Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gençlerin önünü açınız…

İkinci Cumhurbaşkanı Talat’ın “Ben aday değilim” açıklamasının ardından, taşlar yerinden oynadı. Nisan 2015’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı için senaryolar yeniden yazılmaya başlandı. Talat’ın bu açıklamasını bir “manevra” olarak değerlendirenler kadar, “adaylık konusu kabak tadı verdi” şeklinde yorumlayanlar da oldu. Öyle veya böyle, çok büyük bir ihtimalle bu hafta adaylığının kesin açıklanacağına kesin gözüyle bakılan Talat, “ben bu işte yokum” deyip, ağır aksak çalışan CTP yönetimine müthiş bir gol attı…

Talat’ın, aday olmayacağı yönündeki açıklamasını TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC ziyareti öncesine denk getirmesi de oldukça manidardı…
Neyse bu konuda onlarca senaryo üretilebilir. Sonuçta verdiği karar Sayın Talat’ı bağlar, bizim bu karara saygı duymaktan öte yapacak bir şeyimiz olamaz. Ancak bu kararı, yıllardır uzak durduğu partisinde yeniden etkin bir konuma gelmek adına ilk adım olarak da değerlendiriliyor. Birçok CTP’li de partiyi içinde düştüğü krizden çıkaracak ismin Talat olduğu konusunda hemfikir. Hatta özellikle Girne bölgesinde bu yönde çalışmaların başladığını bile söyleyebiliriz…
Talat’ın adaylıktan çekilmesinin ardından sol cenahta, şu ana kadar resmi olarak adaylığını açıklayan tek Mustafa Akıncı kaldı… CTP’nin ortak aday olarak Akıncı ismi üzerinde birleşeceğini sanmıyorum. Zaten Parti Meclisi de son olarak, kendi adayını çıkarma kararı almıştı. Şimdi CTP’de adaylık konusunda daha önce de isimleri basında sıkça yer alan, Meclis Başkanı Sibel Siber ile Dışişleri Bakanı Özdil Nami öne çıkıyor. Bu iki isim dışında, Başbakan ve Genel Başkan Özkan Yorgancıoğlu’nun da adaylığa sıcak baktığını biliyoruz. Ancak parti içinde yaşananlar ve son yerel seçim mağlubiyeti, Yorgancıoğlu’nun bu isteğini şimdilik sümen altı etmesine neden oldu… Hal böyle olunca CTP, Siber veya Nami isimlerinden birisini aday olarak tespit edecek. İşin ilginç yanı her ikisini de, partinin BG kanadından gelmiş olmalarıdır… Sizin anlayacağınız aday kim olursa olsun, köktenci bir CTP’li olmayacaktır… 
Sağ’da ise konuşulan tek bir isim var. O da Derviş Eroğlu. Adaylığına kesin gözüyle bakılan Eroğlu’nun da, Talat’ın adaylıktan çekilmesiyle birlikte yeni bir durum değerlendirmesine gideceği iddiaları konuşuluyor bugünlerde. Özellikle de ilerleyen yaşı ve bazı sağlık sorunları nedeniyle Eroğlu’nun aday olmaması yönünde ciddi talepler var.
Son seçimlerde seçmenin çoğunluğunun bilindik yüzlerden usandığı, yeni yüzlere fırsat verilmesi yönünde ciddi bir talebi olduğunu gördük. Artık seçmen, “partimin adayıdır” deyip oyunu atmıyor. Genç, vizyonu olan ve ülkeyi ileriye taşıyacağına inandığı isimlere partisine bakmadan oy verebiliyor. LTB başkanlığını kazanan Mehmet Harmancı bunun en somut örneğidir…
Gerek sağ, gerekse sol seçmen artık “son kullanma tarihi” geçmiş isimlere körü körüne oy vermek istemiyor. Ve Sayın Akıncı’nın da en büyük handikabı bu olacaktır… Yeni jenerasyon artık, teknolojiyi yakından takip eden, kendi sosyal yaşamıyla örtüşen, kendi kuşağını temsil eden isimleri ülke yönetimine taşımak istiyor… Ne Eroğlu, ne de Akıncı bu kriterlere uymuyor… Talat’ın son kararından sonra Eroğlu ve Akıncı’nın da adaylıkta ısrar etmeleri yerine, gençlerin önünü açacak karar almaları hem kendileri, hem de ülke adına en doğrusudur…
2010 genel seçimlerinde başlayan ve son yerel seçimlerde de etkisini hissettiren “yenilikçi değişim” rüzgarı, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de devam edecektir. Sibel Siber, Özdil Nami, Kudret Özersay ve daha niceleri. KKTC’nin yeni yüzleri olmaya aday isimler… Eskiler artık bir kenara çekilip, gençlerin önünü açmalıdırlar. Bunu ya kendi iradeleriyle yaparlar, ya da sandıkta cevabını alırlar. Zaten toplum da, bu değişimi yapmaya hazır…  

