Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ESAS SORUN, SENDİKALARLA BAKANLIK ARASINDA…

Her yıl okullar açılır açılmaz, düğmeye basılmış gibi grevler de başlar ve öğretim yılı boyunca da yer değiştirerek devam eder.
Geçen yıl onlarca grev yapıldı çeşitli okullarda, çeşitli dönemlerde. Öğretmen eksikliği, hademe eksikliği, bina yetersizliği ve daha niceleri…
Her sorunun greve dönüşmesi nasıl rahatsız ediciyse, grevlerin altında yatan nedenler de o kadar rahatsız edici.
Ardı arkası gelmeyen, sanki de rutine bağlanan grevlere, eğitim aksadığı için karşıyız ama, sorunlar da orada duruyor…
En son Şehit Ertuğrul’daki sorun aklımızda. Yıl boyu devam etti. Sonunda, öyle veya böyle bir çözüm bulundu. Yani “Demek ki, irade olunca çözülebiliyormuş” dedik…
Olaya, bir de sendikaları bir yana bırakarak bakabilmek de lazım.
Bakın, önceki gün Gönyeli İlkokulu’nda ve Gülen Yüzler Ana okulu’nda greve giden KTÖS, sorunları Bakanlığa defalarca anlattıklarını söylüyor.
Anlatmışlar, ama çözüm bulunmamış. Ve sanırım en kötüsü de, bulunacağı yönünde bir garanti de verilmemiş.
Yani Sendika ikna edilemiyor ve grevlerin önümüzdeki haftadan itibaren yaygınlaşacağını duyuruyor…
Bu durumda tek yanlı suçlama haksız olur.
Eğitimin tarafları olarak bir masa etrafında buluşup,  çözüm yaratamıyorlar. Neredeyse her sorun grev nedeni oluyor.
Bir kere görünen, büyük bir iletişim bozukluğu var…  Birbirlerini dinlemiyorlar sanki… Ve tabii doğal olarak da güven sorunu var… Hatta inatlaşmaya varan bir ilişki var aralarında.
Bakan sürekli olarak, okullarda ciddi bir sorun olmadığını söylüyor, Sendikalarsa tam tersini.
Bakanlık da Bakan’dan ibaret değil sonuçta.
Siyasetin bu işleri karıştıran bir unsur olduğu açık da, tek başına değil…
Sorunları çözmesi gerekenler, sırf bu iş için görev yapan, maaş alan Müdürler, Müsteşarlar…
Peki onlar ne diyor acaba? Onları da dinleyebilsek keşke. En azından şu son grevlerin nedenleri konusunda…
İlköğretim Müdürü ne iş yapar, Orta Eğitim Müdürü ne iş yapar. Ya da mesela, Planlamadan sorumlu olan? Ve sonra, hepsinin başındaki Müsteşar? En mühimi, okulunda eğitimin devamlılığından sorumlu olan, ama sorumlulukları hiç konuşulmayan okul müdürleri…
Gerçekten merak ediyorum.
Bürokratlar sürekli değiştiği için mi oluyor bunlar? Büyük ihtimal. Adam daha koltuğa alışmadan görevden alınıyor. Hem de eğitim gibi teknik bir konuda. Yine partizanlık, yine adamcılık, eğitimin kendisini de, yönetimini de kalitesizleştiriyor, sorunları gereksiz yere kördüğüm haline getiriyor.
Böyle bir lüksümüz var mı Allah aşkına…
“Eğitimdeki sorunların müsebbibi illa da Bakan’dır” diyor olabilirler. Ama bakıyorum, son bir yılda kaç tane Bakan değişti, sorunlar değişmedii grevlerin sayısı azalmadı… Demek ki tek etken Bakanlar değil.
O zaman, Bakanlığın içindeki işleyiş, eğitime gösterilen hassasiyet, Bakanlıkla sendikaların birbirlerine bakış açıları sorunlu… Eğitim kesintisiz devam edemezken, kalitesini nasıl arttırabilirsiniz ki?
Ben bir reform hükümetinin, kemikleşmiş, alışkanlık haline gelmiş, sıradanlaşmış sorunları ortadan kaldıracağını, düşünmüştüm. Bakıyorum tarımda da, eğitimde de, sağlıkta da aynı yönetsel sorunlar devam ediyor.
Olaya bir de bu gözle bakmakta yarar var…
Tabii eğer yetkililer de eğitimin geldiği durumdan en az benim kadar rahatsızsalar…

 

