29 Haziran’da yapılacak yerel seçimlerin, diğer seçimlere benzemediğini, seçim sonuçlarının kazanılan belediye sayısı dışında, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik planları da etkileyeceği hatta, alınacak sonuçların bazı partilerde yeni krizlere yol açacağını da yazmıştım. Son gelişmelere baktığımızda, bu iddiaların gerçekleşme payının oldukça yüksek olduğunu görüyoruz…
Özellikle UBP ile DP’de yaklaşan yerel seçimler öncesi huzursuzlukların arttığını ve olası bir seçim hezimetinde, her iki partiyi de ciddi iç krizlerin beklediğini görebiliyoruz. UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün genel başkanlığa seçilmesinin ardından ilk kez bir yerel seçim sınavı vermeye hazırlanıyor. Alacağı sonuçlar, hiç kuşkusuz bu yılsonu yapılacak olan kurultaydaki pozisyonunu belirleyecektir… Özellikle amiral gemisi olarak nitelendirilen Lefkoşa’da seçimin kaybedilmesi halinde, Lefkoşa İlçe Başkanı Faiz Sucuoğlu ile Özgürgün arasında bir hesaplaşmanın yaşanmasına kesin gözüyle bakılıyor…
DP’de ise yıllardır Serdar Denktaş’ın başkanlığı tartışılsa da, parti içerisinde güçlü bir rakibin olmaması Denktaş’ın sorunsuz olarak buralara kadar gelmesini sağlamıştır. Ancak 2013 seçimleri öncesinde UBP’den transferler ve yıllar sonra kazanılan seçim başarısı, birçok kişi tarafından UG kanadının başarısı olarak görülmüştür. Zaten Denktaş da seçimler sonrası Hasan Taçoy’u Parti’nin genel sekreterliğine getirerek, bedelini ödemiştir…
Son günlerde sıkça konuşulan bir iddia, DP-UG’nin yerel seçimlerde alacağı bir yenilgiyle, Serdar Denktaş’ın genel başkanlığının yeniden sorgulanacağı, hatta olağanüstü bir kurultayla değiştirilmesi planlarının yapıldığı yönünde… Bu eylemin, DP içerisinde güçlenen ve örgütlere hakim olan UG kanadı tarafından yapılacağı da gelen iddialar arasında…
Ve yerel seçimleri, kendi seçimi için bir kamuoyu yoklaması olarak gören Cumhurbaşkanı Eroğlu, iki parti içerisindeki bu dağınıklığın, yerel seçimlerde getireceği olumsuz etkinin kendi seçimlerine de yansıyacağını bildiğinden, seçim öncesi her iki partiyi de toparlamak ve yerel seçimlerde geç bile olsa, belli bölgelerde işbirliğine gitmelerini sağlamak için kolları sıvadı. İşte bu nedenle Eroğlu, Mağusa örneğinde olduğu gibi, DP’nin de Lefkoşa’da UBP adayı Kemal Deniz Dana için çalışmasını istedi. Geçtiğimiz gün iki partinin yetkilileriyle görüşen ve yaşanabilecek hezimetin bedelinin hem iki parti, hem de kendi seçimleri için oluşturacağı tehlikeyi anlatan Eroğlu, UBP ve DP’nin birbirlerine karşı söylemlerinde daha dikkatli olmalarını ve güç birliğine gitmelerini istemiş…
Eroğlu’nun ikazlarını dinleyen UBP ve DP yetkilileri, bunun ilk pratiğini de Lefkoşa seçimlerinde Dana’ya açık destek vererek, göstermek istiyor…
Hatta Lefkoşa’da UBP’nin yapacağı son mitinge, DP-UG’nin tam kadro katılarak destek verecekleri, Özgürgün ile Denktaş’ın da kol kola sahneye çıkacakları da bize gelen iddialar arasında…
YERİN KULAĞI VAR
CTP’DE SULAR ŞİMDİLİK DURULDU: CTP’de, son seçimler ve kurultay ile birlikte ortaya çıkan kriz hala daha devam etse bile, saman alevi kadar bir etki yaptığını görüyoruz. “Bıyıklı” diye ifade edilen ve Özkan Yorgancıoğlu’na karşı olan grup, “kara listeye” aldıkları adaylar lehine aktif görünmeseler de, aleyhte bir propaganda yaptıklarını da söyleyemeyiz. Yani bu seçimlerde söz konusu grup nötr bir tavır içerisinde…
REHAVETE KAPILAN KAYBEDER:
İttifakın gerçekleşmemesiyle, birçok bölgede kendi adaylarının öne çıkması, hiç kuşkusuz en çok CTP’yi sevindirmişti. Ancak öyle görülüyor ki, son gelişmeler CTP’nin bu rahatlığını bozacak gibi. Özellikle Mağusa’nın ardından, iki partinin Lefkoşa’da da ortak bir aday etrafında birleşmesi, garanti gözüyle bakılan birçok belediyedeki seçimleri de zora sokacak. Seçimlerin hep son gece kazanıldığı söyleniyor. Halbuki önümüzde daha koskoca 8 gün var. Bu sürede köprülerin altından çok sular akabilir.
