Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakere sürecinde Kıbrıs bacağı tamamlandı.
Kıbrıs’ta liderler ve ekiplerinin sağlayabilecekleri azami yakınlaşmalar sağlandı.
Gelinen aşamada artık son oyuna geçilmeli ve top yekün bir ‘Al-Ver’ ile müzakere sürecinden kapsamlı bir çözüm planının çıkıp çıkmayacağı test edilmelidir.
Elbette ki o aşamada en zor iki konu ‘Garantiler ve Güvenlik’ ile ‘Toprak’ konuları olacak.
Garantilerde Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayacak Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi bir şekilde devam ederken, Rum tarafının da tehdit olarak algılamayacağı bir sihirli formül bulunması gerekecek.
Öyle bir formül ki Kıbrıslı Türkler bulunacak federal çözümde kendilerini güvende hissederken, Kıbrıslı Rumlar da ayni hissi duyacaklar.
Bu arada garantör Türkiye de tatmin edilecek.
Biraz çok bilinmeyenli denklem gibi dursa da ortak bir yol bulunabileceğine kesin gözüyle bakanların sayısı hiç de az değil.
Çözüm için niyet varsa bu yol mutlaka bulunur.
Yani günün sonunda garanti ve güvenlik meselesi çözüme giden yolda engel olmaz.
Bir diğer zor konu ise Toprak konusu.
Toprak konusunda masada Annan Planı sürecinde ortaya çıkarılmış bulunan model örnek olarak duruyor.
Ama 2004 Annan Planı referandumu sonrasında köprülerin altından da çok su akmış durumda.
Yani Annan Planı’ndaki oranlar bugünün oranları olamaz.
Herkes de bunun farkında.
Yeni toprak oranlarının nasıl belirlenebileceğini diğer konularda, özellikle de garantilerle güvenlik konusunda yapılacak pazarlıklar belirleyecek.
Toprak ele alınırken insanların yerlerinden edilmemesi birinci öncelik olacak.
Küçük bazı sınır düzenlemelerinin ötesine geçilmemesine özen gösterilecek.
Zaten mülkiyet meselesinin hallinin önemli oranda tazminatlarla bulunacağı da dikkate alınırsa, toprak konusunda Türk tarafı açısından Annan Planı’ndan daha ileri bir sonuç çıkması gerekecek.
Sanırım bu konu müzakere masasının etrafında resmen seslendirilmese de ilgili tarafların kulağına su kaçırılmış durumdadır.
Sözün özü, Kıbrıs konusundaki müzakere sürecinde New York’taki üçlü zirve önemli olmakla birlikte, bundan sonrası için esas olan garantörlerin de masanın etrafında olacağı çok taraflı toplantının bir an önce gerçekleştirilmesidir.
Ve orada tüm konular ele alınırken kapsamlı ‘Al-Ver’ eksersizine geçilmesinin önünün açılmasıdır.
Ancak o aşamada 2016 yılı bitmeden Kıbrıs sorununa kapsamalı bir çözüm bulunup bulunulamayacağı netleşecek.
Herkesin gerçek niyeti ortaya çıkacak.
Niyet varsa da çözümün kapısı sonuna kadar açılacak.
Başka arayışlar şu an için zaman kaybından başka bir şey olmayacaktır.
Özetle durum bu!
































