Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

GERÇEKLERİN BİZE SÖYLEDİĞİ…

AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu Makarios’tan sonra bir ilki gerçekleştirdi ve Türkiye’ye gidip, Türkiye Başbakanı Davutoğlu ile Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla görüştü.

Türkiye’ye gidip de bu düzeyde resmi görüşme yapan son Rum lider Makarios idi.
1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştu ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olarak 1961’de Makarios Ankara’ya gidecek ve üst düzey görüşmeler yapacaktı.
Meraklıları için hemen belirtelim, Makarios bu ziyaretinde Türkiye’den bir dizi taleplerde bulunacaktı. Bu talepler arasında Türkiye’den Kıbrıs’a borularla su getirilmesi de vardı.
Makarios’un bu talebi, dönemin Ankara yönetimini heyecanlandıracak, teknik çalışmalar derhal başlatılacak fakat bir süre sonra Makarios’a "bizim teknolojimiz böylesi bir proje için yeterli değildir" cevabı verilecekti.
Zaten 2 yıl sonra yani Aralık 1963’te toplumlararası çatışmalar başlayacaktı.
Yani o günün Türkiye’sinin teknolojik gücü yetse ve boruları döşemeye başlasa bile patlayan silahlarla birlikte bu proje de suya düşecekti.
Tıpkı Kıbrıs Cumhuriyeti projesinin suya düştüğü gibi.

***

Kıbrıs sorununda hep farklı bir politika izlediğini iddia eden ve her fırsatı kullanıp Kıbrıslı Türkler ile bir araya gelmeye özen gösteren ve hatta bir aralar hadlerini aşıp (muhtemelen şimdi de vardır) "Kıbrıs’ın sol otoritesi biziz" deyip Kıbrıslı Türkler arasında "şube" kuran ve örgütlenen AKEL’in şimdiki başkanı Kiprianu Türkiye’ye gitmeden önce yaptığı açıklamada "Davutoğlu’na Ulusal Konsey’in görüşlerini aktaracağım" dedi.
Dedi ve bence bizdeki AKEL hayranlarını yerle bir etti.
Ulusal Konsey dediği çoğunluğu hayırcı ve Kıbrıslı Türklerin karşıtı partilerin oluşturduğu, resmi Rum tezlerinin pişirilip piyasaya sunulduğu yerdir.
İddia ederim ki Ulusal Konsey’in resmi tezleri ile Kıbrıs’ta bir uzlaşmaya varılması mümkün değildir.
Şimdi AKEL’in içinde bulunduğu durum budur.
Kapalı kapılar arkasında görüştüğü Kıbrıslı Türklere neler söylediğini bilmiyorum.
Bildiğim birkaç şey vardır.
AKEL, 2004’de Ulusal Konsey’in görüşleri doğrultusunda referandumda hayır oyu kullandı.
Bu zat ile 3 yıl önce yaptığımız mülakatta "Kıbrıslı Türklerin evet demesini kınıyorum" türünden bir açıklama yapmıştı.
Şimdi de Türkiye’ye gidip, Ulusal Konsey’in görüşlerini Türkiye Başbakanına anlatıyor.
Tüm bunları alt alta topladığınızda çıkan sonuç nedir?
Lütfen bu soruya bizdeki AKEL’ciler yanıt versin…