ORUN RAHATLADI:
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun adaylığına karşı olduğu iddia edilen Halil Orun, seçime beş kala iki parti arasında el altından varılan mutabakat sonucu, oldukça rahatlamış oldu. Eroğlu’nun yeni bir krizin yaşanmaması için, Orun aleyhine başlatacağı iddia edilen kampanyayı da, şimdilik ertelemiş olduğu konuşuluyor. Bu gelişme üzerine Halil Orun’un oldukça rahatladığı ve son düzlüğe de moralli girdiği iddia ediliyor…
DİNÇYÜREK OYUNA MI GELDİ:
DP Milletvekili Hakan Dinçyürek’in Meclis’e sunduğu “Göç Yasası”nın geri alınması önerisi konusunda, DP Milletvekili Hasan Taçoy’un “Arazideydik, değerlendiremedik” açıklaması bir yere not edilmeli. Hani Anayasa değişiklikleri konusunda da “Çalışamadık” demişti. Ben Dinçyürek’in bunu kendi başına yaptığına inanmıyorum. Şu sıralar gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bile bile, seçim öncesi ortaya sürdüler, sonra da “haberimiz yok”a yattılar. Olan bu…
KAÇAKÇILIKTAN MEMURA KAYNAK:
Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş’ın açıklaması ilginç. Göç Yasası dedikleri maaşların düşürülmesi yasasının geri alınması için hükümete kaynak öneriyor. Bunların arasında, sigara, içki, akaryakıt ve diğer kaçakçılık olayları ile ihale yolsuzlukları var. Bunlar nasıl kaynak oluşturabilir ki? Kaynak dediğin, sürdürülebilir olmalı. Acaba sendika yasa dışı işlerin vergisinin alınması halinde, sürdürülebilir bir kaynak olduğunu mu düşünüyor..?
YA VERMEZLERSE:
Özkardaş, TDP’nin dışındaki diğer “Göç Yasası”nın ertelenmesine destek vermelerini de eleştirdi ve yaklaşan yerel seçimle öncesi diğer sendikaların da kabul etmesi halinde “bu partilere oy verilmemesi” çağrısı yapılmasını istedi. Özkardaş’ın isteğinin kabul edilmesi halinde, yerel seçim sonuçlarında ciddi değişiklikler yaşanabilir ve bu iş de TDP’ye yarar… Ama acaba bu sendikalar kitlelerini böyle bir konuda yönlendirebilirler mi?
ZİRVEDEKİLER
BASS: Kıbrıs Türk Banka, Sigorta ve Ticaret Çalışanları Sendikası… İsimlerini ilk kez duydum. Ama söyledikleri doğru. Başkan Ali Yeltekin özel sektör çalışanlarının büyük bölümünün sendikasız olduğunu, izin ve çalışma saatleri konusunda mağdur durumda olan, çalıştığı halde Sosyal Sigorta primi yatırımı yapılmayan, yasal doğum izninin verilmeyen pek çok özel sektör çalışanı bulunduğunu söylüyor ve tüm bunların devletin denetim görevini yerine getirmemesinden kaynaklandığını vurguluyor. Halbuki sendikalaşma zorunlu hale gelse, devletin denetim yükünü büyük ölçüde sendika üstlenecek. Haydi emeğin partisi, güç sizde değil mi..?
DİPTEKİLER
KTHY’nin Açık Hesabı: Bugün tam 4 yıl oluyor. Bu ülkenin siyaseti, hala hesabını sormuyor, soramıyor. Sorulmadığı sürece de, ülkenin düzeleceğine kimse inanmıyor. Bilinçli ya da bilinçsiz, beceriksizlik ya da yolsuzluk, ne isterse olsun, ortaya çıkartmaya kimsenin gücü yetmiyor. Çünkü bu ülkede siyaset, sadece kapı kapı gezip oy toplamak… Devletin malını yerle yeksan edeni bile hesaba çekemeyen bir siyasi yapılanma…
Foto Gündem
18 Haziran günü hunharca işlenen bir cinayete kurban giden polis Müfettişi Mehmet Bayraktar gözyaşları arasında dün köyünde toprağa verildi. Bayraktar’ın cenazesi, çok sevdiği köyü Kuruova’da, merhum babasının yanına defnedildi
































