Köşe Yazarları

Gemiler meselesi


İnsanların gemilere bindirilerek gönderilmesi meselesini yazacağım bugün.

Havadis dünkü manşetine “‘Gemi’ işi yalan” başlığını taşıdı.
İyi de yaptı.
Gemilere insanların doldurulup gönderilmesi meselesi bu konuda etkilenecek olan insanları çok fazla huzursuz edecek bir meseledir.
Ve sürekli bu meselenin kaşınması da hoş değildir.
Ama birileri bu konuyu ısrarla kullanmak istiyor.
Annan Planı döneminde de gemiye bindirilecek insanları konuşmuştuk, öncesinde de, sonrasında da…
Kıbrıs meselesinin çözüm arayışlarının olduğu her dönemde 1974 sonrası adaya gelen ve burayı vatan bilen insanları huzursuz edecek spekülasyonlar hep yapıldı ve yapılıyor.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı basını bilgilendirdiği dünkü toplantıda bu konuda çok net konuşu.
Akıncı, “Kimse aklından geçirmesin, bulunacak çözüm insan haklarına saygılı olacak. Kimse gemiye filan konulmayacak” dedi ve ekledi:
Burayı vatan bilen insanlar var, vatandaş ayırımı yapmak bizim işimiz değil.
Demesine dedi ama, bakın göreceksiniz spekülasyon ve manipülasyonların önü yine de alınamayacak.
Yine birileri insanları “gemilere doldurulup gönderilecekler” diye korkutup kışkırtmaya devam edecek.
Halbuki müzakere sürecinde bu konuda bir sıkıntı yok.
Tarafların bu konuda prensipte uzlaştıklarını ve kimsenin gemilere bindirilmeyeceğini söylesek yanlış olmaz.
Zaten taraflar Annan Planı ve sonrasındaki süreçlerde bu gibi konularda birbirlerini daha iyi anlar pozisyona geldiler.
Ve vatandaşlık meselesinde iki taraf arasında oransal sorun ortaya çıkmadığı sürece bir sorun olmayacağı konusunda anlayış birliğine vardılar.
Yani uzun lafın kısası gemilere insanlar doldurulup bir yere gönderilemeyecek.
Herkes işine gücüne baksın.
Müzakerelerde günün sonunda ortaya bir çözüm planı çıkacak olursa, işte o zaman Kıbrıs adası ciddi bir ekonomik hareketlilik yaşayacak ortamı yakalayacak.
Ve sözü edilen gemilere ithalat ve ihracatta ortaya çıkacak ihtiyaçları karşılamak için ihtiyaç olacak.
İnsanları adadan atmak için değil!
Hepsi bu kadar.
    ***
Şu toprak ve harita meselesi de spekülasyon ve manipülasyon yapmak isteyenler için bulunmaz Hint kumaşı…
Her müzakere sürecinde bu konuda aylar öncesinden ortaya köy ve bölge isimleri atılmaya başlanır ve pimi çekilmiş bir bomba gibi toplumun önüne konulur.
Yine öyle oluyor.
Ama müzakerelerde toprak ve harita meselesi daha konuşulmadı.
Daha öncekilerde, “Talat ve Hristofyas”, “Eroğlu ve Anastasiadis” arasındakilerde de olduğu gibi “Akıncı ve Anastasiadis” arasında yapılan müzakerelerde toprak meselesi en son görüşülecek konu olarak belirlendi.
Her şey görüşülüp bittikten sonra…
Bu arada elbette ki tarafların bu konulara ilişkin kendi görüşleri vardır.
Ve bu görüşlerini dillendirmekte de özgürdürler.
Ama günün sonunda bu mesele, müzakere sürecinin en son aşamasında gündeme gelecek bir konudur.
Ve o güne kadar ortaya atılıp söylenenlerin resmi anlamda hiçbir değeri yoktur.
Sadece niyet ve beklentileri anlamaya yardımcı olabilir.
O kadar.
Sonuçta iki taraf arasında mesele konuşulmadan ve taraflar tüm konular üzerinde mutabakat sağlamadan ne toprak verilir ne de bunun karşılığında Kıbrıs Türk tarafının yıllardır gasp edilmiş olan anayasal hakları uluslararası kabul görecek bir şekilde geri alınır.
İşin özü budur.
Müzakereler yıllardır Türk tarafının anayasal haklarının uluslararası hukuk içerisinde yeniden tesciline karşılık toprak verilmesi formülü üzerine inşa edilmiştir.
Şimdi de olacak olan odur.
Ama daha o noktaya gelinmemiştir.
Gelindiğinde neler olabileceğini eminim bilmeyen kalmamıştır.
Yıllardır hep ayni tartışmaları birlikte yaşadığımıza göre yeni bir şey olmayacak.
Bilinenler o son aşamada yine tartışılıp, konuşulacak.
Bir uzlaşmaya varılacak olursa da ortaya çıkacak sonuçla ilgili son sözü halklar söyleyecek.
O zaman endişeye gerek yok.




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı