Kıbrıs

GAÜ Öğr. Gör. Aksu Kütüphane Haftası dolayısıyla mesaj yayımladı







Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Eğitim Fakültesi Koordinatörü ve Öğretim Görevlisi Süleyman Aksu 28 Mart – 3 Nisan Kütüphane Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı.




Öğretim Görevlisi Süleyman Aksu açıklamasında, kitap sevgisi ve okuma kültürü hakkında konuştu.



Aksu açıklamasında

“Yazılı kültür ürünlerinin dünyasıyla tanışmış; tanıştığı bu dünyanın kendine sunduğu iletileri paylaşma, sınama, sorgulama yeterliğine ulaşmış; bunların sunduğu olanaklarla yaşamayı alışkanlık haline getirmiş bireylerin edinmiş olduğu kültürdür okuma kültürü.Kitap, gazete, dergi vb. yayınları okumayı yaşamının temel alışkanlığı kılmış; yazılı kültürle dost olmuş bireylerdir, okuma kültürü edinmiş kişiler. Okuma kültürü edinmiş insan, kavramsal yönden gelişmiş; kendi duygu ve düşünce gücünün kılavuzluğunda yaşamını yönetme yeterliği edinmiş, duyarlı insandır. İnsan sevgisi, doğa sevgisi, hayvan sevgisi, yaşama sevgisi, yurt sevgisi gibi tüm sevgi bileşenlerini içselleştiren; bunları yaşamında uygulayabilen insandır, okuma kültürü edinmiş insan. Bir toplumda okuma kültürüyle ilgili olarak edinilmiş yerleşik kültürden söz edebilmek için, o kültürün öznesinin birey olmaktan çıkarılıp toplumsal düzeyde temsil yeteneği kazanması gerekir. Bunun için eğitsel, ekonomik, kültürel ve siyasal içerikli uygulamaların yaşama geçirilmesi beklenir” dedi.

Aksu okuma kültürünün edinilmesi ile ilgili şöyle konuştu;

“Çocuklara, gençlere okuma kültürü kazandırabilmek için ailelere, öğretmenlere büyük sorumluluk düşmektedir. Ardışık bir süreç olan okuma kültürü edindirme, birbiriyle bağımlı çeşitli basamaklardan oluşmaktadır.  Okuma kültürünün yapılanması ise eleştirel okuma becerisinin edinilmesiyle olanaklıdır. Anlaşılacağı gibi okuma kültürü, birbiriyle ilişkili ve birbirini bütünleyen birçok beceriyi içeren bir süreçtir. 1 yaşında atılmaya başlanır. Görsel okuma döneminde, başlangıçta, çocukla kitap arasında ilk iletişimi sağlayan oyuncak ya da özel kesimli resimli kitaplar çocuğun yaşam alanına sokulmalıdır. Kitaplardaki resimler, renk ve çizginin anlatım gücüyle çocuğun ilgisini çekebilecek özellikler taşımalı, özgün kurgularla çocuğun algısını resimlere yöneltebilmelidir. Bisiklete binen ayılar, tavşanlar; kitap okuyan

fareler, aslanlar; top oynayan kediler, köpekler renk ve çizginin ilgi uyandıran anlatım etkisinden de yararlanılarak birkaç sözcüklük anlatımlarla konu edilmelidir.

Okuma kültürü edindirmenin ilk evresinde, çocuğun kitapla tanıştırılması temel amaç olarak benimsenmeli; hacim ve ağırlık yönünden kolayca taşıyabileceği kitaplar, bir oyuncağı gibi çocuğun yaşam alanına katılmalıdır. Çocuğun el yapısına uygun olmalı; çocuk, kitabını bir oyuncağı gibi istediği yere kolayca taşıyabilmelidir. Kitaplardaki resimler, başlangıçta çocuğun çevresindeki nesneleri tanıtmalı; gittikçe yazıyla anlatılanlara, renk ve çizgilerle yeni anlamlar katmalıdır. Kitaplardaki iki-üç sözcüklü kısa ve yalın anlatımlar, gittikçe, çocukların dillerini bir iletişim ve düşünme aracı olarak kullanmalarına olanak sağlayacak özellikler taşımalıdır.

Çocukların kendilerini çizgiyle, sözcüklerle anlatmalarına katkı sağlamalıdır. Okul öncesinde, ailenin ve okulun duyarlı çabalarıyla kitaplarla tanışan çocuklar için, “kitap sevgisi” edinme sürecinin ilk duyarlı evresi de tamamlanmış olur. Kitap sevgisi edinmiş çocuklara, ilköğretimin ilk yıllarından başlayarak ilgi ve gereksinmelerine seslenen yapıtlarla okuma alışkanlığı becerisi kazandırılmalıdır.

Kitaptan arkadaş ikinci evrede çocuğun kitapla arkadaşlık kurması sağlanmalı; kısa ve yalın anlatımlı resimli masal, öykü ve anlatılarla çocukların duyu algıları uyarılmalıdır. Okulöncesi dönemin son yıllarında bilmece, tekerleme, sayışmaca gibi dilsel gereçlerle düşünme alıştırmaları yapan, anadilinin söyleyiş özelliklerini duyumsayan çocuklara; merak öğeleriyle yapılandırılmış öykülerin dilsel ve görsel metinlerinin kılavuzluğunda kitap sevgisi edindirilmeli; dilin yaratıcı anlatım olanaklarını yansıtan, çocuğa göre olan şiirlerle de dil bilinci ve duyarlığı kazandırılmalıdır.

Çocuklar, kitaplar ve sanatsal uyaranların kılavuzluğunda kendini insan kılan duyma ve düşünme yetisini kullanarak düş ve düşünce serüvenlerine çıkmalıdır. Kitaplar, çocuklara, Türkçenin sözvarlığını ve anlatım olanaklarını, yazınsal kurgular içinde duyumsatmalıdır. Yaş ve gelişimlerine uygun olarak çocukları da duygu ve düşünce birikimlerini kullanarak anlamın oluşturulmasına ortak etmelidir.

 

Kitaplar, değişik kişilik özelliklerinden ilginç kesitler sunmalı; çocuklar gerektiğinde kitaplardaki kahramanlarla düşsel ve düşünsel serüvenlerine çıkabilmelidir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin okumayı bir yaşam biçimine dönüştürebilmesi okuma alışkanlığını, eleştirel okuma becerisine dönüştürmesiyle olanaklıdır. Eleştirel okuma, çocukların ve gençlerin bilişim teknolojisinin olanaklarından etkilice ve amaca uygun olarak yaralanabilmeleri için de edinmeleri gereken bir beceridir.

Çocuğun yaşam alanında, çevresindekilerin kitap vb. okuduğuna, bunun için zaman ayırdığına tanık olması; onun da benzer eylemleri yinelemesinde önemli bir etken olduğu bilinmektedir. Ailelerin ve eğitim kurumlarının, olanaklar ölçüsünde çocukları kitap fuarlarına, çocuk ve gençlik edebiyatının usta sanatçılarının gerçekleştirdikleri söyleşilere götürmeleri; belirli aralıklarla kitapçılardan çocuklarla birlikte kitap seçmeleri/almaları, yaşama geçirilmesi gereken etkinlikler olarak görülmelidir.”

Aksu okuma kültürüyle ilgili yaptığı açıklamalara ek olarak;

“Anne-baba ve eğitimcilerin başvurabileceği en etkili seçeneklerden biri; çocukları yaş ve gelişimlerine uygun, sanatçı duyarlığı ile hazırlanmış edebiyat yapıtlarıyla buluşturmaktır. Bilinmelidir ki çocukların düşünen duyarlı bireyler olarak yetiştirilmelerinde; yaşamı ve insanı duyarak, düşünerek algılayabilmelerinde bu seçeneğin yaşamsal bir önemi vardır.

Bilinmelidir ki demokratik bir toplum; anlama ve anlatma becerileri gelişmiş, düşünen duyarlı bireylerin kavrayabileceği ilişkilerle yapılanır. Çocuk ve gençlerin anlama ve anlatma becerilerini geliştirmek, onlara duyarlık kazandırmak öğüt vererek, ders vererek gerçekleştirilemez. Duyuların eğitilmesi, düşüncenin geliştirilmesi sürecinde sanatçı duyarlığıyla oluşturulmuş ürünlere gereksinim vardır. Edebiyata, resme, müziğe, tiyatroya gereksinim vardır. Çocukların erken dönemden başlayarak öğrenme, bilme; yaşamı ve insanı anlama gereksinmelerinin nitelikli yapıtlarla karşılanması, onların okuma kültürü edinmelerine de önemli katkılar sağlayacaktır” dedi.









Başa dön tuşu