Köşe Yazarları

GEÇEN HAFTAYA BAKTIM! (İŞTE VAZİYETLERİMİZ)

Eşref Çetinel yazdı


Geçen her hafta bir öncekini aratıyor. Aslında geçen haftalar aylar değil.. “Hele yaz gelsin” deyişlerinde yeşertilen umutlardır.. Şöyle ki “yaz gelecek, koronavirüs gidecek, turist gelecek, çarşı pazar canlanacak, piyasaya taze para aktıkça ekonominin çarkları dönecekti!”

Olmadı! Ne virüs gitti ne turist geldi! Biline ki bu yıl kayıptır!

Bunu görmek için ekonomist olmaya gerek yoktur.. Meşgalesi ne olursa olsun tek kişi bulamazsınız ki “işler nasıl” diye sorduğunuzda “şükür” desin!

Nitekim son zamanlarda sayıları çok arttı. Günün hangi saatinde olursa olsun bir bakarsınız kapı “tak tak” çalınıyor. Açıyorsunuz karşınızda on beş yirmi yaşlarında bir genç. Elinde ıvır zıvır şeyler size ısrarla satmaya çalışıyor. İstemem deseniz de kene gibi yapışıyor. Belli işsiz, parasız ve aç!

Tutun ki “sosyoekonomik” dediğimizin “sosyal” yanı da gitti.. Kaldı ki illegal olaylara baktığımızda durum ayan beyan gözüküyor.***

…ÖTE yandan Sınır kapıları da Rum’un işgüzarlığı nedeniyle gitgide şaibeli duruma geliyor. Hem Güney’e geçmek isteyen Türk’lere güçlük çıkartılıyor hem de sağlı sollu askeri mevzilerle donattığı kapıları ürkütücü bir savaş çağrışımı haline sokuyor! ***

…GEÇEN haftaya bu can sıkıcı gelişmeleri hatırlayarak bakarken hâlâ Pandemi hastanesi tartışmaları yaptığımızı da hatırlamamız gerekir. Çünkü bizde yönetimler büyük olaylar karşısında şaşkın ve tutuk kalıyor. Anında bir reflekse harekete geçemiyorlar!”

Dolayısıyla öteden beridir yazdığımca gelip giden yönetimleri  “merkeziyetçi ve hantal” olarak ifade etmek hâlâ en uygun tanımlama olmakta!

Nitekim Tatar Koalisyon Hükümeti on beş genetik uzmanı atanmasına daha geçen hafta karar verebildiydi ki yanına da (nihayet) pandemi hastahanesinin yapılacağı araziyi koyduydu! ***

…BU ülkede ne kadar imtiyazsız sınıfsızız? Gerçekten 350 bin kişilik toplumumuz devletin koruyucu kanatları altında tasada ve kıvançta eşit koşullarda mı yaşamaktalar?

Sorarsanız “evet öyledir” derler ama icraatlara bakarsınız hâlâ o klasik “imtiyaz” geçerli!..

Nitekim geçen hafta Hükümet “bedelli askerlikle” ilgili bazı kararları değiştirerek bu imtiyaz olayını yeniden tescil ettiydi. Şöyle ki 15 gün askerlik yapan 3 bin sterlin öderse geriye kalan 15 günden muaf tutulacak.. 30 gün askerlik yükümlülüğü olan 6 bin sterlin ödemekle askerlikten tümden muaf olacak! Ha yurt dışında yaşayanlar da 1000 seterlin ödeyecek falan…

Önce eğri oturup doğru ve hakça konuşalım.

Bir: Askerlik para ile alınıp satılan bir meta mıdır? Hayır!

İki: Zorunlu askerlik niçin yapılmaktadır? Gençler bir gün yurtlarını savunmak zorunda kalırlarsa (ki bölgemizle adamız buna çok müsait) nasıl silah kullanacaklarını, ne yapmaları gerektiğini öğrenmek için! Yani kısa süreli bir askeri eğitim.. Üç: Peki gençleri paralı parasız sınıflara ayırıp “şu kadar sterlin ödersen askerlikten muafsın” demek “askerlik yükümlülüğünün” neresine sığar mükelleflerin paralarını söğüşlemekten başka!

Dört: Yani bu ülkede eğer paranız varsa askerliği sıyırırsınız! Fakat yoksa paranız (olmadığı için) askerlik yapmakla cezalandırılırsınız!

Tutun ki artık “kutsal vatan görevi” denilen ve yasalarla “zorunlu yurttaşlık görevlerimizden biri” olarak belirtilip herkesin eşit koşullarda askerlik yapması hükmüne karşın, devlete para ödeyerek bu görevden muaf olunabilinmektedir!

Ne adalet! Parası olan hem de sterlin hesabıyla muaf, olmayan gariban kurban!

Bir devlet düşünün ki “askerliği” bile açık artırmaya çıkarır! ***

…VE geçen haftadan bir haber daha: Devlet Planlama Örgütü açıklamasına göre 3 yılın ortalama yerel gelirleri dikkate alındığında, sadece Mart ayı ile Mayıs arasında 72.4 milyon TL. kayıp yaşandı! Yani hükümet zorda!***

GEÇEN haftanın siyasi sorunlarını es geçtim. Ayasofya’nın açılması hepsini nakavt etti! Ki şunu da öğrendik: Artık Erdoğanlı Türkiye kendi sınırları içinde canı ne çekerse onu yapacak kimse ne yapıyorsun diyemeyecek. Var mı dünyada öyle özgür ve egemen ülke? O zaman uluslar arası siyasi ve ekonomik hatta kültürel ilişkiler nasıl kurulacak? Anlıyoruz ki Türkiye o kadar muktedir ki bu ilişkilere de ihtiyacı yok!

Ha ekleyim: Kıbrıs sorunu artık çözülmez! Başımızın çaresine bakmak zorundayız!

 


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı