Esnaf zanaatkar üretici marketçi off licence turizm ve diğerleri hiç ayrımsız toplumun tüm kesimleri ve iş insanları ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılardan etkilenmemesi mümkün değil,etkilenip etkilenmemesi dışında birçoğumuzun iş yerlerini kapattığını birçoğumuzun kapatmak üzere olduğu birçoğumuzun da bataklığın içinde çırpınmaya devam ettiği ve ülkeyi yönetenlerin de bataklıktan çıkmak yerine daha da çıkılmaz hale gelen yapısal sorunların çözümlerini bekleyemeyiz ben bilirim demekten başka bildiği bir şey olmadığını söylemeliyiz, anlatmalıyız bilmediklerini öğretmeliyiz.
Uzun zamandır ülkeyi yöneten ve sorunları ve çözümlerin tüm kesimler tarafından kendilerine en iyi şekilde iletildiğini bilmeliyiz.
Peki sorun nedir tabi ki sorunu görmezden gelmeden dünyada yaşanan pandeminin ülkemizde de bir takım sorunlar yarattığını bu gerçeklerin göz ardı edilemeyeceğini biliyoruz, Ancak 2 yılı bulan ve bu yıllar İçinde süreci zamana yayarak esnafın iş insanlarının sektörlerin kendi başına başının çaresine bakmalarına sadece ve sadece borçlanarak hayatlarını sürdürebilecekleri kapitalist yöntemleri bize çare gibi gösterip 2 yıl içinde tüm tasarruflarımızı ve önümüzdeki yılların bedelini ödeyeceğimiz borçlanmaları yanlış yönetimler sebep olmuştur.
Bu nedenle artık dur diyeceğimiz zaman gelmiş de geçiyor, anlamalıyız ki ülkedeki yönetimin kendi siyasal anlayışının ülkeyi bir şirket gibi görmesini ve kar zarar ilişkisi üzerinden tanımlar yaparak ekonomiyi anlatmaları özel sektörü nereye koydukları ile beraber, kamu çalışanlarını da şirketin elemanları gibi görmeleri çok normal midir.?
Tüm dünyada akaryakıtın ve enerjinin maliyetler noktasında yükseldiğini biliyoruz, bilmekle birlikte ekonomideki kayıpların artmaması,Işletmelerin kapanması 50 bine yakın istihdamın sigorta kaydından düşmesi yönetilemeyen bu sürecin sonunda kapanmaların artması ile birlikte istihdamında eksilmesi ülke ekonomisine ne gibi fayda getireceğini ülkeyi yönetenlerin bilmeleri gerekmektedir.
Bilirlerse ne olur derseniz bugüne kadar popülizm den öteye geçmeyen söylemler küçük zümresel çıkar gruplarını memnun ederek toplumun aklıyla alay etmekten öteye geçmemiştir,sonuç ise kocaman bir sıfır.
Yiyecek içecek sektörünün ve turizmin esnafın ve tüketicinin alkollü içeceklere konan verginin ne tür bir maliyeti olacağını düşünmeden devletin kasasına ne kadar daha para gireceğini hesaplayan bu yapı sonuçlarına katlanmalıdır.
Ülkede sütten daha ucuz olduğunu söyleyerek zamlar yapmanın aslında topluma ve ülke ekonomisine bakış açısını net bir şekilde göstermektedir hükümet.
Hiçbir ayrışmayı yapmadan ülkedeki temel tüketim ürünlerinin sosyal devlet tanımına uygun çok ucuz ve ihtiyaçlılara bedelsiz verilmesi için içkiye zam yapıldığına inanmıyoruz.
TL’ nin değer kaybının devam ettiği kazançlarımızın yüksek oranda Türk parası olduğu harcamaların büyük bir kısmının dövize endeksli olduğu bir ekonominin içinde esnaf olmak işi insanı olmak üretici olmak asgari ücretle çalışan olmak ne anlama gelir varın siz düşünün. Burada sorumluluk yüksek gelir gruplarına ve kamu çalışanlarına da düşmektedir hepimiz aynı ülkede aynı hayat pahalılığınnda ve zorluklar içinde yaşarken birbirimizi anlayarak sorunlarımızı ortaklaştırarak bu durumun içinden çıkabileceğimize inanmalıyız ve sonuçlarını da birlikte mücadele ederek ülkeyi yönetenlerin kaynakları tüm halkın ihtiyaçları noktasında adil,şeffaf,görülebilir ve sürdürülebilir bir şekilde planlar çerçevesinde yaparak hep birlikte dayanışma içinde bir sistem oluşturma noktasında ne gerekiyorsa onu yapmak için sokağa inerek demokratik hakkımız olan haklarımızı talep edeceğimizi bu dayanışmaya hepimizin birlikte vereceğimiz tepkiye bağlı olduğunu biliyor olmanın ötesinde göstermeliyiz. Tüm zamların geri alınması adil ve sürdürülebilir bir ekonomik düzen için birlikte mücadele ve dayanışma için var mıyız.?
































