Önce etin fiyatının gemi azıya aldığı, dar gelirli insanların haftada bir avuç kıyma ile yetindiği memleketimizde, dini anlamı ile açılımı “et” olan Kurban Bayramınızı kutlarım..
Sorunu çözemediğimiz ortada! Ne hayvancı memnun ne tüketici! Eğer bu ülkede otel ve lokantalar bu kadar çok olmasaydı zaten “hayvan besicisi” de kalmayacaktı! Hemen öteki tüm sorunlar gibi “hayvan popülasyonu sorunu ile başlayan, yem sorunu ile devam ederken devlet teşvik ve parasal katkılarının da kurtaramadığı “hayvancılığımızı” Kurban Bayramı yapıp kutluyoruz ama tırnak kadar “mübarek” yanı yok! Hatta (tövbeler olsun diyorum) Kurban Bayramı kavramına hiç sığmayan ve en azından “böylesi bayramlardan bayramlara bari o “dini anlamı” yüzü suyu hürmetine et fiyatlarının düşmesi gerekirken; tam aksine “artan” KKTC’de deveye sormuşlar: “Neren eğri?” “Nerem doğru ki” demiş deve! ***
GEÇEN HAFTA: Bayram da olsa geçen haftaya bir bakalım dedik. Çünkü nereden nereye geldiğimizi zaman zaman hatırlamakta yarar var. Tabi biliyoruz: Bayramın sevinçleri ile güzelliklerini yaşamak yerine, şu veya bu nedenlerden dolayı acılar içinde olan insanlar da var.. Tatil fırsatını değerlendirerek dış ülkelerde mesut ve sevinçli dolanıp duran insanların da olduğu gibi… Kısaca kimileri için bayram geldi neyime kimileri için bayram geldi değmeyin keyfime!
AH ŞU TRAFİK: Geçen hafta “Bismillah günaydın” derken, haber lök gibi gene oturuverdi yüreklerimize. Bir haftada 62 trafik kazası! Bunlar bilinenler. Bir de polise intikal etmeyenler var! Biliyorsunuz çözemediğimiz sorunlardan birisi de trafik. Ve kaç zamandır “bayramdan sonra okullar açılacak trafik sorunuyla ilgili ne tedbirler aldınız” diye soruyoruz! Ve görüyoruz ki “tırnak kadar tedbir alınmamış!” Öyleyse bir daha yazalım: Her trafik kazasının tek sorumlusu (yetkili olduğu halde sorumsuz olan) Hükümet ve Belediyelerdir!
DEVLET KURUMLARI: Devletler kurumları ile kalkınıp ayakta dururlar! KKTC ise kurumları ile batıp yerle yeksan olmaktadır! Nitekim geçen hafta artık “batmayanının” kalmadığı gerçeklerde TÜK’de büyük parasal açıklarla neredeyse dükkânı kapatma durumuna geldiğinde, hükümetin de aklına 100’den fazla ithal maddeye yüzde 3 fon koymak geldiydi. Sonradan bir kısmını kaldırdı ama zevahiri kurtarmaya yetmedi. Tutun ki halkın beklentilerine cevap veremeyen hükümetler ne zaman sıkıntıya düşseler “halkın kapısını çalarlar ve önce gırtlağına yapışırlar!
UYUŞTURUCU BELASI! Geçen hafta Mağusa’da bir uyuşturucu davasıyla ilgili kararını okurken yargıç Mesut Mesutoğlu şunları söylüyordu: “Uyuşturucuyla ilgili suçların artması korkutucu ve endişe vericidir. Bu tip suçlar toplumda huzursuzluk yaratıyor…”
Doğru.. Fakat eksik! Çünkü “bu tip suçların” toplumda huzursuzluk yarattığı vurgulamasından” önce söylenmesi gereken şu gerçek de vardı: “Son dönemlerde toplumda yaşanan istikrarsızlıkla gençler kademelerinde yaygın olan işsizlik ve üçüncü ülkelerden sorgusuz sualsiz üniversitelerimize gelen bazıları potansiyel suçlu yahut illegal olaylara meyilli öğrenciler nedeniyle uyuşturucu kullanımı artmıştır. Devletin bu konuda denetimlerini artırması ve köklü tedbirler alması kaçınılmazdır!”
İNTERNETTE KUMAR! Geçen hafta olayı patlatan Havadis Gazetesinin manşetine oturduydu: Şu İnternet yoluyla yasa dışı kumar oynatma olayı. Ortalarda meydanda olmayan büyük paralar dolaşıyor.. Ve dün Başaran Düzgün’ün de Köşesinde yazdığı gibi KKTC’de böylesi korsanlık suç teşkil etmiyor çünkü yasası yokmuş! (Tabi yazalım. Haberi verdiği için “www. Havadiskibris.com” iki gündür diyor Başaran Düzgün, Çin ve Hindistan kökenli Bilgisayarları ile siteyi çökertmeye çalışıyorlar!)
HATIRLAR MISINIZ? “E-devlet” olacaktık. Olamadık! Kamu görevlerinde hâlâ kâğıt kalemler egemen! İnsanların ceplerinde dört beş bin TL’lik akıllı telefonlar var ama devlet halâ “kimin seyrüsefer ruhsatı çıkarmadığını bilmiyor, yerine af çıkartıyor!”
İnternet üzerinden kumar! İşitiriz de ne menem bir iş olduğunu bilmeyiz. Asıl enteresanı zaten devlet de bilmez! Bilse TC’de yasası var KKTC’de de çıkartılırdı. Kısaca teknoloji ve medeniyet henüz KKTC’ye uğramadı. İspatı da işte bu tip olaylarla çevre pisliğidir ki “peynir hellim altı sular da barajlara dökülür! MÜZAKERELER: Bir yerden gelip bir yere gitmiyor ki sözünü etmesek eksik kalsın! Kaldı ki her gün evire çevire didikliyoruz. Bildiğimiz ve bileceğiniz şu. Pek çok konuda anlaştık denmesine karşın hemen hepsinde bir pürüz var, garantiler ve mülk konusunda çok daha fazla var!
Buna karşın gözlerimizin içine baka baka başta Ban Ki Moon olmak üzere tüm yetkili ve ilgililer diyorlar ki “çözüme çok yaklaştık!” Ne diyelim? Amin!
































