Köşe Yazarları

Eroğlu bu değişiklikleri onaylar…


Haftalardır retçi duruşu ile dikkat çeken, bu konuda da DP-UG’den de “el altından” destek gören UBP’nin başına “saksı düşmüş” olsa gerek ki, bir anda Anayasa değişiklikleriyle ilgili 360 derece dönüş yaptı ve onay verenler arasında yerini aldı…

Hem UBP, hem de DP-UG Anayasa değişikliklerine destek verdi vermesine de, resmen kuşa çevirdikten sonra. CTP ise topluma verdiği sözünü yerine getirebilmek adına, birçok “olmazsa olmazlarından” vazgeçti, taleplere rıza göstermek zorunda bırakıldı…
Şimdi top Saray’da… Anayasa değişikliklerinin 29 Haziran’da referanduma götürülebilmesi için Eroğlu’nun imzası şart. Akıllardaki soru, Eroğlu’nun imzalayıp imzalamayacağıdır.
Ben diyorum ki kesinlikle imzalar. Yani siz UBP’nin birden bire yaptığı bu geri dönüşe kendi kendine mi karar verdiğini sanıyorsunuz…
Bundan sonra vatandaş 29 Haziran’da sandık başına gidip, Anayasa değişikliklerini ya onaylayacak, ya da reddedecek…
Peki ama UBP “onay vermeyiz” dediği bu değişikliklere ne oldu da evet dedi acaba..? Dün de yazmıştım UBP’nin evet demesindeki en önemli etken, toplumun referandumda bu değişikliklere onay vereceğinin açık açık ortaya çıkmasıdır. Bu durumda hala retçi davranmanın getireceği riski göze alamadılar…
UBP’nin referandumda “hayır kampanyası” yapmak zorunda kalması elde edilecek sonuçlara göre büyük bir risk taşımaktaydı. Bu da, 2015’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik Eroğlu’nun elinin zayıflamasına neden olacaktı. Referandumdan güçlü bir evet çıkması halinde, “hayır” kampanyası yürüten partilerin hanesine eksi puan yazılacağından, kimse böyle bir tehlikeyi göze almak istemedi…
Çünkü biliyorlar ki referandum sonucu ile oluşabilecek havayı da arkasına alan CTP, cumhurbaşkanlığı seçimleri için de önemli bir ivme yakalayacaktır.
İşte bu nedenledir ki hem UBP, hem de DP-UG, referandum sonuçlarında elde edilecek başarının, CTP hanesine yazılmasını önlemek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, kendi adayları olduğunu açıkladıkları Derviş Eroğlu’na zarar vermemek adına Anayasa değişikliği konusunda uzlaşıya gitmeyi tercih etmişlerdir…
Zaten başından beri karşı oldukları birçok değişiklik maddesinin yeni Anayasa’da yer almasını önlemişler, kalanları da kendi isteklerine göre revize etmeyi başarmışlardır. O zaman bu “kozmetik değişikliklere” onay vermeyip kamuoyu önünde puan kaybetmektense, onay vererek puan toplam yolunu seçmişlerdir.
Mesela, milletvekillerinin servet beyanlarının toplumun bilgisine getirilmesi önlenmiş, eski şekliyle bırakılmış…
Ülkenin en büyük sorunlarından biri olan çevre konusunda, yapılmak istenen değişiklikler yumuşatılmış, devletin çevre konusundaki sorumlulukları daraltılmıştır…
Yıllardır Meclis’te yaşanan nisap sorununu ortadan kaldıracak olan ve Meclis’in açılabilmesi için gereken 26 sayısının 17’ye düşürülmesi, azınlık hakları ve vicdani ret ise baştan reddedilmiştir. Sivilleşme konusunda CTP ve de TDP’nin olmasa olmazları arasında bulunan, “Geçici 10. Madde”nin adı bile geçmemiştir…
UBP, kuşa çevrilmiş bu Anayasa değişikliklerine “evet” diyerek hem kamuoyundan olumlu puan toplamayı; hem de 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bunu kendi hanesine yazdırmak isteyen CTP’nin “oyununu” bozmayı hedefledi…
İşte bu nedenledir ki, Cumhurbaşkanı da Sivas ziyaretinden sonra, gerekli süreyi doldurmadan, onayı verecektir. Bu iş bitmiştir, hayırlı olsun.

YERİN KULAĞI VAR
YOK ARTIK, DAHA NELER:
Müzakere masasında yine yönetim ve güç birliği konusunda tıkanma… Bin defa görüşülüp, mutabakata varılan dönüşümlü başkanlık bile tartışılıyormuş. Bu nasıl saçma bir süreçtir ki, her bir kaç yılda bir aynı konular farklı insanlar arasında tartışılır durur. Sorun tek, çözümü tek, ama su taşınan sepetlerin haddi hesabı yok. Bir kez daha düşündüğümü yazayım, bir anlaşma olacaksa, bu, o masanın dışında olacak ve bu konular belki de bir kaç günde halledilecek. Yoksa Rumlar her bir kaç yılda bir aynı sorunları değişik şekilde ortaya çıkartmayı sürdürecek…

NİSAP SORUNU DEVAM EDECEK:
Anayasa değişiklik taslağında Meclis’te nisap sağlanması için 17 sayısının yeterli olması önerisi vardı. UBP buna itiraz etti ve taslaktan çıkarttırdı. Oysa kendileri de zamanında nisabı sağlayamadıklarında CTP’den yardım isterlerdi. Acaba o zaman CTP’den aldıkları “26’yı bulun Meclis’i çalıştırın” tepkisinin intikamı mıydı bu? Eğer öyleyse çok yanlış. Bugün bana, yarın sana. Temel hedefin Meclis’i çalıştırmak olması gerekmez miydi? Dedik ya, bu ülkede koskoca Anayasa bile iç siyasete malzeme olabiliyor.

DAHA YAPACAKLARMIŞ:
Dün yayınlanan yazımızda, su konusunda yapılan çalıştayda dikkat çekilen tehlikeleri sıraladık. Ardından da yetkililerin ne yaptığını merak ettiğimizi yazdık. İlgili bakanlıkların birinden arayan bir yetkili, çalıştayın amacının zaten yapılması gerekenleri ortaya koymak olduğunu söyledi. İyi güzel de suyun gelmesine şunun şurasında bir kaç ay kaldı. Bu sürede ne o yasalar çıkabilir, ne e-coli bakteriyle, ağır metalleri arıtacak tesis kurulabilir ne de planlama yapılabilir. Rabbim selamet…

CTP’DE HEDEF 19:
CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, 19 beldede halkın temel belediyecilik hizmetlerini dahi alamadığını kaydederek, batık belediyeleri alacaklarından emin olduklarını iddia etti. Daha önce seçimlerdeki hedeflerinin, 14 ve üstü belediyeyi kazanmak olduğunu açıklayan CTP’nin asıl hedefinin 19 olduğunu mu anlamalıyız bu açıklama ile…

BU DA BİZİM AYIBIMIZ:
Dünkü gazetelerde yer alan iki haber oldukça ilginçti. Bir tanesi, 21 Aralık 1963’te çıkan olaylardan dolayı ibadete kapanan Güney’deki Tahtakale Camii’nin yeniden ibadete açıldığı ve Din İşleri Başkanı Tayyip Atalay’ın 51 yıl aradan sonra camide ilk namazı kıldırdığıydı. Diğeri ise Gazimağusa’nın Maraş Bölgesi’nde bulunan Rum mezarlığının ilgisizlik nedeniyle içler acısı bir durum ve ağıl olarak kullanıldığıydı. Tümüne aynı ilginin gösterilmesini bekliyor insan.

BU DA YIKIM AMA…: Surlariçi’nden bir yıkım haberi daha. Cumhurbaşkanlığı önündeki çirkin görüntü sergileyen yapılar yıkılıyor. Ancak bu kez yerine yeşil alan yapılacak. Proje Mehmet Ali Talat’ın döneminden… Benim aklımda kalan, bölge esnafının tepkisiydi ve Talat Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra proje yarım kalmıştı. Gecikmiş, ama doğru bir karar…

ZİRVEDEKİLER
Partisiz Muhtarlık: Ülke genelindeki 237 muhtarlıktan 64’ünde tek aday çıktığı için, seçimsiz kazandıkları ilan edildi. Bunun nedeni bence, muhtarların parti adayı olmaması. Eski uygulama devam etmiş olsaydı, partiler ne isterse olsun bir aday çıkartmak için uğraşacaklar, boşu boşuna çekişme yaşanacak, çoğu yerde de particilik yüzünden, iyi olan kaybedecek, partisinin oyu yüksek olan performansına bakılmaksızın seçilecekti. Şu anda rakipsiz kazananların, bölgesinde sevilen ve işini doğru yapanlar olduğuna kuşku yok…

DİPTEKİLER
Biray Hamzaoğluları: CTP İskele Milletvekili Biray Hamzaoğluları bir gazeteye yaptığı açıklamada, “Benim Meclis’ten aldığım maaş, harcamalar çıktıktan sonra zaten asgari ücrete denk geliyor ve ancak geçiniyorum. Maaşı keserlerse geçinemem” deyivermiş. İyi de milletvekilliğini “geçim kapısı” olarak mı görüyordu acaba Sayın Hamzaoğluları..?

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı