sırf küçük, şahsi hesaplar için…

Yıllar yılı birlikte yaşayan insanların arasına nifak sokma pahasına siyaset yapmak… Bundan daha kötüsü olamaz…

Hatta Arıklı o kadar ileri gitti ki, geçtiğimiz gün, “kendini Kıbrıslı hissedenler ayrı bir kategoriye konmalı” anlamına gelecek şekilde, “Türklüğü ve Yunanlığı kabul etmek istemeyenler ve ‘Kıbrıslı’ diye bir cemaat oluşturmak isteyenler için 1960 Anayasası’na benzer bir hukuki düzenleme yapılmalı” deyiverdi…

Nasıl yani..?

Hayvanat bahçesi gibi mi…?

Etraflarına tel örgü çekerek, müzelik yapmak için mi..?

Yoksa, adada üçüncü bir oluşum mu..?

Bundan daha bahtsız, bundan daha mantıksız ve tehlikeli bir söylem duymadım şimdiye kadar.

Bunu söyleyen de, ülkenin geleceğinde söz sahibi olmaya çalışan bir siyasi partinin başkanı.

Ben buradan karşıt görüştekileri tavır koymaya çağırmayacağım.

Sadece, bu söylemlerde bulunanların, izledikleri yolun ne kadar talihsiz ve tehlikeli olduğunu düşünerek, bunun bir hata olduğunu kabul ederek, vazgeçmelerini bekleyeceğim.

Bu yol, yol değil…

Kimse toplumda gerginlik ve kutuplaşma yaratmak suretiyle şahsi ya da politik bir çıkar beklemesin…

Ne isterse olsun, bu topraklar buna izin vermez…

Ruhuna aykırıdır…

YERİN KULAĞI VAR

RUM TARAFININ YENİ POLİTİKASI:

Müzakereler yeniden başlarken, Rum tarafının izleyeceği yeni suçlama politikasının işaretleri gelmeye başladı. Bu kez Türkiye Kıbrıs Türklerini rahat bırakmıyor, kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmelerine izin vermiyor” propagandasına sarılacakları anlaşılıyor. Anastasiadis’in ilk açıklaması Türkiye’ye Türkiye’ye “Mustafa Akıncı’nın, üçüncü tarafların değil Kıbrıslıların çıkarına öneri sunmasına müsaade et” oldu. Dışişleri Bakanı Kasulides de benzer bir şekilde “Kıbrıs sorununun bütün başlıkları dikenli. Her şey Türkiye’nin tezlerine bağlı” dedi. Sanki yıllar yılı “Türkiye bizi muhatap alsın” diye yalvaranlar kendileri değildi…

BU NASIL ADALET:

Dondurma aracıyla askeri yasak bölgeyi ihlal ederek Güney’den Kuzey’e yüklü miktarda kaçak et geçirirken suçüstü yakalanan Mutlu Töre çıkarıldığı dün Askeri Mahkeme tarafından teminatla serbest bırakılmış. Töre’nin siciline baktım, son bir iki yılda insan kaçakcılığı dahil birçok suç işlemiş. Aklımın almadığı şu, böyle birisi içeride olması gerekirken, nasıl oluyor da, teminatla serbest kalabiliyor. Sonra da “adalete güvenin” diyorlar. Nasıl güvenelim söyler misiniz…

CILKI ÇIKTI:

Biz yazmaktan, onlar yapmaktan usanmadı. “Gerekirse 27 bin kişiye vatandaşlık veririm, ödenmesi gereken siyasi bedeli de öderim” diyen Denktaş ve ortağı UBP, vatandaşlık konusunda geri adım atmak bir yana, işlemleri daha da hızlandırdı. Bir kimlik, eşittir bir oy olunca 27 değil, 270 bin vatandaşlık bile verilir. Bence bu kadar eziyete gerek yok. Gümrük kapılarına ofis kursunlar, gelen her yolcuyu dilerse vatandaş yapsınlar, onlar da biz de kurtulalım…

SORMA GİR HANI:

İş bulmak için KKTC’ye geldi, iş bulamayınca parasız kaldı, kısa yolu bularak soygun yaptı. Yıllardır yazıp çiziyoruz. Kardeşim bu ülke sorma gir hanı mı, ipini koparan bu ülkeye elini kolunu sallayarak girebiliyor mu? Cevap evet…Muhaceret polisi, gümrük kapılarındaki görevlilerin işi ne? Önüne geleni alırsan sonuç bu olur. Üç gün, beş gün dolaşır aç kalınca da mecburen soyar…  Evime iki kez hırsız girdiğinde polisten duyduğum buydu. Tek kuruşsuz, tek bir eşyasız, ama çeteler halinde gelirler, soyarlar, ertesi gün gemiyle kaçarlar… Ha bunu sorgulayınca da ırkçı oluyoruz değil mi, pardon…

İLK DEFAMIZ DEĞİL:

Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un elektrik fiyatları ucuzlayacak açıklamasını eleştiren El-Sen eski başkanı Tuluy Kalyoncu, kandırıldığımızı iddia etti. Vallahi bu ne ilk, ne de son kandırılmamız olacak. Tarih defalarca kandırıldığımızı yazar. Bizim kendi bakanımız kandırsa ne olur. Önemli olan kandırıla kandırıla kanmamayı öğrenmek…

VAZGEÇMİYOR:

Büyükkonuk Belediye Başkanı inadından vazgeçmiyor, ille birşey yapacak. Önce deve güreşi düzenlemeyi denedi, gelen baskılar üzerine vazgeçti sandık ama, bu kez de Kapadokya’nın ünlü “balon turizmini” kafaya taktı. Kardeşim bu iş için bölge ve rüzgar çok önemli. Büyükonuk buna uygun mu, o bölgeye yılda kaç tursit geliyor bilmiyorum. İnşallah başkanın bu inadı, büyük facialara neden olmaz.( Daha önceki gün, Göreme’de balon düştü 1 tursit ölürken, 20 kişi de yaralandı). Balon sevdalılarına duyurulur…

ZİRVEDEKİLER

Ahmet Okan: “Doğrudur, Kıbrıslı Türk falan yoktur. O bildikleriniz hayalden ibaret…O Kıbrıslılar çok eskilerde kaldı. Hassanbulliler destanında şöyle yazılıdır: ‘Kaymakam der, aslımızı sorarsanız Mamonya… Bakınız bize ne yaptı bu dünya…’ Sanki Amerika’da Amerikalılar mı var? Haklısın arkadaş. Ama yine de aslımızı sorarsanız…”

 

DİPTEKİLER

Su Akar….: Günde 80 bin ton su boşu boşuna denize akarken, son yılların en yağışlı kışını geçirmişken, bu ülkede hala daha çiftçiye kuraklık parası ödenmesi gündemde olursa, yandık ki ne yandık.  Aziz Nesin’lik bir durum var ortada. Hani bir söz var; “Su akar, deli bakar” diye. İşte bizimkisi de aynen öyle…