Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gerçeklerle yüzleşme zamanı…

Kıbrıs Adası’nın iki büyük nüfusundan biri olarak, geçtiğimiz yüzyılın ilk üç çeyreğinde, bilinmez bir geleceğe doğru giderken, büyük acılar çektik.

Osmanlı’nın adadan tümüyle çıkmasından sonra Kıbrıs Türkü’nün kaderi, ya sürekli bir kaçış, bir göç ya da bu topraklarda varlığını sürdürme adına mücadele etmek oldu…
Çağdaş dünyanın üretim-yaşam ilişkilerinden çok uzaktaydık.
Çünkü öncelik maldan da önce candı… Yaşam hakkı için mücadele ettik, fazlasını düşünmedik bile.
1974’le birlikte, güvenlik, toprak ve üretim için gerekli olan her şeye kavuştuk…
Sandık ki, yapabileceğiz…
Üretebileceğiz, satabileceğiz, adaletli bir şekilde geliri paylaşabileceğiz.
Oysa ne yaptık, var olanı hovardaca tüketme yoluna gittik. Beceriksiz tüccarlar gibi, elimize geçeni yatırım için bir kenara ayırmadan harcadık, harcadık.
Toprakları harcadık, suyu harcadık, parayı harcadık, hatta insanları harcadık…
Deliler gibi bir tüketim çılgınlığına düştük.
Sanki hep arkası gelecek, hesap verme günü hiç gelmeyecekmiş gibi…
O “Kendi ayaklarımızın üstünde durmak” diye nutuk atanlar, bırakın kendi ayaklarımızın üstünde durmayı, var olan kurumları ve varlıkları batırdılar…
Sistemsizlik sistem oldu, işler çığırından çıkınca, kısa yoldan köşe dönmek, adaleti bozarak siyaset yapmak alışkanlık haline geldi. Kimse de kınamadı, kanıksadık, gitti…
Dün Havadis’in manşetinde, TC Büyükelçiliği’nin Durum Raporu’nun çarpıcı rakamları vardı.
Devletin sadece kefalet kredisi olarak borcu, 675 milyon TL… Kıb-Tek, Sigortalar, ETİ, SÜTEK, Kalkınma Bankası Tahvilleri v.s… Bu miktarın içinde belediyelerin borçları yok…
Bunun dışında, Türkiye’den alınan ve yıllar yılı geri ödenmesi düşünülmeyen krediler var. Son 40 yılda, devletin tüm giderlerinin yüzde 30’undan fazlası, Türkiye’den alınan borçla karşılandı.
Bu durumda sadece dış borcun, 60-70 milyar dolara vardığı belirtiliyor…
Şimdi bunlarla yüzleşmenin zamanı geldi. Son dönemde ortaya çıkan ekonomik paketler, bu yüzleşmenin ilk adımlarıydı. Uygulamaları acıtmaya başladı, tıpkı o eski hurmalar gibi…
Siyasetle iç içe, ‘al gülüm ver gülüm’ hesabı sübvansiyonlar, teşvikler, destekler…
Sanki her biri birer tabu…
Oysa geleceğimizi yiyor, farkında değiliz…
Bunu geçtim; şimdi anlaşma yolunda süreç ilerledikçe, bir başka gerçekle daha yüzleşiyoruz; o da mülkiyet konusu…
Sadece tazminatla ödenecek olsa bile maliyetinin 40 milyar dolar olduğu söyleniyor.
Hesapsız kitapsız, haklı, haksız dağıtılan, satılan, iç edilen mülkler… Sanki bunun da hiç hesaplaşması olmayacaktı…
Yıllar içerisinde öylesine büyük adaletsizlikler yaşandı ki, şimdi kurunun yanında, yaş da yanacak diye endişeler içindeyiz…
Velhasıl, 40 yılın hovardalığı ile hesaplaşma günleri yaklaşıyor…
Aynen ağustos böceği ile karınca hikayesindeki gibi…
Her şeye rağmen çıkmaza girmeden, silkinmenin yolu var…
Ancak o yol önce akılcı ve kararlı yeni politikalar oluşturmaktan, tabuları ellemekten, sonra da fedakarlıktan geçiyor…
Ya kabul edeceğiz, ya da Yunanistan’dan beter olacağız…

 

