Gebeliği riskli olanlar nasıl bir yol izlemeli? - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kadın SağlığıSağlık

Gebeliği riskli olanlar nasıl bir yol izlemeli?

Gebelik sürecinde gerek anne gerekse bebek kaynaklı pek çok sorun ortaya çıkabiliyor. “Riskli gebelik” olarak adlandırılan bu süreçte muhtemel komplikasyonları önlemek için doğuma kadar hekim kontrolünde kalınması öneriliyor.

 

Gebelik uzun ve meşakkatli bir süreç… Anne adaylarının bu yolculukta beslenmeden uyku düzenine kadar dikkat etmesi gereken pek çok detay bulunuyor.


Bazı anne adayları gebelik sürecini daha zor geçiriyor. Hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlığı için doğuma kadar hekim gözetiminde olmaları gerekiyor. “Riskli gebelik” olarak ifade edilen bu durumun bazı nedenleri bulunuyor. Neyse ki riskli gebelikler henüz hamileliğin ilk aylarında tespit ediliyor. Böylece gerek anne adayı ve gerekse bebeğin bu süreci en iyi şekilde atlatmaları için gerekli önlemler alınıyor.

Günümüzde gebeliklerin yaklaşık yüzde 15’i “riskli” sınıfına giriyor. Peki, hangi durumlarda gebelik riskli sayılıyor? Anne adaylarının bu süreçte nelere dikkat etmesi gerekiyor? Riskli gebelikleri Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi Perinatoloji Servisi’nden Prof. Dr. Murat Muhçu’yla ele aldık.

Birinci trimester denilen ilk üç ayda yapılan tarama testini gebelere muhakkak tavsiye ediyoruz. Böylece riskli durumu ortaya çıkarıp daha yakından takip ediyoruz.
Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr Murat Muhçu

Anneye ve bebeğe ait sorunlar riskli gebeliğe sebep oluyor

Riskli gebeliklerin pek çok sebebi bulunuyor. İşe ilk önce risk tespitiyle başlanıyor. Prof. Dr. Muhçu, riskli gebelikleri iki gruba ayırıyor:

“Birincisi bebeğe ait riskler… Diğeri ise anneye ait risk faktörleri… Riskli gebeliklerde bebeğe ait olan sorunlar kromozomal hastalıklar ya da annenin sistemik hastalığı nedeniyle bebeğin etkilendiği durumlarda görülüyor.”

Anneye ait risk faktörlerine baktığımızda ise karşımıza çok daha geniş yelpazede sorunlar çıkıyor. Prof. Dr. Muhçu, örneklerle açıklıyor bunları:

“Astım, Akdeniz ateşi, Tip 1 diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkları olan bir kadın gebe kaldığında bunlar bir risk teşkil ediyor. Yine annenin otoimmün hastalıkları, epilepsisi olabiliyor veya gebelikte bir enfeksiyon geçirebiliyor. Çoğul gebelik ve rahim ağzı yetmezliği gibi durumlar da anneyi riskli gruba sokuyor. Biz bu gebeleri yakından takip ediyoruz.”

Anneden bağımsız olarak bebeğin suyunun gelmesi ve erken doğumun başlaması da risk yaratan diğer etkenler arasında yer alıyor.

Riskli gebelikler ilk üç ayda tespit ediliyor

Neyse ki riskli gebeliklerin yüzde 90 gibi önemli bir oranı hamileliğin 12’nci haftasına kadar tespit edilebiliyor. “Onun için bu birinci trimester denilen ilk üç ayda yapılan tarama testini gebelere muhakkak tavsiye ediyoruz. Böylece riskli durumu ortaya çıkarıp daha yakından takip ediyoruz” diye konuşuyor Prof. Dr. Muhçu.

Anne adaylarının gebelik sırasında takiplerini aksatmadan belirli aralıklarla yaptırmaları bu süreçte büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Muhçu bu önemli ayrıntının altını şu sözlerle çiziyor:

“Önceden risk faktörleri taşıyan hastaları sıkı takip edersek erken tespitle komplikasyonları azaltıyoruz. Şu anda gelişmiş ülkelerde iyi bir takip sistemi olduğu için onlarda riskli gebeliklerdeki komplikasyonlara bağlı ölümler azaldı. Biz de anne ölümünü çok azalttık. Gelişmiş ülkeler grubundayız. Bu takipleri iyi yapıyoruz.”

