Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

EYLEMLER HERKESİN GÖZÜNÜ AÇTI…

Güney’de Kıbrıs Türklerine yönelik şiddet hareketlerini yapanların tümünün ELAM’cılar olmadığını düşündüğümü yazmıştım.
Nitekim dün yazımı bitirdiğim saatlerde gelen açıklamada ELAM, saldırı olayı ile ilgileri olmadığını açıkladı…
Dün de dediğim gibi, ELAM fanatik bir örgüt. Terör eylemleri de var. Ne kadar inkar etseler de, son olayların içinde de göründüler. Ancak asıl endişe verici olan, lise ya da üniversitede okuyan, büyük bir ihtimalle bir örgüte mensup olmayan gençlerin bunlara özenmesi, tişörtlerini giymesi, taklit etmesi, görüşlerini paylaşması. Bu görüntü hepimizi korkuttu. 
Anastasiadis’in suçluların peşine düşmesi gerektiğini yazarken, bir yandan da Güney’deki anlaşma, uzlaşma, birlikte yaşama yanlılarından herhangi bir ses çıkacak mı, bizim gibi bu fanatizmi kınayan olacak mı diye de düşünmekteydim.
Önce Kuzey’deki muhataplarıyla birlikte faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinden ses geldi. Kınadılar.
Ama bence en önemlisi, başka Rum gençlerin toplanıp yürüyüş yapması ve saldırıları kınamasıydı. Demek ki, aynı eğitim sisteminden de geçseler, aynı kilisenin öğretisini de alsalar, sağduyulu bir kesim de mevcut.
İşte bu bana umut verdi…
Hani derler ya, bir musibet bin nasihattan iyidir diye, bu çirkin olay da nifak odaklarını Güney Kıbrıs kamuoyunda  tartışılır hale getirdi.
Eğer gelişmelerden gerçekten rahatsızsalar, bundan sonrası için Meclis Başkanı Sibel Siber’in de vurguladığı gibi, barış konusunu eğitimin içine almak zorundalar. Aynen bizim burada yaptığımız gibi… 
Güney’de gazetelerin olaya bakışı ve hangi görüşten olurlarsa olsunlar, kınamaları güzeldi. Yalnız dikkat çeken bir husus, AKEL lideri Andros Kiprianu’nun sözleriydi. Kiprianu, ELAM üyelerinin yakın geçmişte yaptığı bir eylem nedeniyle başlatılan cezai kovuşturmanın geri çekildiğini açıkladı.
Sorun da bu… Bugüne kadar cezalandırılan kimse olmadı. Kuzey’in eski bir Cumhurbaşkanı’na alenen saldıranlar, kamera görüntülerine rağmen bulunamadılar(!).
Şimdi bunların Güney Kıbrıs’ta, siyasi ortamda tartışılıyor olması, başlıbaşına iyi bir gelişme.  En azından, Anastasiadis yönetiminin “Bunlar bir kaç ahmak” diyerek savsaklama ya da gizleme yönünde yeni bir girişimi, karşısında AKEL’i bulacak.
Diğer yandan, olayın bizim taraftaki yansımaları da tartışılmaya değerdi.
Bir kısım insan, ağıza alınmayacak küfürlerle mesajlar yazdılar. Ama çoğunluk, “Bu çocukları siz bu hale getirdiniz, kalıcı bir barış istiyorsanız eğitim sisteminizi değiştirin” dedi…
İlle de barış, koşulsuz barış diyenlerse, Güney’deki eylemleri eleştirenlere faşist damgası vurmaya kalktılar. Hatta, sosyal medyada, yapılanlara kılıf uydurmaya çalışanları da gördük. Yani bu arkadaşlara Mehmet Ali Talat’ın söylemiyle soralım, Rum polisinin bu tutumu devam ederse, kurulacak “barış” yaşayabilir mi? Herkesin bu soruya sadece insani düşüncelerle, herhangi bir ideolojinin arkasına saklanmadan yanıt vermesi gerekir. 
Basında bir çok arkadaş barış gazeteciliği seminerlerine katıldık. Mümkün olduğunca kimseyi ötekileştirmemeye, aşağılamamaya, nefrete, ırkçılığa ve düşmanlığa karşı durmaya çalışıyoruz. Hatta anlamaya çalışıyoruz…
Ancak burada durum farklı. Kim ne derse desin, Kıbrıs Türkü güvenliğini tehlikeye atmak istemez. Çocuklarının, gelecekte, kendi yaşadıklarını yaşamasını istemez. Çoğunluğun tepkilerinin nedeni de bu…
Elmayla armudu, sapla samanı birbirine karıştırmanın manası yok.
Eğer birlikte bir yola çıkacaksak, güvenmek istiyoruz, o kadar…

 

