Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

FED’in çıkarları ve yabancı sermaye

Amerika’nın Merkez Bankası konumundaki FED’in politikası gereği parasal genişlemeyi durduracak olma beklentisi küresel likiditenin eskisi gibi olmayacağı gerçeğini artırdı. Buna göre küresel yatırımcılar parasal genişlemenin yavaşlamasıyla gelişmiş ülkelerde zaten artan faizleri daha cazip bulmaya başladılar. Yani yatırımcılar güvenli liman olarak gördükleri gelişmiş piyasaları daha fazla tercih eder durumdadırlar. Dolayısıyla gelişmekte olan ekonomiler yabancı sermaye çekemiyorlar, hatta bazılarından yabancı sermaye çıkışları yaşanıyor.

FED aldığı kararlarla gelişmekte olan piyasaları rahatsız ederken “siz beni ilgilendirmiyorsunuz, ben kendime bakarım” dercesine hareket ediyor. FED Amerika’nın ekonomisine bakarak karar alır başka ülkelerin durumuna ABD ekonomisini etkileyecekse bakar.
Büyük resesyon döneminde FED’in diğer bazı merkez bankalarına yardım etmesinin nedeni ABD ekonomisini etkileyecek olmalarından dolayıydı. Yoksa o ülkelere yardım etmek değildi amaç.
FED gelişmekte olan ekonomilerin durumuna bakıp alacağı kararları ona göre almalı. Tek kutuplu dünya da bunun böyle olması gerekirken bu böyle olmuyor. O zaman herkes kendi önlemini almalı. Bununda yolu üretimden ve ihracattan geçer. Bu hem Türkiye hem de KKTC için geçerli olurken aslında tüm gelişmekte olan ekonomiler içinde geçerlidir.
Bütünleşen piyasalarda yabancı sermayenin önemi yadsınamaz. Fakat sermayenin ürkek olduğu ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği gerçeği de her zaman karşımızda duran bir olgu.
Büyümeyi dış kaynakla gerçekleştirmeye çalışan ülkelerin belli bir süre sonra durağana girdikleri sürekli karşımızda duran bir başka realite. İşte Türkiye, Brezilya, Mısır ve daha birçok ülke. Türkiye 2012 yılında 150 milyar dolar ihracat yapmış. 2013 yılında ki ihracatı da yine aynı düzeyde kalmış. Yani Türkiye ihracatını genişletememiş. Üretim kapasitesine baktığımızda yine aynı şekilde kapasite artırımı olmamış. Bu ekonomik aktiviteye önem vermeyerek yabancı sermayeye odaklanıp büyümeyi yabancı sermaye girişlerine endekslemiş gelinen nokta bugün hepimizin gördüğü nokta.
Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak hizmet ihracına önem verip bu konuda üretimimizi planlamak zorundayız. Dış yardımla büyümeyi gerçekleştirme olanağımız sıfırdır. Biz yılda en az yüzde beş büyümeyi gerçekleştirmek zorundayız ki KKTC olarak rekabet edilebilirliğimizi artıralım.
Bu konuda bize yeni senaryo gerekiyor, yeni heyecan gerekiyor. Dün başlayan toplumlar arası görüşmelerin iyi sonuç vermesi sonucunda bu heyecanı tekrar yaşayacağız. Görüşmelerin kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanması halinde yüzde 8-10 büyüme hayal olmaktan çıkacaktır.