Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Fırsatlar kaçırılırken

Harekat bitip tamamlanmıştı.

Adaya ilk gelen Kurt Waldheim oldu.

“Bir fırsat var” dedi, çekip gitti…

Zaman ilerledi.

O fırsat yakalanamadı.

Sıra Javier Perez de Cuellar’daydı.

KKTC ilanı falan derken, Cuellar belgesi ortaya çıktı.

Belgesine güveniyordu.

Masaya koydu.

“Ve bir fırsat var” dedi…

O sıralar…

Lefkoşa terk edilmek üzereydi.

Ahali, kovanından fışkıran arılar gibi, Lefkoşa’nın çevresine yayılıyor, önüne çıkan başka fırsatları değerlendiriyordu.

Kerpiç evler, ahşap kapılar, ahşap panjurlar, cumbalı hanaylar yalnızlaşıyordu…

Ama, her gelen Sekreter, her gelen Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Koordinatör çözüm için fırsat yaratmaya çalışıyordu…

Ghali gelmezden önce, Lefkoşa iyice yalnızlaşmış, fesleğenler boynunu bükmüş, nar, akasya, hurma ağaçları terk edilmenin ıssızlığına gömülmüştü…

Ama ne Holbrooke ne De Soto bunun farkındaydı…

Ve Boutros Ghali geldi.

Ve bir demet yasemin niyetine bir dizi fikirler ortaya attı.

Dedi ki “Bir fırsat vardır…”

Ahali dimdik ayakta duruyor ve liderin etrafında meseleyi gözlüyordu.

Komşuda ise Makarios’tan sonra Kiprianu, Kiprianu’dan sonra Vasiliu, Vasiliu’dan sonra Kliridis, Kliridis’ten sonra  Papatopulos, Papatopulos’tan sonra Hristofyas ve en sonunda Hristofyas’tan sonra Anastasiadis dönemleri bir birini izledi.

Hepsi de “fırsat”çı idi…

Kuzeydeki ahali değişime çok yatkın olmadığından Papatopulos’a kadar dava adamı ile yetindi.

Lakin, artık devran dönüyordu.

Döndü ve yerine Talat geldi.

Ta Beyaz Saraylara gidildi.

Powell olsun,  Clinton olsun “fırsat var” deyip aynı umutla motive ettiler insanları…

Kofi Annan, Amerika ve Avrupa devletleri sıraya girdi.

Onlara göre fırsat vardı.

Annan, daha da ileri giderek kendi adı ile anılacak olan kapsamlı bir plan bile hazırladı…

Öte yandan, her fırsatta Lefkoşa düşmek üzereydi.

Yatırlar, sokak çeşmeleri, sokak lambaları fırsat yakalamaya çalışanlara yenik düşerken,

De Soto bir taraftan yerli ahaliye kalemciğini gösteriyordu.

“Buyurun, işte fırsat” diyordu.

Bu fırsat “Yes be annem” diye değerlendirildi,

“Ohi” ile paramparça edildi…

O fırsat da yakalanamadı…

Lakin dünya durur mu?

“Bir fırsat daha var” dediler hemen ardından.

Ban Ki-moon geldi ve öyle dedi.

Tam bir buçuk yıl Hristofyas ile Talat kan ter içinde kaldılar.

Bu fırsat kaçırılmamalıydı…

O fırsat sırasında,

Lefkoşa dibelik düşmüştü…

Bu karamsarlık içinde ta Beyaz Saray’dan siyah bir ses yükseldi: Bir Fırsat var.

O ses Obama’dan başkası değildi.

Barrac Hüsseyin, Samaras ile görüştü.

Ne beğenirsiniz (ya da beğenmezsiniz) o da fırsat var demez mi?

Fırsat fırsat üstüne ama artık Lefkoşa yoktu.

Öyle ki, ahali ölülerini bile alıp kaçmıştı…

Fırsatlar tükenmez elbet.

Karamsar olmayalım ama,

Bütün fırsatlar Kıbrıs’ı yok oluşa mı sürükledi ne!

Dileyelim ki, şimdiki fırsat “gerçekten “fırsat” gibi olsun…