Kur geriye doğru sarmaya başladı. Ağustos ayında 9.06 TL’ye kadar yükselen sterlin, bugünlerde 7.30 TL civarında seyrediyor. Piyasadaki birçok ürünün fiyatı ise sterlin kuru 9.06 baz alınarak hesaplandı. Ekonomistler hem vatandaşları hem de hükümeti uyardı
MÜDAHALE MÜMKÜN: Ekonomist Göksel Saydam: Hükümet temel gıda maddelerinin yer aldığı en az 50 malı belirleyerek, sabit fiyat belirlemesi yapabilir. Bu yetki 21/1977 sayılı Mal ve Hizmetler (Düzenleme ve Denetim) Yasası’nda mevcuttur. İstenmesi halinde kullanılabilir
BOYKOT GÜÇTÜR: Saydam: Halk eğer fırsatçılıktan şikâyetçiyse harekete geçmeli. Aşırı fiyatlar karşısında tepkisini ortaya koymalı. Fahiş fiyatlı mal ve hizmetler boykot edilebilir. Bu bir güçtür ve fırsatçılara karşı kullanılmalı
FIRSATTAN RANT: Ekonomist Mahmut Sezinler: Dövizin yükselişi ile artan fiyatların düşmesi için stokların tükenmesi gerekir. Bazı durumlarda ise fırsat gelirleri elde ediliyor. Bazı insanlar ve firmalar fırsattan rant sağlamaya devam ediyor
FİYATLAR DENETLENMELİ: Sezinler: Bu durumun önüne geçebilmek için piyasasının denetlenmesi gerekir. Sadece marketlerdeki kasa ile raf fiyatının tutması ya da tarihlerin kontrolünün değil, ciddi anlamda fiyat denetimi yapılmalı
Eniz ORAKCIOĞLU
Temmuz ayı ile yükselmeye başlayan ve Ağustos ayında feci şekilde en üst seviyesine ulaşan dövizle birlikte yükselen piyasa fiyatlarının Eylül ve Ekim aylarında dövizin düşüşe geçmesi ile düşmemesi toplumda tepkiye neden oldu. Havadis’e konuşan ekonomi uzmanlarına göre bazı ürünlerde fahiş fiyatların devam etmesinin iki sebebi bulunuyor. Sebeplerden birini döviz yüksekken ithal edilen malların stoklardan tükenmemesi olarak değerlendiren ekonomistler, ürünlerin stokta bitmesi halinde fiyatların yeni ithal mallarla birlikte düşeceğine inanıyor. Öte yandan diğer sebep olarak da bazı grupların bu durumu bir fırsat olarak gördüğünü ve bundan rant sağladığı belirtiliyor.
Saydam: Netleşmeyen durumlar kuruş bazında oynamalara sebep
Ekonomist Göksel Saydam, Temmuz ayında başlayan döviz tsunamisinin nedenlerinin iki guruba ayrılabileceğini söyleyerek, nedenlerden birinin siyasi yani ABD uyruklu papaz Andrew Craig Brunson’un iadesi ile ilgili olduğunu, bir diğer nedenin ise Türkiye’nin cari açığının yüksek oluşundan ve ekonomi göstergelerinin güven verici olmamasından kaynaklandığını belirtti. Bu iki nedenden birinin az çok sona erdiğiniz papazın iade edildiğini vurgulayan Saydam, Türkiye’nin – Rusya ile ilişkilerinde ABD başta olmak üzere bazı ülkeleri tedirgin ettiğini ve bu nedenle geri kalan siyasi tarafın oturmadığını aktardı. Öte yandan Saydam, önlemler bulunmaya çalışılsa da Türkiye’deki cari açığın devam etmesi ve tam netleşmemesinden dolayı ufak tefek kuruş bazında dövizde oynamalar olduğunu kaydetti.
“Kurlar henüz stabil değil”
Döviz kurlarının henüz stabil hale gelmediğini ve saydığı nedenlerden dolayı kuruş bazında da olsa oynamaya devam ettiğinin atını çizen Saydam, önümüzdeki aylarla ilgili döviz kurlarının bu civarlarda stabil olacağını, doların en kötü ihtimalle 5.70 civarında, sabitleneceğini, Euro’nun 6.60, Sterlininde 7.50 civarında sabitleneceğine dikkat çekti.
“Fırsatçılar kar payını fazladan yansıtıyor”
Piyasalarda iki aktör olduğunu bir tanesinin fırsatçılar grubu, diğerinin ise normal tacir yani tüccar grubu olduğunu söyleyen Saydam, ülkemizde önünü göremeyen kişilerin ve işletmelerin karlarının üzerine bir miktarda yanılma payı koyduklarını vurguladı. Önümüzün biraz görünmeye başladığı bu dönemde, kırılgan Türk ekonomisinin her an bir nedenle TL’nin tekrar değer kaybetmeye başlayabileceğini aktaran Saydam, fırsatçı grubunun da bu durumu fırsat bilerek malların üzerine kardan fazlasını koyduklarını kaydetti.
“Temel tüketim malları belirlenerek sabit fiyat uygulanmalı”
Devletin yaptırım gücünün tam olmadığına dikkat çeken Saydam, olması gerekenin bayram günü fırtına başladığında ve Ekonomi Bakanlığının 12 kişi görevlendirerek piyasayı denetlediği zamanlarda, Temel gıda maddelerinden en az 50 civarında temel tüketim malı belirleyerek, sabit fiyat belirlemesi gerektiğini ifade etti. Devletin bu 50 madde için bütün marketler için 3 veya 6 aylı süre için kar marjını belirlemesi ve ilan etmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Saydam, bu yetkinin 21/1977 sayılı Mal ve Hizmetler (Düzenleme ve Denetim) Yasası’nda mevcut olduğunu söyledi. Bu yasanın 80 ve 85’li yıllara kadar kullanıldığını çünkü o dönemde de fırsatçılık olduğuna dikkat çeken Saydam, o dönemde etten, tutun acil bütün gıda maddelerini devlet duruma göre bakar ve azami fiyatları belirlerdi.