YERİN KULAĞI VAR
DAĞITIM BESKİ, YATIRIM ÖZEL:
CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman, su konusundaki tartışmalara açıklık getirdi. Erhürman’a göre, uzmanlık gerektiren yatırımlar özel şirketler, dağıtım konusunda ise yetkili BESKİ olacak. Sonuçta ne şiş yandı ne kebap, tüm dünyada olduğu gibi, özel sektör-kamu ortaklığı kuruluyor… Bunca kavga ve gürültüye, vatan elden gidiyor çığlıklarına değer miydi…

ÖLME EŞEĞİM ÖLME:
Gazetelerin manşetleri euro’ya geçiş haberleri ile dolu. Öylesine bir sunum yapıyorlar ki, sanki bu aydan itibaren gelirimiz euro olacak. İlle de para birimimiz euro olsun diyorsanız öncelikle masadaki liderlerin bir metin üzerinde anlaşmasını, ardından referandumda iki halkın ‘evet’ demesini beklemek zorundasınız. Bunların hepsine cevabınız evet ise, o zaman hayırlısı olsun… İşin aslı bu.. Sansasyon meraklıları yine milleti kandırmaya kalktılar.

MERKEZ ÇARE BULMALI:
UBP Başkan adaylarından Ersin Tatar, emekli maaşlarından yıllar önce kestiği paraların iadesini bu hükümetin yapacağını öğrenince, Kurultay öncesi bir dertten kurtulduğunu söylemişti. Bu sefer de av tarihinin değişmesini istiyor. 1 Kasım’da avcılar avda olacakları için oy kullanamayacakları endişesini dile getirmiş.  Demek ki umudunu avcılara bağlamış… Bu durumda oy kaybı hayli fazla olacak. Zira hükümet böyle bir değişiklik yapmaz. Halbuki bu sorun halledilseydi, başkanlık çantada keklikti…

AKİM KAZANDI:
Kıb-Tek Yönetim Kurulu başkanı Akim, elektrik fiyatlarına yapılmasını istediği zam kararını sonunda allem etti, kallem etti Başbakan Kalyoncu’ya kabul ettirdi. Fiyatların akaryakıta endekslenmesiyle, okkalı zamların zemini de hazırlanmış oldu böylece. Başka işimiz yokmuş gibi, ne ödeyeceğimizi tahmin etmek için, dünya petrol borsasını takip edeceğiz artık…

KATLİAMA HAZIR OLUN:
Büyük Av Mevsimi 1 Kasım Pazar günü açılıyor. Toplam 10 gün sürecek. Yine öldürülen onlarca hayvan fotoğrafı sosyal medyada arzı endam edecek. Ama onlara sorarsanız, “bu katliamın değil, spor” diyecekler. Anlamadığım, hayvanları öldürmenin adı nasıl spor olur ki…

BİR SEVİNDİM, BİR SEVİNDİM: Ürün Güvenliği Yasası’na bağlı 27 Tüzük için çalışmalar sürüyormuş. Neden sevindim biliyor musunuz, Yasa daha 1 Haziran 2015’de yürürlüğe girmesine ve Hükümet Programı’nda da 18 ay gibi bir süre verilmiş olmasına rağmen, Tüzükler için çalışmalar hızlanmış da ondan. Malum ciddi bir konu, Yasa’nın çıkması da yıllar aldı. Tüzükler çıkmayınca, ne ilgililer herhangi bir sorumluluk taşıyacak, ne de denetim olacak. Umarım kısa sürede hazırlanır bu Tüzükler. Yine de istenirse olabiliyormuş, en azından bunu gördük. 

 

  ZİRVEDEKİLER
Harmancı'ya Helal Olsun: Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı, Avrupa Bölgesel Politika Komiseri Corina Cretu’nun Kuzey Kıbrıs ziyaretinde kendisine eşlik etmeyeceğini açıkladı. Belediye'den yapılan açıklama biraz karışıktı. Avrupa Komisyonu'nun açıklamasına baktım; Kuzey'de gezeceği yerler sıralanmış, "Kendisine Mr. Mehmet Harmancı eşlik edecek" denmiş.  Lefkoşa Türk Belediyesi'nin 1960 Cumhuriyeti'nde de ayrı bir varlık olduğu görmezden gelinmiş, Başkan'dan da herhangi biri gibi bahsedilmiş. Helal olsun Harmancı'ya gereken yerde dik durduğu için…

DİPTEKİLER
Yoannis Kasulidis: Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis, Türkiye’nin yükümlülüklerini (Türk askerinin adadan çekilmesi, limanların açılması ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmen tanınması) yerine getirmemesi halinde, AB ile üyelik müzakereleri çerçevesinde 23. ve 24. başlıkların açılmasına izin vermeyeceklerini söylemiş… Süreç başladıktan sonra yeni kurallar koymaya çalışıyor…