Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Filozof adası!

Eskiden de siyaset böyleydi.

Ne Türk Rum’u, ne Rum Türk’ü anlardı.
Biri ak derse, diğeri kara derdi.

Rumlar Yunanistan’dan öğretmen getiriyor, Türkler de Türkiye’den öğretmen getiriyorlardı.
Her iki taraf da milliyetçilik konusunda bilinçleniyorlardı ama Rumlar bir adım öndeydiler.
Enosis ülküsünü içlerinde beslediler.
1931’de bu yüzden İngiliz’e isyan ettiler.
İşte, o zaman ürkmüştü Kıbrıslı Türkler.
İşler ciddiye biniyordu.

İngiliz 1931 isyanını sert bir müdahale ile bastırınca, Türkler daha çok İngiliz’e sarılmıştı.
Belli ki İngiliz adadan gitmeyecekti.
Gidecek olsa, böyle sert müdahalelerde bulunur muydu?
Bu algı Kıbrıslı Türklerin İngiliz’e olan güvenini artırmaya yetmişti.

Almanya Yunanistan’ı işgal edince, Mısır’da sürgündeyken kurulan Yunan hükümetinin Başbakanı kalkıp Büyük Helen ülküsünden bahsetmiş ve Kıbrıs’ın da içinde olacağı büyük Yunanistan’dan söz etmişti.
Kıbrıslı Türkler buna sert tepki göstermişlerdi.
Henüz teşkilatlanmaları yoktu ama ileri gelen aydınları vardı.
SÖZ Gazetesi’nin konu ile ilgili tepkileri bir yana, o dönemin önde gelen aydınlarından Filozof  lakaplı Necmi Sagıp Bodamyalızade ahaliden imza toplayarak,  Kıbrıs Türk ve Müslümanlarının temsilcisi olarak İngiltere’ye yazılar göndermişti.
Bu yazılarda Enosis fikrine karşı çıkılmış,
İngiliz’e güven belirtilmişti.
Zaten, İngiliz de mırın kırın etmekteydi Enosis’e karşı.
Avam Kamarasında hem muhafazakar parlamenterler, hem İşçi Partisi vekilleri karşı çıkıyorlardı komşularımızın ülküsüne.
Ama bir yandan da tavşana kaç, tazıya tut diyorlardı.
Bir İşçi Partili “Yunanistan  Kıbrıs’ın gerçek anası değildir” diyordu mesela.
Sonra dönüp, self goverment’den bahsediyorlardı.

İkinci dünya savaşında Almanya’nın beli kırılınca, İngiliz rahatlamıştı.
31 isyanı ile aldığı sert önlemleri kaldırmış,
Belediye seçimlerine izin vermişti.

Kıbrıslı Türkler Rumlardan daha yumuşak başlı oldular hep.
Kim onurunu okşarsa, hoşuna gidiyor, alkışlıyordu.
Lefkoşa Belediye Başkanı Themistoklis Dervis (Dr. Gigi)  Sarayönü Meydanı’nın adını Atatürk Meydanı olarak değiştirince, Türklerden tam puan almıştı.

Bunlar oluyordu ama Kıbrıs’ta artık herkes anasını arıyordu!
Neticede anaların da içinde bulunduğu Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.
İki cemaat yine birbirlerini anlamadılar.
Peşlerine analarını da katarak ortaklık devletini yıktılar.

Tarihimizde bu tür olaylar çoktur.

Geçmiş ile günümüz arasında iki tarafın insanlarının birbirlerini siyaseten anlama bakımından farklılık var mı?
Doğrusu pek yoktur.
Kıbrıslılara siyaset deme.
Bırakın iki tarafı, taraflar kendi içinde bile birbirini anlayamıyor!
Herkes Bodamyalızade gibi filozof olduğundan!
En çok filozof yetiştiren ülke, bu adacıktır!