“Halk durumu boykot edebilir”
Mallar üzerine kar marjından fazla fiyat eklenmesinin ve fırsatçılık yapılmasının doğru olmadığını sözlerine ekleyen Saydam, devletin 21/1977 sayılı Mal ve Hizmetler (Düzenleme ve Denetim) Yasası’nı işletene kadar bu durumun değişmeyeceğini de ifade etti. Halk eğer bu fırsatçılıktan şikayetçiyse ve aşırı fiyatlar karşısında tepkiliyse, söz konusu malları boykot edebileceğini vurgulayan Saydam, hükümetin ise ilgili yasayı devreye sokmasının şart olduğunun altını çizdi.
Hükümetin liberal ekonomi (serbest piyasa) diye tutturduğundan yakınan Saydam, fiyatların kendi kendini denetleyeceğini söylediklerini ama hangi rakamda dengeleneceğinin kimse tarafından dile getirilmediğini söyledi.
Sezinler: Döviz yeniden yukarıya çıkabilir
Ekonomist Mahmut Sezinler, Papaz Andrew Craig Brunson Amerika’ya iade edildikten sonra Amerika ile Türkiye, Türkiye ile İran arasında kısacası Ortadoğu’da iyi bir hava esmeye başladığını belirterek, iadeden önceki çok feci bir hava olduğunu ve bu havanında içteki yatırımcıyı bile etkilediğini söyledi. Papazın iadesinden sonra Amerika ve Türkiye arasında ciddi anlamda bir yumuşak hava esmeye başladığını vurgulayan Sezinler, iadeden önce Brunson olayının Amerika’nın Türkiye’ye bazı yaptırımlar uygulamasına neden olduğunu aktardı. Yumuşak hava ile birlikte bir takım psikolojik iyileşmelerin söz konusu olduğunu ifade eden Sezinler, bu iyileşme olduktan sonra dahi Türkiye’nin kendi yapısal sorunlarının da devam ettiğinin görüldüğünü sözlerine ekledi.
Sezinler, Türkiye’nin enflasyon sorunu, dıştan yatırımcı gelmeme sorunu, cari açığın yükselmesi, Türkiye’nin politik yönetiminin güvensizliği ve dış ödemelerinin devam ettiğini aktardı. Dolayısıyla bu iyi havanın devam edeceği anlamı taşımadığının altını çizen Sezinler, Türkiye’nin Kasım ayında ciddi bir ödemesi olduğunu, ödeme esnasında dövize talebin artacağını ve buna bağlı olarak da dövizin tekrardan yukarıya doğru seyrinin muhtemel olduğunu vurguladı.
“TL’nin seyri öngörülemez”
İlerleyen süreçte Türk Lirasının ne yöne doğru seyredeceğinin öngörüsünü yapılamayacağını söyleyen Sezinler, TL’nin değer kaybının sadece Türkiye ile Amerika arasındaki soğuk gerilimden kaynaklanmamaktadır.
“Fırsattan rant sağlıyorlar”
Piyasadaki ürünlerin yükselişini değerlendiren Sezinler, piyasadaki ürünlerin ithalatının dövizin yüksek olduğu dönemde yapıldığını söyleyerek, bu malların stokta olduğunu ve bu ürünlerin yeniden fiyatlarının düşüşünün gerçekleşebilmesi için stokların tükenmesi gerektiğini belirtti. Bunların yanında şu anki gelirlerin fırsat gelirleri olduğunu aktaran Sezinler, bu gibi spekülatif hareketlerin bir fırsat doğurduğunu ve birtakım insanların bu fırsattan rant sağlamaya devam ettiğinin altını çizdi. Bu kişilerin daha çok mal ithal eden büyük tüccarlar olduğunu ve bu tüccarların durumu fırsata çevirmeye çalıştığına dikkat çeken Sezinler, bu durumun önüne geçebilmek için piyasasının denetlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Sadece marketlerdeki kasa ile raf fiyatının tutması ya da tarihlerin kontrolünün değil, ciddi anlamda fiyat denetlenmesinin yapılması gerektiğini ve bunun mümkün olduğunu aktaran Sezinler, Ticaret Dairesinin böyle bir yetkisi olduğunu kaydetti.
“Kâr marjları denetlenmeli”
Hükümetin Ticaret Dairesi denetçi ve elemanlarına vereceği yasal yetki sayesinde, kar marjlarının da denetlenmesinin söz konusu olduğuna vurgu yapan Sezinler, ülkemizde şu anda yüzde 40’a yakın bir enflasyon olduğunu, bu enflasyon neticesinde de ülkemizde satılan ürünlerin fiyatlanmasının enflasyonla da çok yakından ilişkili olduğunu söyledi. Sezinler, Tüketiciyi korunması gerektiğini, ama toptancı ve ithalatçının da korunması gerektiğini sözlerine ekleyerek, fiyatların döviz krizinden sonra enflasyon oranından daha çok artış gösterdiğini ve bunun kabul edilemez olduğunu aktardı. Sezinler, ithal malların enflasyon oranı kadar artışının kabul edilebilir olduğunu, ama bunun üzerindeki bir artışın hoş karşılanamayacağını, bu durumun fırsatçılık anlamında geldiğini ifade etti.
