YERİN KULAĞI VAR
NEREYE GİDİYORUZ:
Günlerdir ülkede su yok, hastaneler dökülüyor, kumar, fuhuş ve uyuşturucu adeta günlük hayatımızın bir parçası haline dönmüş. Görüşme süreci son hız devam ediyor, vatandaş tedirgin ve şaşkın. Herkes birbirine “nereye gidiyoruz” diye soruyor. Ama biz hala daha, sağlıkta devrimden, zam yapılmazsa batacak elektrik kurumundan, bir bayan bakanın kendisine bayan şoför almasından bahsediyoruz…
YÖNETİM VE GÜÇ PAYLAŞIMINDA İLERLEME?:
Bugünlerde mülkiyet konusunda bir alevlenme ortalığı sardı. Oysa geçmiş süreçlerde tıkanma, yönetim ve güç paylaşımı konularında olmuştu. Cumhurbaşkanı Akıncı, dünkü basın toplantısında da, ondan önceki basınla kahvaltısında da, yönetim ve güç paylaşımında önemli ilerlemeler olduğunu söyledi. Ancak ne gibi bir ilerleme oldu, kurucu devletlerin statüsü, dönüşümlü başkanlık, merkezi devlet ve parça devletlerin yetkileri ne oldu, hiç haberimiz yok. Gerçekten ilginç…
ZAM DEĞİL DÜZENLEME:
CTP Genel Başkanı Talat, Kıb-Tek’in vatandaşa gereğinden daha ucuza elektrik sattığını iddia ederek, bu zammın yapılmaması durumunda kurumun batabileceğini söylemiş, vatandaşın bu artışı, bir zam olarak değil, bir düzenleme olarak algılamasını istemiş. Bu nasıl iş anlamadım. Sayın Talat’a göre, zammın yeni adı düzenleme mi oldu artık. Yakında hükümet birçok üründe yeni düzenlemelere gidecek demek ki. Anlaşılan kuruma yapılan istihdamlar, alınan makam araçlarının parası yine vatandaşın cebinden çıkacak ama Talat’a göre zam olarak değil, düzenleme olarak…
MÜFTÜNÜN İŞİ NE OLDU:
Türkiye’de son yapılan seçimlerde AKP aday adayı olan ve bu süreçte, kendine bağlı imamları propagandasında kullanarak tepki toplayan Talip Atalay için geçmiş hükümete, görevden alınması konusunda Türkiye’den bir yazı gelmişti. Dönemin Başbakanı Yorgancıoğlu ise hükümetteki son günlerinde bu talebi görmezden gelip, sümen altı etmişti. Şimdi yeni bir hükümet ve hakkında onca iddia olan Atalay için, üstelik görev süresinin dolduğu gerekçesiyle işine son verilmesi istenen bir yazı var. Başbakan Kalyoncu bu konuda nasıl bir yol izleyecek, yakında göreceğiz…
TURİSTİK Mİ, KUMAR MI:
Bu yılın ilk altı ayında, Türkiye’den gelen turist sayısında % 25 artış olmuş. İyi de, önemli olan bu turistlerin kaç geceleme yaptıklarıdır. Yoksa sadece hafta sonu casinolara kumar için gelenlerse, bunların ülkeye tek kuruşluk faydası yok. Ne lokantalara, ne de başka bir yere para harcamaz bu tipler. Eğer böyle ise % 100 artış olsa ne yazar…
SIRADA NE VAR:
UBP Milletvekili Ersin Tatar, “Kuzey’de bize kalacak olan topraklarda tapular esas olacaktır. Yani KKTC’nin tapuları geçerli olmak zorundadır. Aksi takdirde bu devletin altına siz dinamiti çakarsınız” demiş. Geçtiğimiz günlerde de bir gazetemiz son gelişmelerle birlikte, “av tüfeklerinin hazırlandığını” manşetine taşımıştı. Birisi devletin altına dinamit koyarken, diğeri av tüfeğini kuşanmaya başlamış. Sorunlarımızı dinamitlerle, av tüfekleriyle çözmeye kalkarsak yandık ki ne yandık…

 

ZİRVEDEKİLER
Meriç Erülkü: “18 Kasım 2013’te Brent petrol fiyatı $108… Kur 2.02 TL / dolar… Bugün Brent petrol $51… Kur 2.77 TL… Santralde kullanılan fuel oil bu fiyatlardan farklı hareket etmez. Özetle, bu durumun çarpan etkilerine düz mantıkla bakalım: 18 Kasım 2013 etkisi: 108 x 2.02 = 218.16 TL…
11 Ağustos 2015 etkisi: 51 x 2.77 = 141.27 TL… ‘Elektrik zammı kaçınılmazdır’ diyorlar…”

DİPTEKİLER
Yeni Bir KİT: CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, önceki gün bir TV programında, Türkiye’den gelecek olan suyun yönetimi konusunda bir “Su Kurumu” oluşturulacağını söyledi. Ortak akılla üretilen projeler varken, çıka çıka yeni bir KİT çıktı anlaşılan. Talat, “özerk” olacağını söylüyor ama nereye kadar… Kıb-Tek de özerk değil mi, diğer batan KİT’ler de özerk değil miydi? Başına devletin atayacağı insanlar geldikten sonra, özerk olsa ne değişir ki?..