Dünyada son yıllarda yaşanan ve süren ekonomik kriz ve buna bağlı olarak işsizliğin giderek artması tüm sektörleri olduğu gibi eğitimi de etkiliyor. Kriz dolayısı ile birçok ülke eğitim yatırımlarından kaçınıyor, eğitime ayrılan bütçeler kısılıyor.
KKTC’de genç nüfus arasında işsizlik oranı %20 civarında. Yani KKTC’de her beş gençten biri işsiz. Türkiye’ye bakacak olursak, orda da genç işsiz oranı %20 civarında.
Avrupa’da özellikle, İspanya, Yunanistan, İtalya, Portekiz, Almanya ve İngiltere’de yaşanan ekonomik kriz sonrasında Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama genç işsiz oranı %22 civarında. Son 20 yılın en yüksek rakamına ulaşıldığı söyleniyor.
Avrupa’daki tüm bu gelişmeler gençlerin iyi eğitim almasına, kendini geliştirmesine de engel oluyor. Özellikle dar gelirli ailelerin çocukların eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kaldıkları, üniversiteye gidemedikleri istatistiklere yansıyan veriler arasında…
Geçtiğimiz yıllarda İngiltere’de üniversite harçlarının yükselmesi İngiliz gençlerinin üniversiteye gidişlerini %10 oranda etkilediği ve önümüzdeki yıllarda bu oranın daha da yükseleceğinden korkuluyor.
Avrupa’da gençler arasındaki işsizlik hiç alışık olmadığımız olaylara da neden oluyor. Bir dönem Avrupa Birliği’nin eski üyesi ülkelere, Romanya, Polanya, Bulgaristan gibi yeni AB üyesi ülkelerden işçi akışı olurdu. Son zamanlarda İspanya, Portekiz, İtalya gibi ülkelerdeki işsizler farklı ülkelerden iş arıyor. Özellikle Portekiz’de yaşanan derin ekonomik kriz sonrasında Portekiz’in eski sömürgeleri Angola ve Brezilya’da iş arayan Portekizli gençler var. Üstelik de bunu devlet de destekliyor.
_______________________________________________________________________________
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 2004’de AB üyesi olmasından sonra Kıbrıslı Türk öğrencilerin de AB ülkelerindeki üniversitelerin kapıları eskiye oranla daha da açıldı. Çok sayıda Kıbrıslı Türk öğrenci Avrupa’nın birçok yerinde üniversite öğrenimi görüyor ve daha sonra da iş imkanı bulanlar oralarda çalışıyor.
Eskiden ülkemizde aileler çocuklarının üniversite eğitimi sonrasında Kıbrıs’a geri dönmesini isterlerdi. Son zamanlarda bunun tersine döndüğünü gözlemliyorum. Geçtiğimiz gün ekonomik olarak iyi kazanan bir esnaf dostumla sohbet ediyorum. Kendisi üzgün mü üzgün… Merak ettim sordum. Oğlu İngiltere’de öğrenim görmüş ve şu anda İngiltere’de enerji sektöründe önemli bir firmada dolgun bir maaşla yöneticilik yapıyor. Genç, Kıbrıs’a dönmeyi düşünüyormuş. Baba ise buna engel olmaya çalışıyor. Esnaf dostum şöyle diyor; “Deli oldu adam. 50 bin sterlin senede maaş alır, gelecekmiş bura. Napacak bunda Allah aşkına napacak.”
Bu esnaf dostumun tepkisi aslında Kuzey Kıbrıs’daki gençler arasındaki işsizliğin de göstergesi. “Devlette bir işçiğe girsin” söylemleri de artık anne-babaları da gençleri de memnun etmeye yetmiyor. Devlette çalışmaya başlayacak olan bir üniversiteli gencin 2500 TL civarı maaş alacağı bir Kuzey Kıbrıs’tan bahsediyoruz. Esnaf dostumun oğluna “ gelme” demesinde haklılık payı yok mu sizce?
Açlık sınırına çok yakın, fakirlik sınırının çok çok altında bir maaşla işe başlanacak bir vatan mı, yoksa yılda 50 bin sterlin maaşla yurt dışında bir yaşam mı? Bu ikilem içerisinde olan genç bir nesil yetişiyor Kıbrıs’ın Kuzey’inde…
Anne babalar ise yüreklerine taş basıp, evlat özlemi çekerek, el yerinde en azından evlatlarının daha iyi bir yaşam sürdüklerini bilerek yaşamaya çalışıyorlar bu vatanda…
Tabii ki “vatan doğduğun yer mi yoksa doyduğun yer mi” tartışmaları da sürüp gidiyor.
































