2018 milat kabul edersek bu gün 2023 de yaşananların bir sonucu olacaktır.
Sonuçların tamamı12.000 işletmenin ekonominin içerisinde bu güne kadar neler yaşadığını bilenler bilmiyormuş gibi davranarak bugün ve bundan sonra yaşanacaklarında anlamamış gibi yapmak ülke yönetiminde bulunanların en iyi yaptığı davranıştır.
Son beş yılda işletmelerin % 50, si kapanmıştır, tekrar açılma oranı kapananların % 35 0ranındadır.
2023 de ise esnaf ve zanaatkar on bin civarında işletme ayakta kalama mücadelesi vermektedir, sektörlere göre değişmemesine rağmen 2020 pandemi öncesi gelirlere gelir kaybı % 50 ile % 25 oranında devam etmektedir.
Bu süreci yönetemeyen esnaf ve zanaatkarlar işletmelerini kapatmak zorunda kalmıştır, aslında yönetememekte ki kastım ülkedeki ekonomik istikrarsızlık sonucu esnafların kazançları ve birikimleri yetersiz ve TL olarak olduğu için bu süreçte ayakta kalmaları mümkün olmamıştır.
Ayakta kalabilen % 50 esnafın pandemi sonrası 3 yıl üst üste borçlanarak borç limitlerinin çok üzerine çıkarak haytının en az 10 yılını ipotek altına almıştır.
Bu sürecin sosyal devleti yönetme sorumluluğu alan hükümet bu yaşanan sorunların neresinde merak konusu diyemeyeceğim, sorunların oluşum sebebi olarak hükümetin ekonomi poltikasını eksiklikleri sonucu yaşanan krızi yönetemeyip krızin daha derinleşmesine sebep olmuştur.
Son beş yılda TL değer kaybı nedeni ile enflasyon, develiasyon TL alım gücünü kaybetmesi yaşanan süreci bizlere çağırmıştır.
Ülkemizde birden çok para biriminin olması,kapitalist sitemin fırsatçı anlayışı ülkedeki tücar zihniyete kuralsız kontrolsüz kazanç yolunu açmıştır,açılan bu yol denetimlik sonucunda resmi para birimi yerine döviz çeşitlerinin tercih edimesi yadırgamayan ve sorgulamayan hükümetler aldığı vergiye bakarak piyasayı bu konuda motive etmiştir.
Kendi nam ve hesabına çalışan zanaatkarların gelirlerinin % 95 TL,iken giderlerinin % 90 dövize veya dövize endeksli olduğu bu düzeni sorgulayıp gereğini yapacaklardır.
Orta boy esnaf işletmelerinde durumu biraz farklı olsa da sorunun aynı olduğu gerçeğini gizleyemez, burada gelirlerin % 80 TL iken, giderlerin % 70 0ranında döviz olduğu görünüyor.
Giderlerdeki merak etiğiniz bir konu olabilir, döviz giderinin dışında kalan kısım TL gideriniz nedir deseniz emek çalışanlarımız.
İçerisinde geçtiğimiz bu duruma esnaf ve zanaatkarlar seyirci kalmayacaktır,adaletli ve adil bir düzen için çalışanları ile birlikte yaşanabilir bir gelir düzeyi ve enflasyona karşı alım gücünün koruyacağı stabil para birimine geçişi başlatmıştır.
Öyle bir ülke düşününki
Her saat değer kaybeden TL kazanıyorsunuz, ödemelerinizin büyük bir oranını döviz ödüyoruz ve işletmeleri ayakta tutmaya çalışıyoruz.
Evet deniz bitti.
Artık emeğimizi başarısız yönetimler sonucu eriyip gitmesine izin vermeyeceğiz.
Emek en yüce değerin sosyolojik anlamının dışında mal ve hizmetlerinde nitel bedelinin karşılığını alma zamanı geldi ve geçmektedir.
Sektörler emeklerinin bedelini bir çok alanda etkin olarak kullanılan döviz olarak yıllardır alıyordur.
Bu durumu yadırgayanlar emeğin ve emekçinin kazandığı kazancının stabil para birimi olmasına itiraz edemezler.
Bugün kü bu durum malumun ilanındır.
Devlet yasalarını uygulamayıp ekonomi politikasını vahşi kapitalist yapıların acımasız ve tekelci yaklaşımlara göz yumması sonucu yaşananlara, esnaf ve zanaatkarlar daha fazla göz yummayıp ülkedeki ekonomik dönüşüme öncülük edecektir.
Sektörler planlı bir şekilde emeğinin bedelini stabil para birimi kullanımı sürecini başlatmıştır devam edecektir.
































