Zorlu bir sürecin ardından pek de zorlu olacak bir haftaya giriyoruz.
Seçim sonucuyla ilgili ilk değerlendirmem nedir bilir misiniz?
Ersin Tatar halefi Derviş Eroğlu gibi kaybedecek.
Kudret Özersay ile Serdar Denktaş seçim arenasından çekilecek.
Erhan Arıklı çekilirmiş gibi numara yapacak ama Kıbrıslı-Türkiyeli kavgası üzerinden nemalanmaya devam edecek.
Tufan Erhürman’a kalben üzüldüm.
Sonuçlarını bu yazıya sığdıramayacağım birçok sebepten dolayı aldığı oyu hak etmediğini düşünüyorum.
Kişisel tavsiyem, (eğer devam etme niyeti varsa) CTP’nin eski ve kalıcı her daim kadrolarına teşekkür etsin ve sonuçları doğru yorumlaması için aynaya baksın.
Bir de Narin Şefik’e üzüldüm.
Sadece 283 0y ile anayasa değişikliğine hayır oyu çıktı.
Yani Narin hanımın istediği olmadı.
Son iki gün kala Yüksek Mahkeme Yargıçlarının “bazılarının” hayır için çalıştıklarını işitince şok geçirdim.
Siyasilerin hep bir ağızdan evet diyeceklerini ama siyasetçilerin destekçilerinin hayır için propaganda yaptıklarını görünce çok içerledim.
Kendi hesabıma fikrimi soran yüzlerce kişiye “evet” propagandası yaptım.
Ama etkili olmamış demek ki ve Narin Şefik de 283 oy ile kaybetti.
Sory, yanlış zaman yanlış yöntem.
Keşke yargıyı da kapsayacak ayrı kampanya yapılsaydı.
Başsavcı yaştan emekli olacak konusunu gündeme getirmeseydi.
Yüksek mahkeme Yargıçları “hakim sayısı artacak kalite düşecek” propagandası yapmasaydı.
3 yıldır istinafı bekleyen davaların hürmetine evet dedim ama yetmedi.
**
Son sözüm müdahaleye.
Ters tepecek.
Tufan Erhürman’ı, Kudret Özersay’ı, Serdar Denktaş’ı çok kötü bir şekilde sandığa gömebilirsiniz ama Kıbrıs Türkü de sizi sandığa gömecek.
19 Ekim akşamını bekleyiniz…
