Riskli gebelikler erken doğuma neden olabiliyor

Riskli gebeliklerde ne kadar sıkı takip yapılsa da bazı komplikasyonlar meydana gelebiliyor. Prof. Dr. Muhçu bebeklerdeki muhtemel sonuçlara da değiniyor:

“Riskli gebeliklerde bebeklerin yüzde 75’e yakını erken doğurtulmak zorunda. Dolayısıyla prematüre doğuyorlar. Vücut ısısını bile koruyamıyor bu bebekler, akciğerleri tam gelişmiş olmuyor. Ona bağlı akciğer komplikasyonları görülüyor. Dolayısıyla erken doğduğu için yoğun bakım ortamında ve anne sütünden biraz uzak kalabiliyorlar. Bazen entübe edilebiliyorlar.”

Riskli gebelikler annede de komplikasyonlara neden olabiliyor. Bunlara bir örnek vererek süreci nasıl yönettiklerini şöyle anlatıyor Prof. Dr. Muhçu:

“Mesela ikiz gebelik var… Bebeğin ikizi rahim ağzına doğru yerleşmiş, annenin hipertansiyonu var. Riskli gebelik faktörlerinden birkaç tanesini iç içe barındırıyor. Annenin yüksek tansiyonu için zamanında önlem alınmazsa beyin kanaması söz konusu olabiliyor. Yine bebeğin eşi rahim ağzına yerleştiği için aşırı bir kanamayla bizim karşımıza gelebiliyor. Kan ihtiyacı olabiliyor. Hatta anne kaybına kadar yol açabiliyor. Fakat biz bu riskli gebeleri daha yakından takip ettiğimiz için ve perinotolog sayısı da giderek arttığı için komplikasyonları minimuma indiriyoruz.”

Bir başka risk faktörü de annenin önceki doğumunu sezaryenle gerçekleştirmiş olması. Türkiye’de yüzde 50’ye varan oranda sezaryen yapıldığını belirten Prof. Dr. Muhçu, “Mutlaka sezaryenli hastalarda altta yatan sebeplere bakıyoruz. Neden sezaryen oldu? Riske bağlı bir sezaryen olmuşsa muhakkak gebeliğin başında kontrol ediliyor. Sezaryen oranı arttıkça riskli gebelik oranı da artıyor” diyor.

Gebeliği riskli olanlar nasıl bir yol izlemeli?

Peki riskli bir gebelik geçirmesi muhtemel anne adayları bu süreci rahat atlatmak için nasıl bir yol izlemeli? “Yaşam tarzlarını tamamen değiştirmeleri gerekiyor” diyerek yanıtlıyor Prof. Dr. Muhçu ve devam ediyor:

“Hamilelik öncesi kontrolünü yaptırarak uygun şartlarda ve zamanda gebe kalmasını istiyoruz. Eğer kromozomal bir bozukluk varsa DNA kromozomlarına bakarak tüp bebek yapılabiliyor. Böylece annenin sağlıklı bir bebek doğurmasını sağlayabiliyoruz. Risk faktörü anneye aitse uygun şartlarda gebe kalarak gelişebilecek komplikasyonları minimuma indiriyoruz. Örneğin ideal kiloyla gebe kalıp yine ideal kiloyla doğum yapması gibi. Çünkü obezite gebelik için de bir problem. Komplikasyonların bir kısmı obeziteye bağlı olarak gelişiyor.”

Gebelik sürecinde riski olsun olmasın her anne adayını hekim kontrolünü ihmal etmemesi konusunda uyarıyor Prof. Dr. Muhçu:

“Bizim için en riskli gebelik hiç riski olmayan aslında… Çünkü bilemiyorsunuz ne olduğunu. Görünürde hiçbir riski olmayan hasta bir anda kanamayla gelebiliyor. Dolayısıyla hamilelerin takipte olması, düzenli takiplerini yaptırması, hatta planlı bir şekilde ideal şartlarda gebe kalması bizim için önemli. Mümkünse gebeliklerini ileri yaşlarda planlamamalılar. En güzel, en ideal yaş doğurganlık için 28 ila 32 arası.”

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar