Köşe YazarlarıSürmanşet

ERSİN TATAR VE PROVOKATÖRLER…

Başaran Düzgün yazdı






Aydın Akkurt’un deyimi ile “milliyetçi güçler içinde fesat çıkarmak ve onları birbirine düşürmek için herşeyi yapan” provokatör yeni dönemde yine devrededir.

Bu kesimin dertleri elbette kendilerini ilgilendirir ama “doğruya doğru” demenin derdi de hepimizin olmalıdır.



Standart bir uzlaşma sağlayıp, prematüre demokrasimizi koruyacaksak dert de edinmemiz şarttır.

Herkes bilir, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar aynı zamanda bir yayıncıdır.

Geçmişte dergi yayınlamışlığı da vardır ama çok uzun yıllardır televizyon yayıncılığı yapıyor ve bir televizyon kanalının sahibidir.

Tanışıklığımız buradandır ve ahbaplığımızın artmasını  da pekiştiren bu özelliği olmuştur.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar bu ahbaplığımız sürdü.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde araya soğukluk girdi. Bize küstü.

Aramıza girenlerin ve O’nu bizden uzak tutanların kim olduklarını çok iyi biliyorum. Birkaç kez yazmışlığım da vardır.

Fakat şimdi konu o değildir.

Ersin Tatar, Eroğlu’nun UBP’de ve memlekette siyasi terör estirdiği, Asil Nadir ile bir olup da Havadis’i yok edip gömmeye çalıştığı dönemde bile hep bizim yanımızda durdu.

“Kimse asla gitmeyecek” diye fetvaların verildiği kuruluş yıldönümü kokteyllerimize tek başına katıldı, konuşma da yaptı.

Parti başkanı seçildiğinde ilk geldiği yer Havadis oldu. Başbakan olmasının daha ikinci saatinde Havadisi ziyaret etti.

Hacizlerle çökertilme operasyonları yapıldığında “geçmiş olsun” dileklerini esirgemedi.

Bazı parti başkanları gibi önce destek açıklaması yapıp sonra da açıklamasını geri çekmedi.

Tavrının arkasında  ve dik durdu.

Ben, tüm bunları önemsiyorum.

Ayrı görüşlerde ve noktalarda olsak da insani sıcaklık ve dayanışma Kıbrıs Türkünün en önemli hasletlerinden biridir.

Ve bu yüzdendir bizi ayrıştırmak, parçalamak, kavga ettirmek ve çatıştırmak isteyenler vardır.

 

***

 

Malum provokatör,  Rum basınında “Ersin Tatar Denktaş ekolünden gelmedir” yazıldı diye küplere bindi ve Tatar’a bir dolu hakaret yağdırdı.

Tatar’ın sahibi olduğu televizyonda çalışanları veya program yapanları işten atmadığı için, cumhurbaşkanlığında atadığı sözcüsü dahil beğenmediği bir çok insanı etkisizleştirmek için yazmadığını bırakmadı.

Cumhurbaşkanı Tatar’a saldıracak diye o insanlara hakaret etti.

Rum derin devletinin Kıbrıs Türklerini hiçleştirmek için İkinci Cumhurbaşkanı  Mehmet Ali Talat’dan itibaren “Denktaş’ın adamıdır, Türkiye’nin kuklasıdır” demesi bir politikadır.

Rum derin devleti bunu yaparken amacı Kıbrıslı Türklerin iradesinin olmadığını ortaya koymaya çalışmaktı.

Ama bu propaganda Dördüncü Cumhurbaşkanı Ersin Tatar için geçerli ve etkili değildir çünkü O’nun  Denktaş ekolünden olduğu bir gerçektir.

Türkiye’de yaşadığı ve Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanlığı yaptığı zamanlarda bile uluslararası toplantılar düzenleyip, Denktaş’ı da davet edip bir çok çalışmada bulundu.

Siyasete atıldıktan sonra da hep Dektaş’ın yanında olmaya çalıştı.

Şimdi Cumhurbaşkanı olarak savundukları da Denktaş’ın geçmişte savunduklarıdır.

Denktaş’ın geçmişte savunduklarına yanlış diyorduk, Tatar’ın şimdilerde savunduklarına da yanlış diyoruz.

Fakat bizim yanlış dememiz Tatar’ın Denktaş ekolünden olduğu gerçeğini değiştirmez.

 

***

 

Provokatörlerin zamanlarının geçtiğini ve son kullanım tarihlerinin dolduğunu zannetmiştim ama öyle değilmiş.

Dikkatli olmak gerekir.

Hele böylesi zor dönemde…

 







Başa dön tuşu