Türkiye’deki etnik, siyasi, dini, ideolojik ayrışmaları, çatışmaları,cinneti, hedef göstermeleri, linç ve kaosu KKTC’ye taşıma gayretleri beni korkutuyor…
Bu ülkede aramızda yaşayan bazı insanların, o cinneti buralara taşımak için örgütlendiklerini görmek beni korkutuyor…
Okumaya gelen öğrencileri, bu çatışmaların içine çekmek için sürdürülen baskılar beni korkutuyor…
En çok da, KKTC hükümetinin, iş başına geldiği günden itibaren yasaları yok sayan uygulamalarına, yeni bir tanesini eklemiş olması, hem de bir insanın can güvenliğinin tehdit edildiği bir ortamda, bunu gözü kapalı yapabilmesi beni korkutuyor…
Barbaros Şansal, kendi şahsına münhasır biri…Muhalif… Söylemlerinin çoğunu ben de itici bulurum.
Ama dün akşam, KKTC hükümetinin hukuksuz bir şekilde sınır dışı etmesi sonrasında, havaalanının apronuna nasıl girdiği belli olmayan insanlarca linç edilmesinin, ne dediğiyle ilgisi yok… Bu başka bir şey…
Hükümet açıklama dahi yapmıyor… İçişleri Bakanı Kutlu Evren’in, uyuşturucu olayından sonra “uygulanmayan” sınırdışı kararının yerine getirilmesi talimatı verdiği söyleniyor.
Oysa zamanın İçişleri Bakanı Asım Akansoy, böyle bir karar verilmediğini açıkça söylüyor.
Hukukçular, ‘varsa böyle bir karar, Muhaceret Dairesi Müdürü çıksın açıklasın’ diyor. Tık yok.
Şansal’ın yayınladığı video mesajın üslubunu şahsen ben de beğenmedim. Ama o mesajla, o insanı yargısız sınır dışı etme hakkı kimseye ait değil. Böyle bir hukuk yok…
Şansal’ın sosyal medya mesajı, Türkiye’de bir gazete tarafından yayınlanıyor. Tetik çekiliyor. Buradaki aslanlar durumdan vazife çıkarıyor, şikayet dilekçesi yapıyor, ‘hukukun bekçisi’ olması gereken İçişleri Bakanı da sorgusuz sualsiz, o dilekçenin gereğini yapıyor…
Organize işler bitmiyor. Burada insanlar ‘Şansal’ın kılına zarar gelirse sorumlusu KKTC hükümetidir’ diye bağırındığı sırada, o linç edilmek isteniyor…
Bunun vebali hem adli, hem de vicdani olarak bu hükümete aittir.
İçişleri Bakanı, yaptığının hukuk çerçevesinde hesabını vermekle yükümlüdür.
Dün Meclis’ten kaçmıştır. Ancak bunu sürdüremez. Kamoyunu aydınlatmaya mecburdur. Kamu vicdanı yaralanmışken, hukuk düzeninin bozulduğu endişesi ülkeyi sararken, sessiz kalma lüksü yoktur. Demokrasilerde, kimsenin böyle dikta yetkileri yoktur. Hiç kimse ona bu yetkiyi vermemiştir.
Ve eğer bu hükümet bu pervasızlıkla, bu hukuk dışı tutumla göreve bir süre daha devam ederse, o yukarıda satır satır yazdığım korkularım var ya, çok acı bir şekilde gerçek olacak…
Bence Şansal’a yapılan organize linç eyleminin Rus Büyükelçiye yapılandan, Reina’ya yapılandan farkı yoktur…
Provokasyon, organizasyon ve sonuç…
Tek fark, Şansal şans eseri hayatını kaybetmemiştir.
Utanıyorum, böyle bir kararı veren bir hükümetle idare edildiğim için ve gerçekten de korkuyorum.
Herkes gözünü dört açsın. Bu ülkeyi karıştırmak isteyenler, önceki gün iyiden deşifre olmuşlardır…
Ve şu mesajı vermeye çalışmaktadırlar, “KKTC’de yaşasanız da, rahat olduğunuzu sanmayın”…
Bu da bu ülkede yaşayan herkese yönelik bir tehdittir…
YERİN KULAĞI VAR
MERAK EDİYORUM:
Çok zor ama ola ki Cenevre’de taraflar bir uzlaşıya vardılar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu uzlaşıya onay verdi diyelim. Aylardır sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanı Akıncı’yı ülkesini satmakla, bir misyonun temsilcisi olmakla suçlayanlar ne yapacaklar? Erdoğan’ı da aynı kefeye koyup ona da mı saldıracaklar yoksa, dansöz gibi kıvırıp, tükürdüklerini yalayacaklar mı? İnanın çok merak ediyorum…
ÖNCE İNANACAKSIN:
Bir işi başarmanın temeli önce inanmaktır. “Biz ne Güzelyurt’u veririz ne Karpaz’ı veririz” diyen
Başbakan Hüseyin Özgürgün, 2017 yılında adada bir çözümün olmasının, mucize olduğunu söylemiş. Çözüme inanmayan bir hükümetin sık sık,“biz de çözüm isteriz” sözlerindeki samimiyeti sorgulamak bile gereksiz…
KİN VE NEFRET
Cumhurbaşkanı Akıncı, “Nefret, kin ve linç kültürünün tohumlarının kendi ülkemiz ve toplumumuzda da yeşertilmeye çalışıldığını büyük bir kaygıyla izliyorum. Nefret, kin ve linç kültürüne fırsat vermemeliyiz… Ülkemizde son günlerde farklı görüş sahipleri arasında onaylanması mümkün olmayan tehlikeli bir gerilimin de giderek tırmanmakta olduğunu endişeyle gözlemliyorum. Siyasal linç kültürü ülkemizin taşıyamayacağı kadar ağır bir yüktür. Hepimizin birbirimize ihtiyacı vardır. Bütün kesimleri sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve gerilimi tırmandırmaktan uzak durmaya çağırıyorum”diyor… Birlerinin sus pus olduğu, Meclisi terk ettiği sıralarda…
İSPİYONCULAR:
Üç- beş kendini bilmez, kuytu köşelerde buluşup hüküm veriyorlar. Ve bu verdikleri hüküm, adeta Allah kelamı sayılıyor. Kim olduklarını herkes biliyor. Tuhaf olan, bu ispiyoncuları dikkate alan ve talepleri doğrultusunda adım atan, birilerine yaranma çabası içinde olan Böyük KKTC’nin İçişleri Bakanı. Burası hukuk devletiymiş. Hadi canım sende, hukuk değil ama “guguk devleti” sıfatı daha çok yakışıyor…
SORUMLU KİM O ZAMAN?:
Barbaros Şansal’ın apar topar sınır dışı edilmesini değerlendiren Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Denktaş, ihraç kararını Bakanlar Kurulunun almadığını, olayı kendisinin de televizyondan öğrendiğini söylemiş. Bakanlar Kurulu kararı yoksa ve bu işi Kutlu bey kendi kafasına göre yaptıysa eğer, hangi yasaya göre ve hangi gerekçe ile..? Bilmiyorum demekle işin içinde sıyrılamazlar. Birileri çıkıp bu sorulara tatmin edici cevaplar vermeli…
HEPSİNİ SINIR DIŞI EDİN:
Ülkenin hapishanelerinde uyuşturucudan, tecavüzden ve cinayetten yatan onlarca mahkum var. Hergün gazete sayfalarında uyuşturucu haberlerini okuyoruz. Barbaros Şansal’ın, geçen yıl uyuşturucudan 3 hafta hapis yatması sınır dışı edilmesine gerekçe olduysa, alın önünüze listeleri, hapisten çıktığı halde buralarda gezenlerin hepsini hemen sınır dışı edin. Yapamıyorsanız o zaman ben de sizi “teslimiyetçi” olarak ilan ederim…
ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür: “Linç kültürü egemen olmuş yurdumuzda…Kıbrıs tarihini eğrisiyle doğrusuyla farklı bakış açılarını ötekileştirmeden tartışmaktan aciz olup vatan hainliği edebiyatına soyunanlara bir de Türkiye’ye yönelik hakaret içeren ifadeler kullandığı için Barbaros Şansal’a hukuk dışı yollarla “dersini vermeye” kalkışanlar eklendi. Hükümet de uyuşturucu ile yakalanan yabancılara dönük deport imkânını fırsata çevirip bu kesime siyasi prim verdi…” .
DİPTEKİLER
Peşkeş: Her fırsatta vatan millet edebiyatı yapan, KKTC’yi ilelebet yaşatacaklarını, tanıtacaklarını söyleyen hükümet, ülkeyi parsel parsel peşkeş çekmekten geri durmuyor. Orman arazileri, sahiller ve daha niceleri bir gecede birlerine devrediliyor veya kiralanıyor. Ve son numaraları, Kumyalı’daki 564 dönümlük arazinin 49 yıllığına özel bir şahsa kiralanması oldu. Bu hızla giderlerse yakında üzerinde yaşayacak toprak bulamayacağız… Şaka değil, hem kentlerde, hem kırsalda topraklarımız el değiştiriyor farkında mısınız?
































