Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gazeteci dürtüsü

Biz gazeteciyiz…
Böyle yaşarız…
Telefonumuz haber için çalar…
Arayanlar, haber konusu için arar.
Her sohbetimizde, aile içi sohbetler de dahil, potansiyel haber konusudur.
Dost sohbetlerinde, onlarca haber gizlidir.
Neşeli bir adamın ağzından dökülen cümleler, bazen kocaman bir köşe yazısı konusu olur…
Biz yazarız, biz kaleme alırız ama, elbette bir “ilham kaynağı” vardır…
Ne öğrettiler biz:
HAYAT HABERDİR…

Hayatın her anı haberdir.
“Gazeteciden dost olmaz” derler, ona sakın inanmayın…
Siz doğru “dostu” seçtiğiniz sürece, mesleğinin bir önemi sorun yok.
Bozuk adam, mesleği ne isterse olsun, bozuktur, eğitimle falan da alakası yoktur…

Ne yaparsınız?
Gazeteci dürtüsü dedik ya…
Havadis dün bir belgeye ulaştı…
Bu belge sır mı?
Değil…
Milletvekilleri, kanal kanal gezip, mülkiyetle ilgili görüşlerini ortaya koyuyorlar.
Nereye dayanarak?
İşte bu belgeye…
“Dayanağı nedir” diye araştırınca da…
Ortaya bu belge çıktı.
Kaynağımızın bir önemi yok.
Bu belgenin varlığı önemli…

Manşetten verdik…
Belgeye ulaştık.
Masaya koyduk ve üzerinde uzun uzun tartıştık.
Ekim 2015 tarihli bir belge.
Rum Mülkiyet Komitesi, Türk tarafının önerilerini almış…
Kendi önerileri ile “birleştirmiş…”
Masaya bu belgeyi koymuş…
Belge, Kuzeyde kalan Rum mallarının ne olacağı ile ilgili.
Yani, verilecek olan toprak dışında…
Kuzey devletine kalacak toprak içindeki Rum mülkleri…
İade…
Tazminat…
Takas…
Belge de tamamen Rum yaklaşımı ile hazırlanmış…
Üzerine de başka “birleştirilmiş belge” masada yok.
Ha üzerinde tartışılmış o ayrı…
Manşete taşıdık…

Ne yapsaydık?
Bertuğ Topal, buldu, getirdi…
Belge haber masasında…
Arkadaşlarımızla uzun uzun tartıştık.
Farklı görüşler ortaya çıktı…
– Bu belge çözüm karşıtlarının işine gelir…
Ağırlıklı görüş buydu…

“Biz yayınlamayalım, tamam” dedim, dedim de bir gerçek daha var.
Zaten, UBP ve DP milletvekilleri, satır satır bunu gündemde tutuyor…
“Rum bizi yutmak ister” diyerek ekranlarda boy gösteriyor.
Nereye dayanarak?
İşte bu belgeye dayanarak…
Peki, herkesin konuşmaya başladığı konuya zemin yaratan bu belgeyi, biz saklamalı mıydık?
Ne yapsaydık yani?

Spekülasyondan uzak durduk
Manşet hazırlanırken, ben de ve elbette Genel Müdür ve Genel yayın Yönetmenimiz Başaran Düzgün de, “spekülasyon yapmamaya” karar verdik.
Sadece belgeyi toplumun gündemine getirelim…
– Kabul edilen bir belge olmadığını…
– Çalışma kağıdı olduğunu…
Toplumun bilgisine sunalım…
Yeter.
Biz de öyle yaptık.
Spekülasyondan uzak durduk ve olduğu gibi belgeyi yayınladık…

Dediğim gibi, gazetecilik dürtüsü…
Annan Planı döneminde, belge bulduğumuz zaman, “belge olmayan belge” tanımı kullanılırdı.
Zaten haberimiz kritik cümlesi de şu:
“Havadis, Rum Mülkiyet Komitesi'nin, kendi önerilerini, Türk önerileri ile birleştirdiği belgeye ulaştı. Belge üzerinde uzlaşı yok.  Cumhurbaşkanlığı belgeyi, milletvekillerinin bilgisine de getirdi.”
Tamamen gazetecilik kaygısının önde olduğu, toplumun bilme hakkına inandığımız bir konu ile ilgili “son belgeyi” masaya koyduk, haber yaptık.
Elbette üzerinde değişiklik önerileri olduğunu biliyoruz.
Rum tarafının belgesi olduğunu yazdık.
Türk tarafının kabul etmediğini yazdık…

Vay efendim, “Zorlu Töre bile kürsüye çıktı da salladı Havadis’i… Kaynak da gösterdi.”
Ne yapalım yani?
Bu toplum sırf propaganda için “yalan manşet” atan çok gazete ve gazeteci gördü…
Vardın bizi de, doğru olan bir belge üzerinden eleştirin…
Ne yapalım yani…
Varlık nedenimiz de “haber” değil mi zaten?
Haber için varız…
Ben de, haber merkezimiz de…