Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gerçekler ve dersler

“Futbol liglerinde ikinci devrenin başlamasıyla birlikte sahalardaki son durumları incelemeye devam eden Spor Dairesi Müdürlüğü, Lefkoşa’dan sonra Girne’deki sahaları da mercek altına aldı. Spor Dairesi Müdürü Hüseyin Cahitoğlu ve Spor Dairesi Müdür Muavini Mustafa Sütçü, geçtiğimiz gün Girne bölgesindeki sahaları inceledi” diye bi’haber düştü elektronik posta olarak. Okuduğumda; “Vay guzzum vay, bizim adamlar manavda golyandro görseler maydanoz sanacaklar, tıpkı benim gibi. Ne işleri var bu işlerin içinde. Saha gezmeler ve de gezmelermiş. ‘Ekilidir girilmez’ tabelası önünde ha’bire zemine bakarlar. Bi’de mercek altına almışlar bizim adamlar çayırdan bozma sahalarımızı! Gerçi bu memlekette hayatında domates bile yetiştirmemiş abilerimiz Tarım Bakanlığında müsteşarlık yaptılar. Bu gençler de yurdum sporu için ellerinden geleni yapıyorlar ama hep birlikte işimiz nanay” dedim bendeniz de kahvelediğimiz Mustafa Özsoy Müdür’e o anda. İtmedi bitmedi bu çim işleri bu memlekette. Hâlbuki yanıbaşımızdaki Rumların doğal çimlerini mukayese ettiğimizde “74’ten sonra bu ülkede çim uzmanı bi’ziraat mühendisi yetiştiremedik mi?” diye sorarız hep ama bildik kum, çakıl, argasti margasti cinsinden ‘çim adam’ sorunları dillendirilir hep! Neyse, psikoloji bilimde altın bi’kural var: “Gelişimi; olaylardan çok, olaylara tepki verme biçimi yaratır. Geçmişten ders almadan hep aynı hataları tekrarladığımızda, hep aynı sonuçlarla karşı karşıya kalırız”. Sporda ileri gitmiş ülkelerin fiziki altyapılarını geçtik, zihinsel altyapıda da tabiatıyla ileri gittiklerini gördük hep. Bu ülkeler sürekli olarak ‘yeniden öğrenmeyi’ seçerek kısır döngüden kurtulmayı başarmışlardır. İşte bu süreçte yurdum sporunu yönetirken, bu ülkelerle paralel düşünmeyi yeğlemeyip, kendi aklımızdan memnun bi’şekilde hep dikine(!) yol aldık. Bazı istenmeyen olaylar; bireylerin veya toplumların önünde bi’engel olmadan önce bertaraf edilebilir. İşte bu süreçte iyiyi örnek alıp, kendine adapte etme sürecine “Toplam Kalite Yönetimi’nde Benchmarking” denir. Bur’da asla taklit etme yoktur. Bur’da sadece sektördeki kahramanlarla ilgili avantajların tespiti ve ona adaptasyonu vardır. E bur’da da ‘insan olmak’ ayrıcalığı yer alır. Başarılı insan olmak demek; mantık yürütmek demek, hayal kurmak demek, ortak akıl projesi organize etmek demek. Ha’bi de sevgi bağı kurmak demek. İnsanoğlu hayvanlar gibi sezgilerinden çok, bilim ve teknolojiyle ilgilenir. “El’in oğlu ay’a seyahat ederken, biz daha bi’çim problemini çözemedik. Ne çimmiş beaa!” demek kaderimiz mi? Güney’in de, Kuzey’in de güneşi aynı güneş, nemi aynı nem, genelde de iklimi aynı iklim ama az önce bahsettik ya; bi’çim meselesini çözemedik vesselam. Sentetik çim mi? Bereket versin bu konuda yavaş yavaş vites yükseltmeye başladık. Kaliteli futbolcu yetiştirmenin birinci kuralı; ‘kaliteli saha ve malzemedir’. İşte bunun ötesinde de elimizdeki en önemli silahı kullanma konusu şarttır. En önemli silah mı? Tabii ki de bilgidir. Bu mükemmel silaha rağmen hâlâ yaşanan olaylardan ders almamak bi’hayli düşündürücüdür. Her yeni sezonda sahalar gezilir, su tankerleri ve çim tohumları güvercinlerin sofrasına buyur edilir. Her sezon başı “sahalarımız hazırdır” denir. Her sezon başı ölümüzün goca körü spormuz yönetilmeye çalışılır. Her şûrâ zamanı tavsiye kararları alınır ama bi’türlü sorunlar bitmez. İşte ‘gerçekler ve dersler’ tıpkı bu hâliyle mercek altında olmalıydı. Sonuç mu? Sonuçta; “Çok’az insan ve onları yönetemeyen bi’sürü insan”. Nokta…