Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gereksiz bir PR…

Dışişleri Bakanı Emine Çolak’ın bir kadın memuru makam şoförü olarak alması, sosyal medyada tartışılıyor.

Bir kısım vatandaş kararı alkışlarken, diğer bir kısım da ti’ye alıyor…
Bana göre de gereksiz bir PR’dı yapılan…
Neden derseniz, eğer kadınların bazı görevleri yapmasının engellendiği bir ülke olsanız, böyle bir atama belki ilginç olabilir…
Ancak olaya bakın ki, makam şoförünün kadın olduğu bakanlığın başında da bir kadın var…
Demek ki bu ülkede kadınların belli makamlara gelmesinin önünde bir engel yok.
Hatta Meclis Başkanı da bir kadın.
Eğer uygulama ile bir engel ortadan kaldırılsaydı, kadın ve cinsel eşitlik konularında bir aktivist, insan hakları savunucu olan Sayın Çolak’ı hep birlikte alkışlardık…
Ama öyle bir durum yok…
Sayın Samiye Yürün, yaptığı işten memnun, ne güzel, başarılar dileyelim.
Sonuçta bir magazin haberi olmuş…
Reklamın da biraz abartıldığını düşünüyorum…

Bunları yapmak zor mu?..
Hep diyoruz ya, “biz adam olmayız” diye. Bunu söylerken, insanlığımızdan şikayet etmiyoruz aslında. Yanlış kararlarımızdan, yanlış seçimlerimizden ve bunun sonucunda başa getirdiğimiz yanlış yönetimlerden şikayet ediyoruz…
Peki ama doğru seçimlerle, doğru yönetimleri kurmak bu kadar zor mudur? Hiç de değil… Yeter ki, öncelikleri doğru belirleyelim, “ben” değil, “biz” diyeni dinleyelim, taleplerimiz kişisel çıkarlar için değil, toplumsal çıkarlar için olsun. Ondan sonrası kolay…
Fazla bir şey de değil istediğimiz. Bakın benim gönlümden geçen nasıl bir ülke:
*İnsanlarının daha çok üretmesi, daha çok kazanması, daha çok çalışması için gayret eden, vatandaşlarına medeni dünyanın nimetlerini eksiksizce sunan; doğaya, çevreye saygılı, kuralları herkes için eşit uygulayan…
*Vatandaşının alın terini birilerine rant olarak kullandırmayan, vergileri hizmet olarak geri döndüren;
*Siyasilerinin kavga yerine, adaleti, ekonomiyi, asayişi, gelişmeyi, kalkınmayı tartıştığı;
*Kamuda memurlarının parti rozetine göre değil, liyakat esasına göre seçildiği, fırsat eşitliğinin egemen olduğu;
*Rüşvet almayan ve vazifesini hakkıyla yapan, devlette görev almayı ateşten bir gömlek giymek telakki eden, devleti arpalık olarak görmeyen, devlet malını çalmayan kadrolardan oluşan;
*Haberleşmesinin, eğitiminin, sağlığının ve enerjisinin devlet tarafından doğru yönetildiği, kriz anlarında sarsılmayacak;
*Vatan sevgisinin çalışmak, çalışmak, daha çok çalışmak ile ölçüldüğü;
*Dış politikada bir tavrı olan, 5 senelik 10 senelik 50 senelik projeksiyonları olan, bir iktidarın yaptığını diğerinin bozmadığı, devlet geleneğinin ve saygınlığının her şeyin üzerinde olduğu;
*Vatandaşlarının dürüst, çalışkan, disiplinli, gururlu, refah seviyesi yüksek insanlardan oluştuğu, herkesin eline aldığı işi hakkıyla yaptığı;
* Devletin koyduğu kuralları vatandaşları arasında eşit olarak uygulayabildiği ve yasalar önünde herkesin eşit olduğu; toplumsal hassasiyetlerin istismar edilmediği;
Ve son olarak da, insanların dürüstçe ürettiği, çalıştığı ve vergisini ödediği sürece hayat tarzının, neye inandığının kimseyi ilgilendirmediği, kavganın değil, sevgi ve saygının öne çıktığı, insanların birbirleriyle barışık olduğu bir ülke…; 
Çok mu zor?

YERİN KULAĞI VAR

ZAM CTP’Yİ BİTİRİR:
CTP Genel Başkanı Talat, kendisine olan güveni, elektrik konusundaki açıklamalarıyla yerle bir etti. Toplumun çok şey beklediği Talat, resmen “çiftliğe” dönen Kıb-Tek’in 6 kuruşluk zam talebine verdiği destek ile sadece vatandaşın değil, kendi partililerinin de tepkisine neden oldu. Birçok CTP’li sosyal medyadan yaptıkları açıklamalarla, “Bu zam CTP’yi bitirir. Özelleştirin bitsin” diyerek zam kararını savunan Talat’ı, eleştiri bombardımanına tuttular…

SEKTÖR DURDU:
Mülkiyet konundaki bilinmezlik, inşaat sektörü ve emlak piyasasını da vurdu. Vatandaş alacağı malın kimin olduğunu veya olası bir antlaşmada akıbetinin ne olacağını bilmezse, haklı olarak, gidip de o malı satın almaz. Bu nedenle gerek yerli, gerekse yabancı yatırımcı bugünlerde gayrimenkul alımlarını haklı olarak durdurdu. Belirsizliğin sürmesi halinde, önümüzdeki günlerde inşaat ve emlak sektöründe ciddi kırılmaların yaşanmasının kaçınılmaz olabileceğini söyleyebiliriz…

SİSTEM DEĞİL “METSİS”:
Sağlık Bakanı Salih İzbul, “Kendi koşullarımıza özgü bir sağlık sistemi yaratılacak” diyerek, CTP’nin ilk kez hükümet yapma şansı bulduğu 1994 yılında, sağlıkta reform çalışmalarına yönelik girişimlerin başlatıldığını anımsattı. Son 21 yılın 10 kusur yılında iktidar olan CTP’nin, ne yazık ki sağlık konusunda, bir sistem oturtmayı başaramadığını görüyoruz. İzbul’un dediği gibi, “Sağlıkta sistem yok ‘Metsis’ var…”

REFORM BUDUR:
KTAMS, sağlıkta vardiya, rotasyon, düzensiz çalışma tüzüğünün hazırlanması için, çalışanlarla bölgelerde toplantılar düzenleyeceğini açıkladı. Sorun sadece sağlıkta değil ki. Sadece konu “ek mesai çeteleri”yle basına yansıdığı için göze battı. Bir de ek mesai ödeneklerinin yarısı sağlığa gittiği için… İkinci sırada polis var, sonra diğer bakanlılar… Oysa devletin, tüm memurlarını vardiya usulü çalıştırma yetkisi var. Böyle bir tüzük tüm memurlar için de yapılmalı. 80 milyona varan ek mesai ödemesi, yarıya düşürülse fena mı olur. Hem ‘kaynak, kaynak’ diye ağlarız, hem de tasarruf için kılımızı kıpırdatmayız. Reform denince ben bunu anlarım…

KEŞKE SADECE O OLSA:
LTB’de bir çalışanın, zimmetine 27 bin TL para geçirdiğini ve tutuklandığını okuduk… Eğer doğruysa, bunun adı ekmek yediği kapıya ihanet demektir. Ancak, yıllardır LTB’den götürülen milyonların yanında bu para devede kulak kalır. Keşke belediyeyi batağa sürükleyen ve yıllardır milyonlar “tırtıklayanlar” da mahkeme önüne çıkarılabilse…

EĞİTİMDE BAŞARI:
Geçen yıl sınava giren öğrencilerin %31’i Türkiye’de bir üniversiteye girme hakkı kazanırken, bu yıl oran %49’a çıkmış… Bir miktar yükselme var. Ancak yeterli, mi, kesinlikle değil. Türkiye’de ortalama yüzde 52’nin üstünde. Herkesin ille de üniversite okuması diye bir şey yok, ancak müfredatta ve sistemde da bir sorun olduğu kesin… Bu konuda yorumu sendikalardan beklerim. Zira işin bu tarafıyla ilgilendiklerini hiç görmedim…

ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: “İki liderin burada bence en büyük sıkıntısı bilgiyi verememek ve bilgileri fazla abartmış olmalarıdır. Dolayısıyla iki lider belli zaman dilimlerinde üzerinde görüştükleri konularla ilgili yine kendilerinin müşterek bir şekilde tartışarak, topluma belli mesajları verecekleri bir atmosferi sağlamaları gerekiyor. Ortak açıklama yapmalarıysa bu işi daha da perçinleyecek noktayı getirebilecektir…”

DİPTEKİLER
Kıb-Tek: Daha 3-5 ay önce zarar değil kar ettiğini söyleyen kurum, bugün “zam yapılmazsa batarız” diyor. İstihdamlar, bedava elektrik ve üstüne alınan ekstra yardımlar. Batmasın da ne olsun. 6 kuruşluk zam ile kurtulacağını bilsem helali hoş olsun verelim ama önce aldıkları bu avantalarından vazgeçsinler. Zarar varsa eşit paylaşılmalı…