YERİN KULAĞI VAR
GÜYA KRİZ ÇÖZMEYE GELMİŞTİ:
Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier iki toplum arasındaki krize katkı koymak için geldiği adada yeni bir krize neden oldu. Onuruna verilen akşam yemeği davetine Anastasiades’i Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak davet etmesine karşın, Akıncı’ya toplum lideri sıfatı ile davet yapması krize neden oldu ve sonuçta Akıncı davete katılmadı. Steinmeier, güya krizi çözmeye gelmişti ama, çözmek bir yana, yeni bir krize neden oldu…

GARANTİLERİN ÖNEMİ:
Kıbrıs Türk tarafının masada garantiler konusundaki ısrarının ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı. CTP eski Genel Sekreteri Kutlay Erk de dün katıldığı bir tv programında, “Bu tarz eylemler Kıbrıslı Türkler için, garantiler konusunun önemini bir kez daha ortaya çıkarttı” yorumunu yaptı. Yalan mı?

BU NASIL İŞ:
Devletin çoktan yıkması gereken kaçak inşaatlar yıkılmadığı gibi, bir de elektriğe kavuşturulmaya çalışılıyor. Kıb-Tek Maliye Bakanlığı’na bağlı. Her ikisinin yönetimi de sosyalist arkadaşların elinde. Benim bildiğim doğanın ve çevrenin korunması, sosyalizmin temel öğretilerindendir. Peki bu ne iş? Diğer taraftan, Kıb-Tek’in kaçak inşaatlara elektrik bağlama ısrarı ne kadar yanlışsa, Çevre Platformu’nun kararlı duruşu da o kadar güzel. Sürekli davalar açıyorlar, takibini yapıyorlar, yanlışlara karşı kamoyu yaratıyorlar. Son olayı da Ombudsman’a şikayet etme ve gerekirse eylem yapma kararı almışlar. Kendilerine hep birlikte destek olmalıyız. Zira bu kaçak inşaatlar konusunda burnumuza kötü kokular geliyor…

UNUTTUK GİTTİ:
Türkiye’den gelen su gündemden düştü gibi. Kurultaydı, kutlamalardı derken, bugünlerde su konusunda yaşanan tartışmalar sanki unutuldu gibi bir hava var. Halbuki yönetim konusunda henüz somut bir gelişme yok, gelen su denize akıyor, belediyeler yönetim konusunda ısrarcı. Ama ne hükümetten ne de hükümetin yazı gönderdiği Ankara’dan tıs yok…

ARKA KAPIDAN:
KOP ile KTFF arasında yaşanan üyelik krizinin ardından Başkan Sertoğlu yeni formüller üzerinde duruyor. Avrupa’dan bir takım alınacağını açıklayan Sertoğlu, Kıbrıslı Türk oyuncuları da bu takıma adapte ederek, spor ambargosunu delmeyi amaçlıyor. Sizin anlayacağınız ön kapıdan giremiyorsak, arka kapıdan girmeye çalışacağız… Umarım bu da KOP olayı gibi fos çıkmaz.

YARDIM TAMAM AMA KALICI OLMASINLAR:
Güney Kıbrıs’ta yapılan bir ankete göre  Kıbrıslı Rumların, mülteciler konusunda hassas oldukları, ancak onların Kıbrıs’ta kalmasını istemedikleri ortaya çıktı. Kuzey’de de mülteciler konusunda farklı bir görüş yok sanırım. Bu işe kendisini fazla kaptırmış birkaç kişi dışında…

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Ali Talat: “Ben de 2 yıl önce benzeri bir saldırı ile karşılaştım. ELAM saldırmış Rum polisi seyretmişti, Şimdi de  polis yine bu saldırılara müdahale etmedi. Bu ırkçı bir saldırıdır. Çünkü sadece Türk oldukları için saldırdılar vatandaşlarımıza… Saldırı düşmanlıktan dolayı değil, Türk olduğu içindir ve bakıyoruz Rum polisi ilgilenmiyor. Kıbrıs sorunu çözülür ve Rum polisinin tutumu bu yönde olmaya devam ederse, bu barış yaşamaz…”.

DİPTEKİLER
Kanlıdere: Bir süredir Ortaköy, Gelibolu, Marmara civarında oturanlar olarak korkunç bir kokuya maruz kalmaktayız. Acaba düşen iki damla yağmurla kanalizasyon sorunu mu çıktı derken, bir de baktık, Kooperatif yine atıklarını dereye boşaltmaya başlamış. Çok uzun yıllar önce buna çare bulunduğunu biliyorduk. Şimdi ne oldu da bu cesareti buldular acaba? Bu arada, Lefkoşa Belediyesi Kermiya, Ortaköy, Gönyeli çemberi civarındaki dere yataklarında sazları temizlemeyi düşünecek mi? Yağmurlar geldi geliyor. Yeni bir sel baskınının hiç özürü olmayacak…