 

YERİN KULAĞI VAR
ÖZERSAY ADAY OLACAK:
Siz bakmayın “adaylığım olasıdır, günü geldiğinde karar vereceğim” dediğine. Bana göre Kudret Özersay, Nisan 2015 seçimlerinde cumhurbaşkanlığı için aday olacak. Çünkü adaylığı düşünmeyen birisinin konuşmaları değil söyledikleri. Sadece uygun zamanı ve ortamı bekliyor. Hele de toplumda esen bu değişim rüzgarı oldukça…

ŞİKAYETE BAKIN:
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif, geçen gün bir TV kanalında, “Proje yaptıracak adam bulamıyorum” diye yakınıyordu. Kastettiği kendi bakanlığının bürokratları. Şimdi ben de sorarım, kendi adamlarınızı yerleştireceksiniz diye devlette bürokrat mı bıraktınız? Bir soru daha; o şikayet ettiklerinizi siz atamadınız mı? Konu sadece Kaşif için geçerli değil, geçmişten bugüne adamcılık yapan tüm siyasiler için geçerli. Sonunda olacağı buydu, devlette yetişmiş insanlar, yerlerine birilerini yetiştirecek fırsatı bulamıyor ki. Böylece devlette kalite düşüyor, devamlılık ortadan kalkıyor. Memur ne yapsın.

İŞİN CİDDİYETİNE VARSINLAR:
Aylardır iş sancısı çeken CAS çalışanları, sonunda muratlarına erdiler ve işlerinin başına döndüler. 169 CAS çalışanı ve aileleri için güzel bir haber. Artık bu arkadaşlarımızın da “ekmeğin aslanın ağzında” olduğunu anlayıp, işlerine dört elle sarılmaları gerekir diye düşünüyorum…

NE DEDİĞİNİZİ BİLMİYORSUNUZ:
Güney Kıbrıs, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC’ye yaptığı ziyarete tepki göstererek kınamış. Her fırsatta, “KKTC diye bir olgu yok, orayı TC yönetiyor” diye yaygarayı koparıyorsanız eğer, sizin deyiminizle bir cumhurbaşkanının “kendi yönettiği ülkeyi” ziyaret etmesine niye tepki gösteriyorsunuz anlamadım…

YENİ BAKAN BOZKIR’IN İŞARETİ:
Türkiye’nin yeni AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Dışişleri kökenli, eski bir Büyükelçi. Uluslararası camiada işlerin nasıl döndüğünü en iyi bilenlerden. NTV’nin canlı yayınında, cesur sözler sarf etti. Söyledikleri arasında en dikkat çeken de bence şu ifadeydi: “Kıbrıs sorununun devamından para kazanan 5 bin kişi var. Kıbrıs sorununun çözülmesini arzu etmiyorlar. Kıbrıslı Rumlar da kimliklerini bu sorunun devamına bağlamış durumdalar.” Aynen katılıyorum. İşin gerçeği de bu. Çözümü istemeyen taraf arayanlara tavsiye, at gözlüklerini çıkartıp, olaya biraz da bu yönden baksınlar…

YALNIZ ŞEFTALİ Mİ:
Türkiye’den gelen şeftalilerde zehir kalıntısı bulunmuş, imha edilmişler. Ya bizdekiler? Geçtiğimiz günlere ilgili dairelerden birinden aldığımız duyum dehşet verici. “Bizden duymayın ama börülce ve molohiyaya dikkat edin” dediler. Personel yetersizliği varmış, yetişemiyorlarmış. Yasa çıkarttık, tüzüğü yok, yaptırımı yok, denetimi yok. Bu gidişle daha çok zehir yeriz biz…

ZİRVEDEKİLER
Prof. Rifat Atun: Dünyanın pek çok ülkesinde sağlık sistemi üzerinde çalışmaları olan ve önemli başarılara imza atan Kıbrıslı Türk Profesör Rifat Atun, Amerika’daki dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi’nde Küresel Sağlık Sistemleri Bölümü Başkanlığı’na getirildi. Kuzey Kıbrıs’ta 2007-2008 arasında sağlık sistemi ile ilgili detaylı bir rapor yazıldığını ifade eden Atun, ancak bununla ilgili herhangi bir şey yapılmadığını söyledi…

DİPTEKİLER
Devletin Emniyet Şeridi: TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC ziyareti sırasında geçiş güzergahı üzerinde alınan emniyet tedbirleri ve şeritler resmen alay konusu oldu. Önceki gün sosyal medyada yer alan fotoğraflarda emniyet şeridi çekmek için çöp bidonlarının yanı sıra gaz tüplerinin kullanıldığını görünce ben utandım. Onca şaşaa, onca şov ama yola emniyet şeridi çekmek için çöp bidonu ve gaz tüpünü kullanıyorsunuz. Rezilliğin daniskası…