Köşe Yazarları

Geleceği görememek


Durağan olmayan, devamlı dönen dünyada, mevsimler belirli aralıklarla değişirken, insanoğlu gerekli mesajı alamıyor. Konu Kıbrıslılar olunca, kendilerini dünyanın merkezi sandıkları için, kendi dışlarından gelen hiçbir mesajı alamıyorlar.

Bu mesaj alamama, “sin da gülle geçsin” anlayışının iliklerimize işlenmesinden başka bir şey olmasa gerek.

Yönetmek, biraz da geleceği öngörüp, muhtemel gelişmelere karşı tedbirli olmaktır. Ama , Kuzey Kıbrıs yöneticileri, bir PATATES olayını bile çözmekte sınıfta kalarak, kendiliğindenciliğin batağında yüzdüklerini gösterdiler.

Bir PATATES olayını çözemeyen insanlarla, geleceği nasıl kurabilirsiniz?

Kıbrıslı Türkler gibi, Kıbrıslı Rumlar da bir karış önlerini görememekten sabıkalıdırlar.

ENOSİS hayalinin, adayı bölünmeye götüreceğini öngöremedikleri için, 15 Temmuz 1974 darbesini yaparak, Türkiye’nin müdahale hakkını yasal hale getirdiler.

Şimdi de, Kıbrıs Türklerinin 1960 Antlaşmasından kaynaklanan yasal haklarını, HALA DİKKATE ALMADIKLARINDAN, enerji arama çalışmalarında, Kıbrıs’ı yeniden DIŞ GÜÇLERİN MÜDAHALESİNE açık hale getiriyorlar.

Sinmekle, Gülle geçmiyor. Güllenin atılma nedenlerini tahlil edemeseniz, güllelerden biri mutlaka size isabet edecektir.

Avrupalı, her işinde, geleceği planlayarak hareket etmeye çalışır. Kıbrıslı ise, Yumurta Kapıya gelmeden, hiçbir işini çözmeye çalışmaz.

İşini zamana bırakan bakış, mutlaka bir gün ağır bedel ödeyecektir.

Türkiye, Kıbrıs Rumlarının ada üzerindeki hakimiyetçi politikalarının kendisine açtığı politik çatlakları çok iyi kullanarak, adım adım Kıbrıs adası’nın tümü üzerinde hakimiyeti sağlamaktadır.

Annan Planına HAYIR diyen Rumlar, Türkiye sermayesinin, HALİ ARAZİLER üzerinde DEV TURİSTİK TESİSLER yapma yolunu açtılar.

Türklerle yönetimi paylaşmama politikaları nedeniyle, Rumlar, Montana’daki çözüm şansını sıfırladılar.

“GAZ aramasını sadece ben yaparım. Kıbrıs Türklerinin 1960 antlaşmasından doğan haklarını, çözümden sonra veririm” bakış açısında ısrar ederek, Türkiye’ye enerji arama gemileri  yaptırttılar.

Türkiye şimdi AKAMA açıklarında gaz ve Petrol araması yaparken, hangi Rum veya dış güç buna müdahale edecek? Bunun mümkün olamayacağını öngörememek, Kıbrıslıların dar bakış açılarını yansıtmaktan başka bir şey değildir.

Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs sorununda özne olabilmek için, belirli BELDELLER ÖDEMELERİ gerektiğini hiç düşünmeden, “Türkiye versin, biz bölüşelim” politikalarında kalmayı , dar çıkarları için uygun gördüler.

Ancak, “Parayı veren, düdüğü çalar” özdeyişini hiç dikkate almadılar. Bu dikkate almama politikaları ise, Kıbrıs Türklerini her alanda yok edici sonuçlar doğurmaktadır.

Geleceği görmek, muhtemel gelişmelere karşı doğru politikalar üretmek, paylaşımcı olmayı öğrenmek, Rum olsun , Türk olsun, her Kıbrıs’lının görevidir. Ancak bu görev, politikacılar söz konusu olduğunda, daha da önem kazanmaktadır.

Kıbrıslılar iki yüz yıldan beri geleceği öngöremediklerinden acı çekmektedirler. Bu gidişle, bakış açıları değişmezse, bir o kadar yıl daha acı çekmeye devam edeceklerdir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı