Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ERMENİLERDEN ÖZÜR DİLEMEK…

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yine herkesi şaşırtan bir açılım yaptı.

1915’te yaşanan Ermeni olaylarının 99. yıl dönümünde,   taziyelerini ve üzüntülerini bildirdi.
Erdoğan’ın bu açılımı Ermeniler arasında temkinli bir iyimserlikle,  birçok ülkede ise memnuniyetle karşılandı.
Erdoğan’ın en azılı düşmanları bile bu açılım karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler.
Sadece MHP’nin ve ulusalcılık adı altında MHP çizgisine kayan solcuların itirazları oldu.
Bir de eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in.
En ilginci ve tartışılması gereken Demirel’in söyledikleridir.
Konuyla ilgili görüşlerinin soran gazetecilere Demirel  kısa ama manidar bir açıklama yaptı;
“Erdoğan şahsi taziyelerini iletti…”
Bu ne demektir?
Ermeni sorunu konusunda Erdoğan’ın şahsi düşünceleri olabilir, bu düşünceler çerçevesinde şahsi taziyelerini de iletebilir.
Ama o kadar.
Erdoğan’ın taziyesi devleti bağlamaz.
Erdoğan’ın Başbakan olması da bu sonucu değiştirmez.
Çünkü Demirel’in temsil ettiği ideolojiye göre devlet ayrı Başbakan ayrıdır.
Devletin  Ermeni sorunu konusunda ve daha birçok konuda  açık veya saklı görüşleri vardır.
Başbakan da olsa bu görüşlerin dışına kimse çıkamaz.

       ***

Demirel’in dile getirdiği geçmiş dönemin devlet yapılanmasıdır.
Hani  yaygın söylemle derin devlet yapılanması.
Halkın seçtiği vekillerin, parlamentonun, hükümetin bir esamesi yoktur.
Sivil ve askeri bürokrasinin oluşturduğu bir sistem vardır ve herkes ona tabiidir.
Tabi olmayanlar da şu veya bu şekilde tasfiye edilir.
Bu yüzdendir ki Türkiye’nin tarihi aynı zamanda darbeler,  parti kapatmalar ve siyasi cinayetler tarihidir de aynı zamanda.
Demirel,  doğru söylüyor.
Ermeni sorununda Erdoğan farklı bir tavır ortaya koydu.
Ama Demirel bir noktada yanılıyor.
Erdoğan’ın ortaya koyduğu tavır, şahsi tavrı değildir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin hükmi tavrıdır.
Çünkü Demirel dillendirdiği yapılanmanın artık geçmişte kaldığının farkında değildir.

     ***

Türkiye’de sadece 1915’te değil çok sonraları da Ermeni vatandaşlar çok ciddi sorunlar yaşadılar.
Bu kısıtlı sütuna sığmayacak denli büyük haksızlıklara uğradılar.
Ve ne acıdır ki Türkiye’de kendi ermeni vatandaşlarına o haksızlıkları reva gören zihniyet, Kıbrıs’ta da Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Ermenilerin arasına da girdi.
Aslında Kıbrıslı Türklerin  hegomonyacı Rum zihniyetine karşı mücadelesinde Kıbrıslı Ermeniler hegomonyacı Rum zihniyetinin yanına itildi.
Kıbrıslı Türklerle aralarında hiçbir sorun olmamasına karşın Kıbrıslı Maronitler ve Kıbrıslı Latinler gibi düşman ilan edildiler.
Erdoğan’ın açıklaması, Kıbrıs’ta bu düşmanlığın ortadan kaldırılmasına vesile olabilir mi?
Geçmişte yaşananlardan dolayı Kıbrıslı Ermenilerden özür dilenip yeniden bir arada ve dostluk içinde yaşamanın yolları açılabilir mi?
Tartışmakta fayda vardır.