Eroğlu Ankara’ya gitti Cumhurbaşkanı Gül, Meclis Başkanı Çiçek, Başbakan Erdoğan’la görüştü ve bir günlük ziyareti sonrasında Lefkoşa’ya döndü…
Ercan Havaalanı’nda medyaya yaptığı açıklama artık “siyaset klasiklerine” karışmışlığı ile o her zamanki yuvarlak ifadelerdi. Mesela:
“Çok yararlı görüşmeler oldu… Her konuda mutabakata vardık… Görüş birlikteliğimiz devam ediyor… Olumlu ve uyumlu noktadayız…”
Rutin hale gelmiş bu klasik açıklamalara bu kez TC’deki iç sorunlar da karışınca, “KKTC-TC ilişkilerini etkilemez” yollarında söylemler de sıkıştırıldı.
Tabii açıklamada Davutoğlu ve Beşir Atalay’la birlikte yemek yendiği ve bundan sonra atılacak adımların konuşulduğu hususu da vardı…
İŞTE “BUNDAN SONRA NE OLACAKTIR” LAFI: Biliniyor: Downer’ın istifası son anda önlendi. Altı ay daha görevde kalacak ama tırnak kadar umudunun olmadığı da açık!
Anastasiadis müzakerelerin, Ortak Açıklama ile tarafların deklere edecekleri “tek egemenlik” kararı ile başlaması konusundaki ısrarını devam ettiriyor.
Eroğlu “tek egemenliği” kabul etmesine karşın “federasyonun federe kanatlarının kendi içlerinde de egemen olmaları” konusunda direniyor…
YA ANKARA NE DİYOR? Eğer Eroğlu memnuniyetini beyan ediyorsa durum vaziyetlerde değişiklik yoktur diyeceğiz… Fakat soracağız? Q Vadis? (Nereye gidiyoruz?)
Doğrusu şu ki bu soruya cevap verecek argümanlara sahip değiliz… Fakat Rum’un eski Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis bir süre önce o her zamanki gerçekçi muhalefeti ile Cyprus Mail Gazetesi’nde bu cevabı bize değil ama Rum liderliğine şöyle veriyordu:
NIKOS ROLANDIS NE DİYOR: (Özetle aktarıyorum.) “…Ülkenin birleşmesi için elimden geleni yaptım. Bağırdım, ikaz ettim, tartıştım. 1960’dan bugünlere manzara hep ayni. Kimse yerinden milim kımıldamıyor. Ayni kelimeler, aynı duruş, aynı mantık. Büyük ihtimalle Nikos’un gelişi geç oldu… (Anastasiadis’in.)
Ve Rolandis devam ediyor: Artık Kıbrıslı Türklerin bize ihtiyaçları yoktur. Kendilerini bizim hissettiğimizden daha güvende hissediyorlar. Her şeyi değiştirdiler. Yasayı, sokakların isimlerini, şehir planlarını toprağın karakterini ve ibadet yapılan yerleri… TC’den gelen göçmenler tüm bölgeye yayıldı. Onları göndermek için pratik bir yol var mı?… Kıbrıslı Rumların malları işgal edildi… Halen pek çok politikacımız sorunun eski şarkıyı aynen söyleyerek çözüleceğini zannediyor. Bu insanlar otobüse binip diğer tarafa geçerlerse (Kuzey’e) ne olduğunu görecekler. Gerçekleri öğrenecekler…
UNUTMAYIN AMA ROLANDIS DE BİR RUM POLİTİKACISIDIR. Buna karşın gerçekleri görendir. Rum’un hayaller içinde geçirdiği kırk yılın dökümünü yaparken, anlatmak istediği Güney’in “treni kaçırmış olduğudur.” Ki yıllardır benzer olayı savunuyor ve diyoruz ki Rum liderliği EOKA’dan bu yana, Türk halkını “yok” farz ettiği için siyaset sahnesinde hep kaybetmiştir…
Şimdi Anastasiadis’e bakın. Bir Ortak Açıklama inadı ile bir yeni çözüm olasılığını daha dinamitliyor! Ve Rum halkının kayıplarına bir imza daha atmaya hazırlanıyor!
BU GERÇEKLERİ İYİ GÖRMELİYİZ: Yani Rolandis’in görüp söylediğini. Bu adada iki bölge esasında iki halklı bir çözüm olur ama her halde artık “Rum’un egemenliği altında” değil…
**********
EĞER ÇOK KÜLTÜRLÜ BİR “ÜST KİMLİKSEK” KENDİ KENDİMİZİ NEDEN ZEHİRLEYİP ÖLDÜRÜYORUZ?
Dobra dobra yazalım. Başından beridir TC’den kaydırılan nüfusu “eğitim zafiyetlerinden kaynaklı kültürel düzeysizliklerinden dolayı” hem dışladık hem de “kültür yapımıza uygun olmadıkları” savında eleştirdik…
Nitekim bu gerçeği sadece biz seslendirmedik. Mesela “Cumhuriyetin İlk Yüz Yılı” Kitabında ünlü tarihçi İlber Ortaylı da TC’den kaydırılan nüfus için bakın ne diyordu: “Adaya yerleştirilmemesi gereken unsurları getirdik. Oraya yerleşecek insanlar anavatanda belli bir yeri olan insanlar değil, meskeni olmayan Türkler olmalıydı. Diyelim Bulgaristan’dan gelenler gibi. Bu unsurlar hem oraya daha uyumlu olur hem de daha çalışkan olduklarından iş görürlerdi…”
Kısaca yanlış politikalarda olagelen nüfus kaydırması TC’deki entelektüellerin de gözlerinden kaçmadıydı. Nitekim bizim için de sorun “üst kimlik” sahibi oluşumuza bir türlü yakıştıramadığımız bu “alt kimlik” olayıydı… Bu nedenle kaydırılan nüfusla “Kıbrıslılık” olgusunda bütünleşmek mümkün olmadı…
FAKAT: Bu kültür harsını kendi aidiyetimize bu kadar iddialı şekilde yapıştırır, aramızdaki TC’li nüfusu bu nedenle dışlarken, özellikle son dönemlerde felâkete varan “kendi kendimizi zehirleme” olaylarını nasıl izah edeceğiz?
Ki ne hellimimizde kaldı sağlık ne kebaplarımızda! Tutun ki üretimlerimizle, yiyip içtiklerimizle harakiri yapar gibi kendi kendimizi zehirleyip öldürüyoruz… Ve diyoruz ki bazı insanlarımızın halkın hayatına kasteden bu tutumlarının sorumluluğu ile suçlarını da her halde “TC’li yurttaşlarımızın aidiyetlerine yazmayacağız! Çünkü bu memleket Meclis’inden Yargısına, bürokrasisinden kamu görevlilerine, öğretmenlerinden doktorlarına kadar falan, hâlâ bizimdir.”
Ve bizim olan bu memleket bir yandan çevre pisliğinde boğuluyor öte yandan gıda zehirlenmeleri nedeniyle kanserden kırılıyor! Hijyen olayları yüz karamız olurken yollarımız trafik kazaları nedeniyle sırat köprüsüne dönüşüyor…
Eee! hani bizim o meşhur “üst kimliğimizi” oluşturan ünlü kültürümüz? Yoksa beğenmeyip dudak büktüğümüz yurttaşlarımıza mı kaptırdık?
KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM: Sahibi mutlak’ı olduğumuz Kuzey’i per perişan ederken, sorun üzerine sorun dikerken sakın ola suçu kendimizden ötelere yıkmaya… Üretim tüketim ve ticari mekanizmaları elimizde tutarken artık gözümüzdeki merteği görmeliyiz ki avuç içi kadar bile olmayan bu coğrafyaya “lafazanlığını yapmakta olduğumuz o müthiş kültürümüzle sahip çıkmış olalım!”
**********
BEKLENTİLERİN GERİSİNDE KALAN MAĞUSA KENTİ
Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, kanalizasyon borularının döşenmesi nedeniyle kazılan tüm yolların üç aya kadar yeniden ve sıfırdan asfaltlanacağını açıkladı…
Bir süre önce bu “asfaltlama olayını” işittikte, “tam fırsattır” diyerek özetle şunları vurguladıydık: “Gelin bu vesile ile Mağusa’yı yolundan trafiğine, parklarından mesire yerlerine, sahillerinden imar iskânına kadar yeniden yaratacak, işte çağdaş bir kent dedirtecek konuma sokalım…
Ve ekledikti: Kaymakamlık, STÖ’leri, Belediye, Trafik birimi, Daire Müdürleri falan toplanın… Çağırın şehircilik uzmanlarını… Eski Eserler sorumlu ve yetkililerini… Vurun kafa kafaya ve “Mağusa’ya bu asfaltlama yapılırken biz ne yapabiliriz” diyerek bir plan çıkartın…
VE ASFALTLAMA ÇALIŞMALARI BAŞLADI: Bizzat Karakol bölgesinde başlayan çalışmaları gidip gördüm. Üstelik ne zaman bir yeni alt yatırım olsa duyduğum o heyecanı yeniden yaşadım… Ancak bu kez kuşku duyuyorum çünkü “sadece bir asfaltlama” çalışması vardır, ötesi yoktur diye düşünüyorum!”
“Nitekim beni, “hadi bir daha yazayım” dürtüsüne bu kuşkum itiverdi…
OYSA: Oktay Kayalp Mağusa’ya çok emek verdi. Yaptıkları “büyük” kelimesi ile ifade edilen “alt yapı yatırımlarıydı.” Ancak Kanalizasyon olayında “müteahhitler” tarafından ya gafil avlandı yahut yeterince denetim iradesi gösteremediğinden tüm başarılarını “şaibe” altına iten bir “başarısızlığa” tosladı. Ve zannedersek o kanalizasyon olayı da bundan sonrası arızaları ile sürüp gidecektir!
Yalnız Kayalp için asıl hüsran, “hayal edilen Mağusa’yı” yaratamamış olmasıdır. Ki sık sık tekrar ediyorum:
Mağusa ne turizm kenti olabildi ne liman…
Ne üniversite kenti oluş özelliğine bürünebildi ne de ticaret ve sanayi…
Ne bir sahil kenti görünümü kazanabildi ne de kültürel faaliyetlerin odağı…
Ne kasaba oldu ne köy!
Ne karanlık akşamları aydınlandı ne gündüzlerinin trafik sorunları bitti!
OYSA: Mağusa Belediyesi KKTC’deki tüm belediyelere ibretlik ve iftiharlık fark atan bütçesi, düzgün yönetimi ile tutun ki ülke belediyelerinin armada gemisi olmalıydı… Çalışanlarını her ay on üçüncü maaşlarına kadar çatır çatır ödeyen bu belediye, beklerdik ki Mağusa’yı parmakla gösterilecek bir kent haline getirsindi…
Hâlâ da bekliyoruz. Ve bu yazdıklarımızı da bu beklentilerimiz nedeniyle “serzeniş” haline getiriyoruz.
Tabii “yerel seçimler geliyor bu nedenle asfaltlama çalışmalarına başlandı” diyerek ucuz laflar sarf etmek de istemiyoruz. Fakat ısrarla ve tekrar, “Mağusa’yı ‘özlenen’ Mağusa yapmanın tam zamanı ve fırsatıdır” diyoruz…
































