Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Erkek Beyni

Önce ‘Kadın Beyni’ kitabını köşede yazmıştık; şimdi de Prof. Dr. Louann Brizendine’ın ‘Erkek Beyni’ kitabını tartışalım*. Sanırım toplumların tarihsel gelişim aşamasında ‘erkek beyni’, kadın beynine göre daha fazla rol almıştır. Ne yazık ki Dünya’nın yaşanamaz bir sonuca doğru evrilmesinde de en büyük suç ‘erkek beyni’ne aittir. O nedenle bilimsel bir kitap olan ‘Erkek Beyni’ herkes tarafından okunmalı; özellikle toplumları yönettiğini sananlar tarafından.

İnsanlık tarihinde, yönetimde daha büyük oranda yer almış olan ‘erkek beyni’ dünyayı felakete sürükledi. Savaşlar, çevre kirliliği, işsizlik, ırkçılık, açlık, susuzluk, sömürü, hastalıklar, ekonomik krizler gibi pek çok problemin yaratıcısı aslında ‘erkek beyni’dir. Kadın beyninden farkları, dünyayı yaşanamaz ve içinden çıkılamaz problemler yumağı haline dönüştürmesine neden oldu. Bu nedenle erkek beyni araştırma konusu yapılıp, analışması gerekmektedir. Kitap tam da amaçla yazılmıştır.

Brizendine, ‘Kadın Beyni’ kitabının devamı olarak gördüğü,‘Erkek Beyni’ kitabı da bilimsel çalışmalarla destekli olarak okuyuculara sundu (kaynakça 105 sayfa). Profesör olan Brizendine, tıp eğitimini Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Berkeley’deki California Üniversitesi Nöro-biyoloji Bölümü’nde almıştır.

Erkek beyni; sorun çözmek için tasarlanmış bir makinedir; bir sorunla karşılaştığında çözüm bulmak için duygusal yapıları değil analitik yapıları kullanır; rekabet ettikçe gelişir, sert oynar, hiyerarşi konusunda takıntılıdır; seksle ilgili bölümü kadın beynine kıysala 2.5 kat daha büyüktür.

Erkek beynini kontrol altına alan hormonlar; Testosteron, Vazopressin, Müllerin İnhibe Edici, Oksitosin, Prolaktin, Kortizol, Androstenedion, Dopamin, Östrojen’dir. Bu hormonlar beynin ilgileneceği şeyleri belirleyebilirler. Amaçları sosyal, cinsel, korumacı ve saldırgan davranışlara, çiftleşme ve ebeveynlik güdülerine rehberlik etmektir. Yazara göre bu hormonlar erkeğin yaptığı pekçok davranış üzerinde etkili olur. Örneğin itişip kakışma, sportif mücadele, sorun çözme, yüz ifadelerini ve başkalarının hislerini yorumlama, çekici kadınlara arzuyla bakma, aileyi ve malını koruma, mastürbasyon yapma ve cinsellik.

Erkek ve kadın beyinleri, rahme düşüş anından itibaren farklıdır. Yazara göre kadın ve erkek beyinleri arasında her hücre seviyesinde farklılıklar var. Eril hücrede Y kromozomu var, dişi hücrede yok. Bu farkın beyin üzzerindeki etkisi, genler hormonların daha sonraki dozajlarını belirlediği için çok erken başlıyor. Rahme düştükten 8 hafta sonra küçük testisler beyni marine edecek ve yapısını başkalaştıracak kadar testosteron üretmeye girişir. Erkek beyni hayatı boyunca, hem genler hem de eril seks hormonları tarafından oluşturulan bir tasarıma göre yeniden ve yeniden şekillenir. Erkek beyninin biyolojisi erkeğe özgü davranışları şekillendirir.

Beynin mimarisi, eskiden inanıldığı gibi doğumda ya da çocukluğun bitişinde son halini almıyor, hayat boyunca değişmeye devam ediyor. Beyin çağdaş bilime göre, biçim verilebilir ve değişkendir. Bu bilgi insanlık için çok önemli. Beyin mimarisinin istenilen yönde tasarlanması bağlamında büyük bir olanak tanıyor demektir.

Yazar, insan beynini bilinen en yetenekli öğrenme mekanizması olarak tanımlıyor ve bu nedenle de içinde büyüdüğümüz kültür ve bize öğretilen davranış biçimleri, beyinlerimizi şekillendirmede ve yeniden şekillendirmede büyük rol oynadığını vurgulamaktadır.

Beynin yapısını bilmek neden önemli? Bu soruya da kitapta yanıtlar mevcut. Yazar, eğer beynin biyolojik bir durumunun dürtülerimizi nasıl yönlendirdiğini bilirsek, nasıl hareket edeceğimizi ya da etmeyeceğimizi yalnızca bu dürtüleri takip ederek değil, kendimiz seçerek belirleyebiliriz kanısını taşımaktadır. Kanımca böylece erkeklerin davranışlarının gerisinde yatan nedenleri de görerek, karşımızdaki kişiyi ona göre değerlendirmek, insan ilişkilerini daha doğru bir noktaya geitir.

Kitaptaki bir örnek aynı soydan gelenlerin evlenmemesi gerektiğinin beyinle ilgisini şöyle aktarıyor; annelerinin bedensel yakınlığı ve kokusunun ergenlik çağındaki erkeklere itici geldiğini tespit etmişlerdir. Biliminsanları bu durumun aynı soydan gelenlerin üremesine karşı bir koruma sağlamak için evrim sürecei içinde oluştuğunu düşündükleri, yazar tarafından aktarılmaktadır.

Bu örnek ergen bir erkeğin annesi ile arasına neden mesafe koyduğu ile ilgili gerçek biyolojik nedeni açıklamaktadır. Anneler ergen erkek çocuklarının bu davranışlarını ‘ergen oğlum beni istemiyor’ bağlamında yorumlamaması gerekir. Kitap bu gibi örnekleri açıklamada pek çok veri ve olgu sunmakta. Öğretmenler, ebeveynler, eşler bu kitabı okumalı. Erkek beyninin nasıl oluştuğunu, çocuklukta nasıl şekillendiğini, ergenlik ve sonraki dönemlerinde nasıl göründüğü anlaşılması önemlidir. Hatta öğretim sürecinde hangi uyarıcılar erkek beyni için daha kolay anlaşılırdır, erkek öğrencilerin tepkilerinin hangilerinin hoş karşılanması veya kabul edilmesi konusunda ve daha pek çok olguyu doğru algılamak için, ‘Erkek Beyni’ kitabı mükemmel bir rehber.

  • Dr. Louann Brizendine (2015). Erkek Beyni (5. Baskı). İstanbul Say Yayınları.