En Üst

24 Eylül 2017

Fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynısı…

Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

“Fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynısı” diye bir tekerleme var, hani umut edip de beklentilere cevap alamayınca eleştiri mahiyetinde kullandığımız bir söz. Son bir aydır yaşananları gördükten sonra bende böyle bir ruh hali oluştu. İyi saatte olsun Salih Coşar hocamla program yaptığımız yıllarda, onca olumsuzluklara rağmen, her programın sonunda mutlaka “her şeye rağmen umudumuzu kaybetmemeliyiz” diye bitirirdi konuşmasını. Ama bugün geldiğimiz noktaya bakıyorum da umutların yavaş yavaş tükendiğini görüyorum… Dört yıl boyunca ülke için olumlu çok az şey yapan, toplumun bir yılını kurultay kavgası ile çalan UBP, 28 Temmuz seçimlerinde, yaptıklarının bedelini ödedi. Oyları ve vekil sayıları neredeyse yarı yarıya düştü. Kendi partilisi bile 4 yıl boyunca yaşatılan rezaletten bıkmış olmalı ki, ya sandığa gitmedi, ya da bir başka partiye oy vermeyi tercih etti… Bu seçimleri en iyi götüren, halkın tükenen umutlarının yeniden yeşermesine neden olan ve sloganlarındaki gibi “bir parti” CTP oldu. Seçim öncesi, güzel ve kulağa hoş gelen vaatlerde bulundular. 4 yıllık UBP iktidarından bıkan seçmen, önüne ardına bakmadan CTP’ye sarıldı. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, insanlar siyasi görüşüne göre değil, bilgi ve liyakate göre işe alınacaklardı, bu ülkede kendimizin efendisi olacaktık. Bize uymayan ekonomik paketi rafa kaldırıp, kendimize uygun olanı yapacak, özelleştirmeler asla olmayacaktı. Hatta daha da ileri giderek, kendi hava yolumuzu bile yeniden göklerde uçuracaktık… Bu söylenenlerin kısa sürede olmayacağını ben de biliyorum. Ancak bu kısa sürede yaşadıklarımız ve duyduklarımız, verilen sözlerin birçoğunun olmayacağını anlamamız için yetti de arttı bile… Kendi içerisinde yaşanan değişim sancıları bir yana, eski bir CTP milletvekilinin dediği, “CTP hiçbir dönemde bu kadar yalancı olmamıştı” sözü, bildiğimiz, tanıdığımız o eski CTP’nin yerinde, yeller estiğinin resmiydi… En çok söyledikleri “kendimizin efendisi olacağız” sözü daha ilk günden, “Alo ben Beşir” olayı ile hepimizi demoralize etmeye yetti. Asla özelleştirilmelerine izin vermeyiz dedikleri Telekomünikasyon ve limanlarımızın özelleştirilmeleri artık an meselesi. Paketteki tek şikayetlerinin ise sadece “tarihler” konusunda olduğunu öğrenmek ise tam bir hayal kırıklığı yaşattı. Hade “protokol gereği” diyerek katıldıkları İlahiyat Koleji açılışını da es geçelim. Ankara’dan hala daha kutlama mesajının gelmediğini de umursamayalım. Varsın Tayyip Bey bir “hayırlı olsun” mesajı göndermesin. Nasıl olmasa hedef, kendi evimizin efendisi olmak ya… Ankara’nın DP’ye ilişkin tutumuna karşın, kendimizin efendisi olduğumuzu ispat etme adına, dik duruşunuzu da haklı bulalım. Ama hiç olmazsa bu kısa sürede elle tutulur bir şeylere imza atsaydınız da, kaybolmaya yüz tutmuş umutlarımız biraz yeşerseydi. Parti içi çekişmelerinizden, bıyıklılarla bıyıksızların kavgasına biraz ara verip, ülke insanı için de mesai harcasanız. Akaryakıttan sonra tüp gaza da zam gelmiş, haberiniz vardır herhalde. Lefkoşa Belediyesi’ndeki yüzlerce kişi, KTHY eski çalışanları, hala daha sizden gelecek müjdeli haberleri bekliyor… Allah aşkına söyleyin, sizin UBP’den farkınız ne? Bütün hesaplarınızı kurultay üzerine kurmadınız mı? Yaptığınız atamalarda bilgi ve liyakate mi, yoksa ne kadar çok partili olduklarına mı baktınız? O zaman ha UBP, ha siz. Ne değişti ki?.. Ülkede yığınla sorun varken bir aydır sizin hükümet olarak yaptığınız sadece “LAK LAK”… İşte onun için diyorum, “fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynısı”…

YERİN KULAĞI VAR

MAĞUSA İLÇE’DE NE OLDU: Başbakan Yorgancıoğlu’nun Mağusa ziyareti olay oldu. Kim katıldı, kimler katılmadı tartışmaları sürüyor. Genel sekreterin katılmadığı iddia edilen ziyaret konusunda dün Mağusa İlçe Başkanı Erkut Şahali aramış, ziyaretle ilgili bilgi vermişti, ben de bu sayfadan Şahali’nin sözlerini sizlerle paylaşmıştım. Dün ise yine bir CTP’li arkadaş arayarak, Şahali’nin sözlerinin külliyen yalan olduğunu iddia etti. Hem Soyer’in, hem de genel sekreter Akansoy’un başından beri ilçe binasında olduklarını, ancak Maraş Birlik ve Dayanışma Derneği’ne yapılan ziyarete ise Ferdi Bey ve Akansoy’un davet edilmedikleri için katılmadıklarını ve bunun da ilçede tepki topladığını iddia etti…

ZİYARETİN SEBEBİ KARMACILARA TEŞEKKÜR: Başbakan Yorgancıoğlu’nun hafta sonu Mağusa’da ziyaret ettiği Maraş Birlik ve Dayanışma Derneği’nin, 28 Temmuz seçimlerinde “karma oy kullanarak” bazı adayların sandıkta kalmasında önemli rol oynadığı ve bu ziyaretin esas nedeninin ise “uğraşlarından” dolayı teşekkür olduğu iddia edildi. Bir okuyucu, ülkede onca sorun, randevu bekleyen onlarca kuruluş varken Özkan Bey’in, daha üç-beş gün önce kendisini ziyaret eden bir derneğe, hemen iadeyi ziyarette bulunmasının başka bir izahı olamayacağını söyledi…
DENKTAŞ NEYİN PEŞİNDE: DP, ucuna eklediği UG ile belki seçimlerden karlı çıktı çıkmasına ama öyle görünüyor ki, bu eklenti parti içindeki tüm dengeleri de allak bullak etti. Yıllardır DP içerisinde özveriyle çalışan Lefkoşa İlçe Başkanı Kemal Öztürk, ardından Gençlik Kolları Başkanı Münür Öztürk, başkanı suçlayarak görevlerinden istifa etti, başkandan ses çıkmadı. Genel sekreter Bengü Şonya’nın söyledikleri ise ne yenir, ne yutulur cinsten. Başkandan yine ses yok. Acaba parti içinde yaşananları görmüyor mu, yoksa görmek mi istemiyor? Herkes diline geleni söylüyor.

HAYIRLI OLACAK: Başbakan Yorgancıoğlu’nun ilk Bakanlar Kurulu’nda söylediği “Bu gidişle hayırlı olmayacak be Serdar” sözüne yanıt, haftalar sonra DP’nin yayın organı Demokrat Bakış’tan geldi. Gazetenin manşetinde önceki gün Meclis’in yeni dönem açılış törenine ilişkin haber vardı ve başlığı da “Hayırlı olacak”tı. Öyle ya da böyle, DP yakaladığı iktidara sımsıkı sarılacağını gösteriyor. Aslında buna vatandaş karar verecek. Biz şimdilik, hayırlara vesile olsun diyelim…

NİYE AÇIKLAMA YOK: Hükümet bugüne kadar 3 kez Bakanlar Kurulu toplantısı yaptı. 3 Eylül, 18 Eylül ve 2 Ekim. Her üçünde de toplantının sonunda basına açıklama yapılmadı. Bu bir tutum mu, yoksa dişe dokunur bir karar alınmıyor da ondan mı. Eğer “Hayır, kararlar alıyoruz” diyorlarsa, bunu halka da açıklamalılar. Hani şeffaflık demişlerdi ya, onu hatırlatıyorum…

KÜLLİYEDEN SONRA TESETTÜR OTELİ: Lefkoşa’da inşa edilen İlahiyat Koleji ve camiden sonra şimdi de tesettür oteli inşası için kollar sıvandı. KKTC’deki yatırımları ile gündeme gelen, hakkında birçok iddia bulunan ve son olarak da medya patronluğuna soyunan Bulut İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Temel Bulut Çatalköy’de 1700 yataklı tesettür otel yapacağını açıkladı. İlahiyat Koleji, Orta Doğu’nun en büyük camisi ve şimdi de tesettür oteli. Bunlar daha başlangıç, daha neler göreceğiz bakalım…

BU KADAR UCUZ MU: Yıllar yılı koz diye saklanan koca Maraş, AB üyeliği yolunda iki başlığın açılması fiyatına… Güney’deki iktidar partisi DİSİ’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilcisi Eleni Theocharous, “Maraş’ı iade edin, iki başlık açalım” demiş. Bu iki başlık, Rumların 2009’da bloke ettiği 6 başlıktan ikisi. Biri yargı ve temel haklar, diğeri, adalet, özgürlük ve güvenlik konularında. Türk tarafı Maraş’ı açmak isterse açacak. Ancak bunun Rumlar tarafından nasıl şantaj haline getirildiğini ve Kıbrıs sorununun salam politikasıyla başka yerlere götürülmek istendiğini görmek bakımından ilginç…

VERMEDEN ALMAK: Anastasiadis bir süredir, “Çözüm Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olacak” söylemlerine rötuş getiriyor. Önce evrimden bahsetti, şimdi de “Kıbrıs Cumhuriyeti ömrünü doldurdu” diyor. Tek sebebi var, ezber bozmuş görüntüsü vermek. Yoksa söylediklerini nereye çekseniz, oraya gider. Türkiye ile direkt temas olanağını sağladı ya, sempatik görünecek…

ZİRVEDEKİLER:
Aziz Gürpınar: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Gürpınar, kamudan kaynak kullanan belediye, kurum, kuruluş veya özel sektör işletmelerine, kamu kaynağı aktarılırken Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı yatırımlarının yapılıp yapılmadığının kontrol edileceğini ve bu yatırımların kaynaktan kesinti yapılmak suretiyle garanti altına alınmasını sağlayacak uygulamalara geçileceğini belirtti. İyi bir karar. Anca, devletten kaynak aktarılmayan özel sektör ne olacak? Bu dert, en çok özel sektör çalışanlarının başına bela. Denetimlerin sıklaştırılmasından başka çare yok gibi…

DİPTEKİLER
Ersin Tatar:
UBP Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, Meclis’e “Ödünç Para Veren Finans Şirketleri Düzenleme ve Denetim Yasa Tasarısı” sundu. Tatar, “Bugün hiçbir yasal dayanağa dayanmadan ülkede tefecilik yapanlar var. Bunlar ne devlete düzenli vergi veriyorlar nede verdikleri kredilerde yasal paylarını alıyorlar. Zorda olan esnafımızı ve vatandaşımızı daha zor şartların içine çekiyorlar. Umarım biran önce yasallaşır ve ülkedeki kontrolsüz tefeciliğin önüne geçilmiş olur” dedi. Buyur buradan yak. Daha 3 ay önce hangi görevde olduğunu unuttu herhalde Sayın Tatar…

 

FOTO GÜNDEM

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman